Malatya’da bir okulda yaşandığı iddia edilen bir olay günlerdir konuşuluyor.
Bir haber yayımlandı, ardından birkaç yerel gazete aynı başlıkları büyüttü. Sosyal medya devreye girdi. Ve bir anda kamuoyunun önüne tek bir fotoğraf konuldu: Suçlu belli, karar verilmiş.
Ama gerçekten öyle mi?
Olayın merkezinde olan isimlerden biri, Malatya Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Esenlik A.Ş.’nin Genel Müdürü Veysel Tay.
Son günlerde bazı yerel yayınlarda neredeyse “kesinleşmiş bir suçun faili” gibi gösterildi. Oysa ortada henüz tamamlanmış bir soruşturma yok, mahkeme kararı yok. Sadece iddialar var.
İşte tam da burada durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü gerçek, çoğu zaman ilk anlatılan hikâye değildir.
Gazeteciliğin en temel kuralı şudur:
Bir olayın iki tarafı var..
Ama ne yazık ki bazı yerel gazetelerde bu kural unutulmuş gibi görünüyor. Haberin yalnızca bir tarafı anlatılıyor, diğer tarafın sözünü duymadan hüküm vermek, hele ki bir insanı kamuoyu önünde suçlu ilan etmek.
Bu gazetecilikten çok, yargısız infaza benziyor.
Oysa olayın perde arkasında farklı iddialar da var. Aile cephesi, tartışmanın kendi çocuklarının okulda şiddete maruz kaldığı iddiasıyla başladığını söylüyor. Konunun yargıya taşındığını, hukuki sürecin devam ettiğini ifade ediyor.
Yani ortada tek bir hikâye yok.
Peki o zaman neden bazı manşetler bu kadar kesin konuşuyor?
Cevap aslında çok uzak değil.
Son dönemde Malatya’da bazı yerel yayın organlarının belediye yönetimini hedef alan bir yayın çizgisi izlediği biliniyor. Ve görünen o ki bu olay da bazı çevreler için yeni bir fırsata dönüşmüş durumda.
Çünkü hedef sadece bir kurum yöneticisi değil gibi görünüyor.
Manşetlerin satır aralarını okuduğunuzda, asıl hedefin Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er olduğu yorumlarını yapanların sayısı da az değil. Bir kurum yöneticisi üzerinden belediye yönetimini yıpratma çabası olduğu iddiaları da şehirde açıkça konuşuluyor.
Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu olay gerçekten adalet arayışı için mi büyütülüyor, yoksa siyasi hesaplaşmalar için mi kullanılıyor?
Elbette kadına yönelik şiddet asla kabul edilemez. Bu konuda toplumun hassasiyeti tartışılmaz. Ancak aynı şekilde bir insanın savunması dinlenmeden kamuoyu önünde suçlu ilan edilmesi de doğru değildir.
Gazetecilik, taraf tutmak değildir.
Gazetecilik, gerçeği aramaktır.
Bugün bazı yerel gazetelerin yaptığı şey ise gerçeği aramaktan çok, hazır bir algıyı büyütmek gibi görünüyor.
Malatya’da yerelde atılan her manşetin mutlaka bir karşılığı oluyor. Bir insanın itibarı, bir kurumun güveni, hatta bir şehrin huzuru bu manşetlerden etkileniyor.
İşte bu yüzden basının sorumluluğu büyüktür.
Eğer gerçekten gazetecilik yapılacaksa, bütün taraflar konuşmalı, soruşturmanın sonucu beklenmeli, yargının vereceği karar görülmelidir.
Manşetler mahkeme değildir.
Ve gerçek, çoğu zaman ilk manşetten çok daha karmaşıktır.
Bugün yapılması gereken şey bağırmak değil, gerçeği aramaktır.
Çünkü günün sonunda kazananın algı değil, hakikat olması gerekir.