ŞEHRİ YÖNETMEK, ŞEHRİ DİNLEMEK DEĞİL Mİ?

MUAMMER TETİK

31-08-2026 12:03

Bir şehrin sorunları sadece belediye raporlarında, meclis gündemlerinde ya da resmi açıklamalarda yaşamaz. Asıl şehir; sokakta, çarşıda, mahallede, esnafın tezgâhında, vatandaşın günlük hayatında kendini gösterir. Yerel köşe yazarları da çoğu zaman tam burada devreye girer; gözden kaçanı yazar, konuşulmayanı gündeme taşır, vatandaşın diline tercüman olur. Malatya’da da yıllardır pek çok sorun bu köşelerde dile getiriliyor.

Ama mesele sadece yazmakla bitmiyor.

Asıl mesele, o yazı yayımlandıktan sonra ne olduğu.

Mesela Malatya’da bir köşe yazarı şehrin ciddi bir sorununu yazdı diyelim.

Ne oluyor sonra?

Belediyeden biri o yazarı arıyor mu?

“Yazınızı okuduk, konuyu ilgili birime ilettik” deniliyor mu?

“Burada eksik bilginiz var, size doğrusunu anlatalım” diyen çıkıyor mu?

Ya da daha güzeli…

“Evet, haklısınız. Böyle bir problem var. Şu tarihte müdahale edeceğiz” deniliyor mu?

Ben asıl bunu merak ediyorum.

Çünkü mesele artık belediyelerin yerel basını okuyup okumaması değil.

Mesele, Malatya’nın sorunlarını yazan insanları gerçekten takip edip etmedikleri.

Bir köşe yazarı haftalarca bir mahalledeki sorunu yazıyor.

Ses yok.

Ulaşımı yazıyor.

Ses yok.

Esnafın derdini yazıyor.

Ses yok.

Şehrin merkezindeki aksaklığı yazıyor.

Yine ses yok.

Ama belediyeyi öven bir yazı çıktı mı…

Maşallah herkes haberdar.

Paylaşımlar yapılıyor.

Telefonlar açılıyor.

Teşekkürler ediliyor.

İnsan ister istemez soruyor:

Siz köşe yazarlarını mı takip ediyorsunuz, yoksa sadece sizi destekleyen köşe yazarlarını mı?

Daha açık soralım.

Malatya’da belediyelerin sürekli temas halinde olduğu üç-beş yazar belirlenmiş durumda mı?

Şehrin nabzını sadece onlardan mı tutuyorsunuz?

Onlar “Her şey güzel” dediğinde Malatya’nın da her şeyi güzel mi olmuş oluyor?

Peki sizi eleştiren ama doğru bir meseleye parmak basan yazar ne olacak?

Onun yazdığı sorun Malatya’nın sorunu sayılmıyor mu?

İşte vatandaşın anlamadığı şey bu.

Kimse belediye başkanlarından her köşe yazarıyla dost olmalarını istemiyor.

Kimse her eleştiriyi alkışlamalarını da beklemiyor.

Ama bir adam Malatya’nın sorununu yazıyorsa, belediye yönetiminin dönüp bakması gerekmez mi?

“Bu doğru mu?” diye sorması gerekmez mi?

Doğruysa ilgili birime talimat vermesi, yanlışsa da çıkıp doğrusunu anlatması gerekmez mi?

Yoksa yerel basınla ilişki dediğimiz şey sadece fotoğraf vermek, ziyaret kabul etmek, birkaç tanıdık isimle çay içmekten mi ibaret?

Çünkü eğer öyleyse…

Kimse kusura bakmasın.

Buna “yerel basını önemsiyoruz” denmez.

Bunun adı başka bir şeydir.

Kendinize yakın birkaç ismi dinleyip sonra da “Biz şehrin sesine kulak veriyoruz” görüntüsü oluşturuyorsanız, Malatyalı bunu artık görüyor.

Hem de gayet iyi görüyor.

Ben şunu bilmek istiyorum:

Malatya’nın sorunlarını düzenli olarak yazan kaç köşe yazarı belediyeler tarafından takip ediliyor?

Bu yazılarda dile getirilen kaç konu ilgili müdürlüklere gönderiliyor?

Kaçı araştırılıyor?

Kaç yazara dönülüp bilgi veriliyor?

Kaçına “Konuyu çözdük” deniliyor?

Ve en önemlisi…

Belediyeleri eleştiren köşe yazarlarının ortaya koyduğu sorunlarla, belediyeleri destekleyen köşe yazarlarının dile getirdiği sorunlara aynı ciddiyetle mi yaklaşılıyor?

Bunlar zor sorular değil.

Cevapları da çok basit.

Evet ya da hayır.

Rakam varsa rakam.

Sistem varsa sistem.

Takip ediyorsanız söyleyin nasıl takip ettiğinizi.

Etmiyorsanız onu da söyleyin.

Çünkü artık “Basını önemsiyoruz”, “Eleştiriye açığız”, “Halkımızın sesini dinliyoruz” türü genel cümleler yetmiyor.

Malatyalı somut cevap istiyor.

Ben de istiyorum.

Bu köşeden soruyorum:

Malatya’nın sorunlarını yazan köşe yazarlarını gerçekten dikkate alıyor musunuz, yoksa sadece hoşunuza gidenleri mi okuyorsunuz?

Cevap gelirse aynen burada yayınlarım.

Gelmezse?

Onu da yazarım.

Hem de bu soruların cevabı gelene kadar.

Çünkü bu mesele benim meselem değil.

Malatya’nın meselesi.

