Bir zamanlar diye başlayalım söze,
Bir zamanlar mahalle dediğimiz şey, sadece coğrafi bir alan değildi.
Bir sosyal kontrol mekanizmasıydı.
Bugün sosyologların enformel denetim dediği şey…
O zamanlar Ayşe teyzenin bakışı…
Ahmet amcanın sesi, mahalle imamının gölgesi, bakkalın defteriydi.
Devlet uzakta olsa bile toplum yakındı.
Bugün?
Devlet daha görünür.
Ama toplum daha dağınık.
Eskiden fakirlik vardı, doğru.
Ama yoksulluk ile güvensizlik aynı şey değildi.
Şimdi cebimiz dolsa bile içimiz boş.
O zaman cep zayıftı ama kalp rahattı.
Bu farkı anlamadan bugünü okuyamazsınız.
Aile…
Eskiden aile sadece anne-baba-çocuk üçgeni değildi.
Toplumun değerlerini inşa eden yerdi.
Şimdi aile, çoğu zaman bir koruma kalkanı”na dönüşmüş durumda.
Çocuk dışarıdan değil, dışarının çocuktan korunması gereken bir yere evrildik.
Bu çok sert bir kırılma.
Eğitim…
En ağır yara burada.
Bir dönem öğretmen, sadece ders anlatan biri değildi.
Toplumsal otoritenin taşıyıcısıydı.
Şimdi?
Ne öğretmenin itibarı yerinde,
Ne öğrencinin sınırı belli,
Ne de velinin rolü tanımlı.
Üçlü sac ayağı çökmüş durumda.
Ve işte tam burada…
Son günlerde yaşadığımız o karanlık hadiseler devreye giriyor:
Okul basılıyor.
Öğretmen öldürülüyor.
Öğrenci katlediliyor.
Bu sadece asayiş meselesi değil.
Bu, toplumsal çözülmenin en çıplak fotoğrafı.
Çünkü okul dediğimiz yer…
Bir toplumun en temiz alanı olmak zorundadır.
Eğer orası delinmişse,
Artık hiçbir yer güvenli değildir.
Peki ne oldu?
Kısaca söyleyeyim:
.Mahalle kültürü çözüldü,
.Aile içe kapandı,
.Eğitim sistemi araçsallaştı,
Ve en önemlisi…
İnsan, insana yabancılaştı.
Eskiden insanlar birbirine emanetti.
Şimdi herkes birbirinden şüpheli.
Eskiden çocuk hepimizin çocuğuydu.
Şimdi herkes kendi çocuğundan bile endişeli.
Bu, sadece bir değişim değil.
Bu, kültürel bir kopuş.
Bakın…
Toplum dediğimiz şey, sadece yasalarla ayakta durmaz.
Asıl taşıyıcı kolonlar görünmeyen şeylerdir:
Güven, utanma duygusu, saygı, sınır bilinci…
Bunlar çöktüğünde,
En iyi anayasa bile bizi kurtaramaz.
Bugün geldiğimiz noktada mesele şu:
Bize ne oldu?
Anlam kaybına uğradık.
Ve anlamını kaybeden toplumlar,
en önce çocuklarını kaybeder.
Okullarda olan tam da bu.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Ne zaman bu hale geldik?
Cevap basit ama acı:
Bir gecede olmadı.
Yavaş yavaş oldu.
Alışa alışa oldu.
Ve en tehlikelisi de bu zaten.
Ez cümle
Geçmişi romantize etmek istemem.
Şunu fark etmek lazım
Bir toplum, çocuklarını güvenle okula gönderemiyorsa…
Orada sadece eğitim sistemi değil,
toplumsal ruh da iflas etmiştir.
İşte biz tam olarak bu fotoğrafın içindeyiz.























