DUMAN, MEKÂNIN RUHUNU DA KİRLETİR

MUAMMER TETİK

29-06-2026 11:06

Malatya Orduzu Bahçebaşı’nda yeni TOKİ konutları yapıldı.

Güzel.

İnsanlar taşındı.

Daha da güzel.

Depremin, kiracılığın, belirsizliğin, bekleyişin ardından bir kapının anahtarını eline almak az şey değildir. Ev dediğin sadece dört duvar değildir çünkü. Ev; emniyettir, mahremiyettir, aidiyettir, çocuğun odasıdır, annenin duasıdır. Akşam çayının demlendiği yerdir.

Fakat şimdi orada başka bir mesele var.

Çok yakınındaki çöp ve atık yakma tesisinden yükselen dumanlar…

Genzi yakan kokular…

İnsanın içine düşen o meşhur sual:

“Acaba bu havada ne soluyoruz?”

İşte meselenin tam da bam teli burası.

Bir konut yapılmış olabilir. Fakat hayat, sadece konut yapmakla tamamlanmaz. Şehir dediğin şey, betonun nizama sokulmuş hâli değildir. Şehir; insanın güvenle nefes aldığı, çocuğunu sokağa gönül rahatlığıyla çıkardığı, penceresini korkusuzca açtığı müşterek bir hayat alanıdır.

Eğer bir mahallede yaşayan ahali, sabah kalktığında temiz hava yerine dumanla muhatap oluyorsa…

Eğer anneler çocuklarının ciğerini düşünerek müteessir oluyorsa…

Eğer yaşlılar “bu koku bize zarar verir mi” diye endişeye kapılıyorsa…

Orada sadece teknik bir arıza yoktur.

Orada toplumsal güven sarsılmıştır.

Orada kamusal vicdan yaralanmıştır.

Orada kent hakkı meselesi vardır.

Çünkü temiz hava bir lütuf değildir. Belediyenin, kurumların, ilgililerin insafına bırakılacak bir konu hiç değildir. Temiz hava, en asli haktır. Hıfzıssıhha dediğimiz şey de tam olarak budur: Halkın sıhhatini korumak. Hem de lafta değil, fiilen.

Şimdi kimse çıkıp da “ölçümlerde sorun yok” deyip kenara çekilmesin.

Olabilir.

Ölçüm yapılmıştır.

Rapor vardır.

Filtre vardır.

Ruhsat vardır.

Lakin vatandaşın maruzatı da vardır.

Ve bu maruzat, öyle kolayca geçiştirilecek bir serzeniş değildir. İnsanlar evlerine taşınmış ama içlerine bir huzursuzluk da taşınmıştır. Bu huzursuzluk görünmezdir belki ama gerçektir. Tıpkı bazı gazların gözle görülmemesi fakat ciğere işlemesi gibi.

Bir de işin şehircilik tarafını konuşmak lazım.

Bir yerleşim alanı kurulurken sadece binaların nereye yapılacağına bakılmaz. Orada yaşayacak insanların hangi havayı soluyacağına, hangi sese uyanacağına, hangi kokuya maruz kalacağına, çocukların hangi çevrede büyüyeceğine de bakılır.

Çünkü şehir, yalnızca imar planından ibaret değildir.

Şehir; nizamdır, intizamdır, tedbirdir, ferasettir.

Bir tarafta yeni konutlar yükselirken, hemen yanı başında vatandaşın zihninde endişe uyandıran bir tesisin bulunması, ister istemez şu suali akla getiriyor:

Bu planlama yapılırken insan unsuru yeterince hesaba katıldı mı?

Ahali, yeni evine taşındığında sadece anahtar teslim almamalı. Aynı zamanda emniyet hissi de teslim almalı. Penceresini açarken tereddüt etmemeli. Çocuğunu dışarı çıkarırken endişeye düşmemeli. “Bu koku nedir, bu duman neyin nesidir?” diye her gün aynı kaygıyla yaşamamalı.

Mesele budur.

Bu meseleye “abartıyorlar” denilerek bakılamaz.

Bu meseleye “tesis zaten eskiden beri oradaydı” denilerek de bakılamaz.

Çünkü insan hayatı değişir, yerleşim alanları değişir, nüfus hareketleri değişir, mahalle dokusu değişir. Dün sorun edilmeyen bir durum, bugün binlerce insanın gündelik hayatını etkileyen ciddi bir mesele hâline gelebilir.

O hâlde yapılacak şey bellidir:

Vatandaşın serzenişini ciddiye almak.

Şehrin gelişimini insan sağlığıyla birlikte düşünmek.

Kamu hizmetini sadece bina yapmak değil, yaşanabilir çevre kurmak olarak görmek.

Zira insan sadece barınmak istemez.

İnsan huzurla yaşamak ister.

Sıhhatle yaşamak ister.

Evladının geleceğini duman altında değil, güven içinde düşünmek ister.

Bu sebeple yapılacak iş bellidir.

İlgililer derhâl sahaya inecek.

Bağımsız ölçümler yapılacak.

Dumanın mahiyeti açıkça ilan edilecek.

Hangi gaz çıkıyor, ne kadar çıkıyor, hangi saatte yoğunlaşıyor, insan sağlığına tesiri nedir? Bütün bu keyfiyet ahaliye izah edilecek.

Gerekirse tesisin filtre sistemi yenilenecek.

Gerekirse çalışma düzeni değiştirilecek.

