TOPLUMSAL MESAFELERİ GÖRÜNÜR KILAN KELİMELER

MUAMMER TETİK

15-06-2026 11:22

Memleketin bazı meseleleri görünürde küçük bir cümlenin içine sığar, fakat arkasında uzun bir tarih, derin bir hassasiyet ve sessizce birikmiş bir kırgınlık taşır. Bazen bir söz, yalnızca söylendiği ânın değil, onu duyanların hafızasının da imtihanı olur. Çünkü kelâm dediğimiz şey, sahibinden çıktıktan sonra artık niyetin değil, tesirin terazisinde tartılır.

Rahmi Koç’un tepki toplayan sözleri etrafında yaşanan tartışmayı da böyle okumak gerekir. Meseleyi bir şahsın üzerine yıkıp kolay bir hüküm vermek, ne adaletli olur ne de faydalı. Fakat aynı şekilde, “canım bir fıkra” diyerek geçmek de memleketin ince damarlarını görmezden gelmek olur. Çünkü kamusal alanda edilen her kelâm, yalnızca niyetle değil, bıraktığı iz ile de tartılır.

Burada asıl konuşulması gereken şey, sözün sınıf, kimlik ve aidiyet karşısındaki mesuliyetidir. Toplum dediğimiz yapı, yalnız kanun maddeleriyle ayakta durmaz. Görünmeyen hiyerarşiler, alışılmış mesafeler, kültürel sermaye, temsil kudreti, itibar dağılımı ve sembolik sınırlar da o yapının içine sinmiştir. Kimin sözü daha çok duyulur? Kimin hatası daha çabuk bağışlanır? Kimin incinmesi daha kolay küçümsenir? İşte bütün mesele biraz da burada düğümlenir.

Bu ülkede sözün sahibi ile söze muhatap olan arasında her zaman eşit bir mesafe yoktur. Makam, servet, soyadı, kürsü, mikrofon ve itibar; söze ayrı bir ağırlık verir. Bu ağırlık bazen sözü büyütür, bazen de sözün yol açtığı kırgınlığı derinleştirir. Bu sebeple imkânı büyük olanın dikkati de büyük olmalıdır. Eski tabirle, nimetin külfeti vardır. Güç, yalnız yapabilme kudreti değil; yapmamayı bilme irfanıdır. İnsanın dili, sahip olduğu mevkinin gölgesinde daha da dikkatli yürümelidir.

Tepkiler bu yüzden bütünüyle öfke diye okunmamalı. Tepki bazen cemiyetin vicdan refleksidir. Bir topluluk, “Burada bir incelik eksildi” diyorsa, bunu hemen gürültü saymak yerine, o hissiyatın nereden beslendiğine bakmak icap eder. Zira aidiyet dediğimiz şey yalnız nüfus kaydı değildir; hatırlanma biçimidir, anılma tarzıdır, hürmet görme beklentisidir. İnsan, kendisine dair anlatılan hikâyede küçük düşürülmek istemez. İster etnik köken olsun, ister inanç, ister sınıf; her aidiyetin arkasında bir izzet-i nefis vardır.

Elbette her yanlış sözden büyük bir kavga çıkarmak da doğru değildir. Cemiyet, yalnız hesap sormayla değil, imkân tanımayla da olgunlaşır. Fakat imkân tanımak, kırgınlığı yok saymak değildir. Tam tersine, önce kırgınlığın varlığını kabul etmek, sonra o kırgınlığı tamir edecek bir edep dili kurmaktır. İşte burada özür devreye girer.

Özür dilemek mühimdir. Hem de çok mühimdir. Çünkü özür, küçülmek değil, büyüklüğü başka bir mertebeye taşımaktır. İnsan hata edebilir; insan yanlış bir nükteye, eski bir alışkanlığa, farkında olmadığı bir telakkiye yenilebilir. Lakin hatayı fark edip geri adım atmak, nefsin sert kabuğunu kırmak demektir. Özür, kelâmın açtığı mesafeye bir köprü kurma teşebbüsüdür. Bu yönüyle özür, yalnız bireysel bir nezaket değil, kamusal bir tamir iradesidir.

Rahmi Koç’un özür dilemesi bu açıdan değerlidir. Tartışmayı daha fazla sertleştirmek yerine, sözü sükûnetle yerine oturtmak gerekir. Ne linç adalettir ne de incinmişliği yok saymak ferasettir. Bize düşen, bu hadiseden daha zarif, daha dikkatli, daha müşterek bir dil çıkarabilmektir. Çünkü bir arada yaşama fikri, büyük nutuklardan önce küçük kelimelerde sınanır.

