Malatya Lider Gazetesi
HV
25 MAYIS Pazartesi 04:03

Modern Şehirlerin Gölgesinde Unutulan İnsanlık Borcu

MUAMMER TETİK
MUAMMER TETİK

Eskiden bir mahallede biri ağlasa, sesi üç ev öteden duyulurdu.

Duyan sadece kulağıyla duymazdı üstelik. İçinden de duyardı. Kapılar çalınırdı. “Hayırdır?” denirdi. Bir tencere yemek inerdi aşağıya. Bir y.şlının pazardan döndüğü görülse, poşetinin ucundan tutulurdu. Bir çocuk sokakta düştüğünde, kimin çocuğu olduğuna bakılmazdı. Çocuktu çünkü. Canı yanmıştı. Bu kadarı yeterdi.

Şimdi öyle mi?

Şimdi herkes kendi küçük fanusunda yaşıyor.

Kulaklıklar kulakta. Gözler ekranda. Kapılar kilitli. Kalpler daha da kilitli. Aynı apartmanda oturup birbirinin cenazesinden haberi olmayan insanlar var artık. Aynı asansörde karşılaşıp başını telefondan kaldırmayan insanlar. Aynı şehirde yaşayan ama birbirine neredeyse yabancı kabileler gibi duran kalabalıklar.

Buna da modern hayat diyoruz.

Belki de adını yanlış koyuyoruz.

Çünkü modernlik, insanı daha zarif, daha dikkatli, daha vicdanlı yapacaksa güzeldir. Ama insanı mekanikleştiriyorsa, her şeyi otomatiğe bağlıyorsa, ruhu inceltiyorsa değil. Sabah kalk, işe git, para kazan, alışveriş yap, eve dön, ekrana bak, uyu. Ertesi gün yine aynı. İnsan değil de sanki kurulmuş bir saat gibi. İşleyen ama hissetmeyen. Dönen ama duymayan.

İşte asıl mesele burada.

Biz sadece alışkanlıklarımızı kaybetmedik. Biraz masumiyetimizi de kaybettik. Biraz mahcubiyetimizi. Biraz utanma duygumuzu. Biraz “ayıp olur” terbiyesini. Biraz “komşu açken tok yatılmaz” inceliğini. Eskilerin “edep” dediği şey vardı ya, hani insanın kendini frenlemesi, haddini bilmesi, karşısındakinin kalbini hesaba katması… İşte ondan eksildik.

Bugün herkes çok haklı.

Herkes mağdur.

Herkes yorgun.

Herkes öfkeli.

Ama nedense kimse dönüp de “Ben kimin kalbini kırdım?” diye sormuyor.

İşte bunun adı yabancılaşmadır. İnsan önce çevresine yabancılaşıyor, sonra emeğine, sonra komşusuna, sonra kendi kalbine. En sonunda da acıya yabancılaşıyor. Bir yerde biri ağlıyor, biz geçiyoruz. Bir çocuk üşüyor, biz bakıyoruz. Bir kadın eziliyor, biz yorum yapıyoruz. Bir yaşlı yalnız kalıyor, biz “hayat böyle” deyip sıyrılıyoruz.

Oysa hayat böyle olmak zorunda değil.

Vicdan dediğimiz şey sadece insanın içinde duran küçük bir sızı değildir. Toplumların da vicdanı olur. Hatta olmalıdır. Bir toplum, zayıfını nasıl koruduğuyla belli olur. Yetimine nasıl baktığıyla. Fakirine nasıl davrandığıyla. Düşene gülüp gülmediğiyle. Güçlünün karşısında susup susmadığıyla. Mazlumun sesini duyup duymadığıyla.

Bir toplumun vicdanı varsa, orada kimse tamamen yalnız kalmaz.

Bir toplumun vicdanı varsa, garip kapı kapı dolaşmaz.

Bir toplumun vicdanı varsa, insanlar birbirinin acısını seyirlik malzeme yapmaz.

Ama toplum vicdanını kaybederse ne olur?