Gerekirse yer seçimi yeniden müzakere edilecek.

Ama bu mesele “bakacağız, edeceğiz, değerlendireceğiz” diye tehir edilmeyecek.

Çünkü insan sağlığı tehir kaldırmaz.

Çünkü çocuk ciğeri ihmale gelmez.

Çünkü kamu idaresinin meşruiyeti, vatandaşın güven duygusuyla kaimdir.

Bahçebaşı sakinlerinin feryadı kuru bir gürültü değildir.

Bu feryat şudur:

“Bize sadece ev vermeyin, nefesimizi de koruyun.”

Ve doğrusu şudur:

Bir evin değeri, sadece metrekaresiyle ölçülmez.

O evin penceresinden içeri giren havayla da ölçülür.

Pencereden duman giriyorsa…

İçeriye huzur girmiyor demektir.

 

DİĞER YAZILARI MÜHENDİSLİK ÇAĞINDA KAYBOLAN CEMİYET 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL MESAFELERİ GÖRÜNÜR KILAN KELİMELER 01-01-1970 03:00 Dur Bir Dakika İnsan! 01-01-1970 03:00 Siyasetin Mukaddesatı Kendine Benzetme Çabası 01-01-1970 03:00 Modern Şehirlerin Gölgesinde Unutulan İnsanlık Borcu 01-01-1970 03:00 Çayı Soğutmakta Usta Bir Nesil 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Sessiz Çığlığı: İnsaf 01-01-1970 03:00 İNSAN SADECE YAŞADIĞI KADAR MI VARDIR, YOKSA HİSSETTİĞİ KADAR MI? 01-01-1970 03:00 Alıştık…Demek ki Her Şey Yolunda (!) 01-01-1970 03:00 Bir kopuş yaşıyoruz. Ama adını bir türlü koyamıyoruz 01-01-1970 03:00 Bir Kaldırımın Anlattığı Şehrin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değişim Kazandı; Anlam Sessizce Kayboldu 01-01-1970 03:00 Sözün Gücü Vebaldir, Delilsiz Yazma! 01-01-1970 03:00 Hürmüz Boğazı: Ekonomi ve Psikolojinin Kavşağı 01-01-1970 03:00 Manşetler Yargı Dağıtamaz 01-01-1970 03:00 Trumpizm ve Dünya Düzeni Krizi 01-01-1970 03:00 Kâbe’de hacılar hu der Allah: Bir Viral İlahinin Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İrade, Modern İnsan ve Toplum 01-01-1970 03:00 Çay, TikTok ve Türkiye’nin Halleri 01-01-1970 03:00 Bir Cümle, İki Duygu 01-01-1970 03:00 Değişen Takvimler, Değişmeyen Şikâyetler 01-01-1970 03:00 SOKAK ÇAĞRISI VE EMEKLİNİN SINAVI 01-01-1970 03:00 Doğurganlık Neden Düştü? 01-01-1970 03:00 İnsanlığın En Büyük Yoksulluğu: Benzerlik  01-01-1970 03:00 Halk Mutfağında Sıkıştı, Raporlarda Her şey Yolunda! 01-01-1970 03:00 Koltuk Büyüdükçe... 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Tartışmaları: Sonuçları Önceden Bilinen Bir Süreç 01-01-1970 03:00 30 Bin Liralık Seyyanen “Hayal” 01-01-1970 03:00 ŞEHRİN GÖLGELERİ: İBN HALDUN BUGÜN ARAMIZDA OLSA… 01-01-1970 03:00 Türk Toplumu ve Ruh Sağlığı: Sessiz Çığlık 01-01-1970 03:00  Yüzyılın Konut Projesine Neden Bu Kadar Başvuru Var? 01-01-1970 03:00 Emekli olmak ya da olmamak! 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Asgari Ücret Komisyonu ve Sendikaların Rolü  01-01-1970 03:00 Tüketim Kültürünün, Sürekli Olarak Bir şeyler Biriktirmesi 01-01-1970 03:00 Enflasyonu tek haneye indireceğiz söylemi ve toplumsal refleks 01-01-1970 03:00 Free Free Palestine 01-01-1970 03:00 KALABALIKTA BİREYLERİN KONTROLÜNÜ KAYBETMESİ VE SÜRÜ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZM, BOŞ ZAMANI BİLE TÜKETİM ODAKLI HALE GETİRİR 01-01-1970 03:00 YOKSULLUK VE YOKSUNLUK: KENTİN DEZAVANTAJLI VE AZINLIK GRUPLARI 01-01-1970 03:00 Popüler Kültürün Toplum ve Birey Yaşamına Etkileri 01-01-1970 03:00 Sanayileşme ve Toplumsal değişim 01-01-1970 03:00 SUÇ VE TOPLUM 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZMİN MABETLERİ: AVM’LER 01-01-1970 03:00 Şehir ve İnsan 01-01-1970 03:00 Bir Paradigma Değişikliği ''Terörsüz Türkiye'' 01-01-1970 03:00 İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLUMSAL HASSASİYET 01-01-1970 03:00 SAVAŞ VE BARIŞ 01-01-1970 03:00 SAVAŞ SOSYOLOJİSİ VE TOPLUMSAL ETKİLERİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ: GECEKONDULAŞMADAN TOKİLEŞMEYE 2 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ 01-01-1970 03:00 MODERNLEŞME VE AİLE 01-01-1970 03:00