Hülasa…

Bir toplumun kalitesi, yalnız zenginliğiyle, yollarıyla, binalarıyla ölçülmez. Sözün edebiyle, özrün samimiyetiyle, incitmemeyi öğrenme kabiliyetiyle de ölçülür.

Çünkü bazen bir özür, yalnız bir cümleyi tamir etmez; cemiyetin kırılmış aynasında küçük ama kıymetli bir ışık yakar.

 

DİĞER YAZILARI Dur Bir Dakika İnsan! 01-01-1970 03:00 Siyasetin Mukaddesatı Kendine Benzetme Çabası 01-01-1970 03:00 Modern Şehirlerin Gölgesinde Unutulan İnsanlık Borcu 01-01-1970 03:00 Çayı Soğutmakta Usta Bir Nesil 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Sessiz Çığlığı: İnsaf 01-01-1970 03:00 İNSAN SADECE YAŞADIĞI KADAR MI VARDIR, YOKSA HİSSETTİĞİ KADAR MI? 01-01-1970 03:00 Alıştık…Demek ki Her Şey Yolunda (!) 01-01-1970 03:00 Bir kopuş yaşıyoruz. Ama adını bir türlü koyamıyoruz 01-01-1970 03:00 Bir Kaldırımın Anlattığı Şehrin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değişim Kazandı; Anlam Sessizce Kayboldu 01-01-1970 03:00 Sözün Gücü Vebaldir, Delilsiz Yazma! 01-01-1970 03:00 Hürmüz Boğazı: Ekonomi ve Psikolojinin Kavşağı 01-01-1970 03:00 Manşetler Yargı Dağıtamaz 01-01-1970 03:00 Trumpizm ve Dünya Düzeni Krizi 01-01-1970 03:00 Kâbe’de hacılar hu der Allah: Bir Viral İlahinin Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İrade, Modern İnsan ve Toplum 01-01-1970 03:00 Çay, TikTok ve Türkiye’nin Halleri 01-01-1970 03:00 Bir Cümle, İki Duygu 01-01-1970 03:00 Değişen Takvimler, Değişmeyen Şikâyetler 01-01-1970 03:00 SOKAK ÇAĞRISI VE EMEKLİNİN SINAVI 01-01-1970 03:00 Doğurganlık Neden Düştü? 01-01-1970 03:00 İnsanlığın En Büyük Yoksulluğu: Benzerlik  01-01-1970 03:00 Halk Mutfağında Sıkıştı, Raporlarda Her şey Yolunda! 01-01-1970 03:00 Koltuk Büyüdükçe... 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Tartışmaları: Sonuçları Önceden Bilinen Bir Süreç 01-01-1970 03:00 30 Bin Liralık Seyyanen “Hayal” 01-01-1970 03:00 ŞEHRİN GÖLGELERİ: İBN HALDUN BUGÜN ARAMIZDA OLSA… 01-01-1970 03:00 Türk Toplumu ve Ruh Sağlığı: Sessiz Çığlık 01-01-1970 03:00  Yüzyılın Konut Projesine Neden Bu Kadar Başvuru Var? 01-01-1970 03:00 Emekli olmak ya da olmamak! 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Asgari Ücret Komisyonu ve Sendikaların Rolü  01-01-1970 03:00 Tüketim Kültürünün, Sürekli Olarak Bir şeyler Biriktirmesi 01-01-1970 03:00 Enflasyonu tek haneye indireceğiz söylemi ve toplumsal refleks 01-01-1970 03:00 Free Free Palestine 01-01-1970 03:00 KALABALIKTA BİREYLERİN KONTROLÜNÜ KAYBETMESİ VE SÜRÜ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZM, BOŞ ZAMANI BİLE TÜKETİM ODAKLI HALE GETİRİR 01-01-1970 03:00 YOKSULLUK VE YOKSUNLUK: KENTİN DEZAVANTAJLI VE AZINLIK GRUPLARI 01-01-1970 03:00 Popüler Kültürün Toplum ve Birey Yaşamına Etkileri 01-01-1970 03:00 Sanayileşme ve Toplumsal değişim 01-01-1970 03:00 SUÇ VE TOPLUM 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZMİN MABETLERİ: AVM’LER 01-01-1970 03:00 Şehir ve İnsan 01-01-1970 03:00 Bir Paradigma Değişikliği ''Terörsüz Türkiye'' 01-01-1970 03:00 İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLUMSAL HASSASİYET 01-01-1970 03:00 SAVAŞ VE BARIŞ 01-01-1970 03:00 SAVAŞ SOSYOLOJİSİ VE TOPLUMSAL ETKİLERİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ: GECEKONDULAŞMADAN TOKİLEŞMEYE 2 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ 01-01-1970 03:00 MODERNLEŞME VE AİLE 01-01-1970 03:00