Geriye düzen kalır, fakat ruh kalmaz. Kanun kalır, fakat merhamet kalmaz. Bina kalır, fakat yuva kalmaz. Kalabalık kalır, fakat cemiyet kalmaz.

Bizim bugün en büyük yoksulluğumuz belki de para değil.

Vicdan yoksulluğu.

Merhamet yorgunluğu.

İnsaf eksikliği.

Biraz durmaya ihtiyacımız var. Birbirimizin yüzüne gerçekten bakmaya. Bir kapıyı çalmaya. Bir çocuğun başını okşamaya. Bir yaşlının hâlini sormaya. Birinin derdini küçümsemeden dinlemeye.

Çünkü insan, sadece yaşadığı için insan olmaz.

Başkasının acısı içini titretiyorsa insan olur.

Toplum da öyle.

Vicdanı varsa toplumdur.

Yoksa yalnızca kalabalık.

 

YORUMLAR
DİĞER YAZILARI Çayı Soğutmakta Usta Bir Nesil Malatya’nın Sessiz Çığlığı: İnsaf İNSAN SADECE YAŞADIĞI KADAR MI VARDIR, YOKSA HİSSETTİĞİ KADAR MI? Alıştık…Demek ki Her Şey Yolunda (!) Bir kopuş yaşıyoruz. Ama adını bir türlü koyamıyoruz Bir Kaldırımın Anlattığı Şehrin Hikâyesi Değişim Kazandı; Anlam Sessizce Kayboldu Sözün Gücü Vebaldir, Delilsiz Yazma! Hürmüz Boğazı: Ekonomi ve Psikolojinin Kavşağı Manşetler Yargı Dağıtamaz Trumpizm ve Dünya Düzeni Krizi Kâbe’de hacılar hu der Allah: Bir Viral İlahinin Sosyolojisi Ramazan’da İrade, Modern İnsan ve Toplum Çay, TikTok ve Türkiye’nin Halleri Bir Cümle, İki Duygu Değişen Takvimler, Değişmeyen Şikâyetler SOKAK ÇAĞRISI VE EMEKLİNİN SINAVI Doğurganlık Neden Düştü? İnsanlığın En Büyük Yoksulluğu: Benzerlik  Halk Mutfağında Sıkıştı, Raporlarda Her şey Yolunda! Koltuk Büyüdükçe... Asgari Ücret Tartışmaları: Sonuçları Önceden Bilinen Bir Süreç 30 Bin Liralık Seyyanen “Hayal” ŞEHRİN GÖLGELERİ: İBN HALDUN BUGÜN ARAMIZDA OLSA… Türk Toplumu ve Ruh Sağlığı: Sessiz Çığlık  Yüzyılın Konut Projesine Neden Bu Kadar Başvuru Var? Emekli olmak ya da olmamak! Türkiye’de Asgari Ücret Komisyonu ve Sendikaların Rolü  Tüketim Kültürünün, Sürekli Olarak Bir şeyler Biriktirmesi Enflasyonu tek haneye indireceğiz söylemi ve toplumsal refleks Free Free Palestine KALABALIKTA BİREYLERİN KONTROLÜNÜ KAYBETMESİ VE SÜRÜ PSİKOLOJİSİ KAPİTALİZM, BOŞ ZAMANI BİLE TÜKETİM ODAKLI HALE GETİRİR YOKSULLUK VE YOKSUNLUK: KENTİN DEZAVANTAJLI VE AZINLIK GRUPLARI Popüler Kültürün Toplum ve Birey Yaşamına Etkileri Sanayileşme ve Toplumsal değişim SUÇ VE TOPLUM KAPİTALİZMİN MABETLERİ: AVM’LER Şehir ve İnsan Bir Paradigma Değişikliği ''Terörsüz Türkiye'' İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLUMSAL HASSASİYET SAVAŞ VE BARIŞ SAVAŞ SOSYOLOJİSİ VE TOPLUMSAL ETKİLERİ TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ: GECEKONDULAŞMADAN TOKİLEŞMEYE 2 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ MODERNLEŞME VE AİLE