Ve bu köşe de, yöneticilerin duymak istediklerini değil, halkın öğrenmek istediklerini sormaya devam edecek.

 

DİĞER YAZILARI TARİH İLK KEZ BU KADAR ACELECİ 01-01-1970 03:00 AĞAÇ SUSUZ YÖNETİM İLGİSİZ VATANDAŞ ÖFKELİ 01-01-1970 03:00 VATANDAŞIN CEBİNDEN BİR ONLUK DAHA GİTTİ 01-01-1970 03:00 ÇARŞI SUSARSA MEMLEKET DARALIR 01-01-1970 03:00 DAYANIŞMA OLMADAN ÜMİT YAŞAR MI? 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL HAFIZA YENİLİĞE NEDEN SÜREKLİ DİRENİYOR? 01-01-1970 03:00 KAHKAHA UĞRUNA HARCANAN ORTAK DEĞERLER MESELESİ 01-01-1970 03:00 DUMAN, MEKÂNIN RUHUNU DA KİRLETİR 01-01-1970 03:00 MÜHENDİSLİK ÇAĞINDA KAYBOLAN CEMİYET 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL MESAFELERİ GÖRÜNÜR KILAN KELİMELER 01-01-1970 03:00 Dur Bir Dakika İnsan! 01-01-1970 03:00 Siyasetin Mukaddesatı Kendine Benzetme Çabası 01-01-1970 03:00 Modern Şehirlerin Gölgesinde Unutulan İnsanlık Borcu 01-01-1970 03:00 Çayı Soğutmakta Usta Bir Nesil 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Sessiz Çığlığı: İnsaf 01-01-1970 03:00 İNSAN SADECE YAŞADIĞI KADAR MI VARDIR, YOKSA HİSSETTİĞİ KADAR MI? 01-01-1970 03:00 Alıştık…Demek ki Her Şey Yolunda (!) 01-01-1970 03:00 Bir kopuş yaşıyoruz. Ama adını bir türlü koyamıyoruz 01-01-1970 03:00 Bir Kaldırımın Anlattığı Şehrin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değişim Kazandı; Anlam Sessizce Kayboldu 01-01-1970 03:00 Sözün Gücü Vebaldir, Delilsiz Yazma! 01-01-1970 03:00 Hürmüz Boğazı: Ekonomi ve Psikolojinin Kavşağı 01-01-1970 03:00 Manşetler Yargı Dağıtamaz 01-01-1970 03:00 Trumpizm ve Dünya Düzeni Krizi 01-01-1970 03:00 Kâbe’de hacılar hu der Allah: Bir Viral İlahinin Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İrade, Modern İnsan ve Toplum 01-01-1970 03:00 Çay, TikTok ve Türkiye’nin Halleri 01-01-1970 03:00 Bir Cümle, İki Duygu 01-01-1970 03:00 Değişen Takvimler, Değişmeyen Şikâyetler 01-01-1970 03:00 SOKAK ÇAĞRISI VE EMEKLİNİN SINAVI 01-01-1970 03:00 Doğurganlık Neden Düştü? 01-01-1970 03:00 İnsanlığın En Büyük Yoksulluğu: Benzerlik  01-01-1970 03:00 Halk Mutfağında Sıkıştı, Raporlarda Her şey Yolunda! 01-01-1970 03:00 Koltuk Büyüdükçe... 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Tartışmaları: Sonuçları Önceden Bilinen Bir Süreç 01-01-1970 03:00 30 Bin Liralık Seyyanen “Hayal” 01-01-1970 03:00 ŞEHRİN GÖLGELERİ: İBN HALDUN BUGÜN ARAMIZDA OLSA… 01-01-1970 03:00 Türk Toplumu ve Ruh Sağlığı: Sessiz Çığlık 01-01-1970 03:00  Yüzyılın Konut Projesine Neden Bu Kadar Başvuru Var? 01-01-1970 03:00 Emekli olmak ya da olmamak! 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Asgari Ücret Komisyonu ve Sendikaların Rolü  01-01-1970 03:00 Tüketim Kültürünün, Sürekli Olarak Bir şeyler Biriktirmesi 01-01-1970 03:00 Enflasyonu tek haneye indireceğiz söylemi ve toplumsal refleks 01-01-1970 03:00 Free Free Palestine 01-01-1970 03:00 KALABALIKTA BİREYLERİN KONTROLÜNÜ KAYBETMESİ VE SÜRÜ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZM, BOŞ ZAMANI BİLE TÜKETİM ODAKLI HALE GETİRİR 01-01-1970 03:00 YOKSULLUK VE YOKSUNLUK: KENTİN DEZAVANTAJLI VE AZINLIK GRUPLARI 01-01-1970 03:00 Popüler Kültürün Toplum ve Birey Yaşamına Etkileri 01-01-1970 03:00 Sanayileşme ve Toplumsal değişim 01-01-1970 03:00 SUÇ VE TOPLUM 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZMİN MABETLERİ: AVM’LER 01-01-1970 03:00 Şehir ve İnsan 01-01-1970 03:00 Bir Paradigma Değişikliği ''Terörsüz Türkiye'' 01-01-1970 03:00 İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLUMSAL HASSASİYET 01-01-1970 03:00 SAVAŞ VE BARIŞ 01-01-1970 03:00 SAVAŞ SOSYOLOJİSİ VE TOPLUMSAL ETKİLERİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ: GECEKONDULAŞMADAN TOKİLEŞMEYE 2 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ 01-01-1970 03:00 MODERNLEŞME VE AİLE 01-01-1970 03:00