Bir şehrin sorunları sadece belediye raporlarında, meclis gündemlerinde ya da resmi açıklamalarda yaşamaz. Asıl şehir; sokakta, çarşıda, mahallede, esnafın tezgâhında, vatandaşın günlük hayatında kendini gösterir. Yerel köşe yazarları da çoğu zaman tam burada devreye girer; gözden kaçanı yazar, konuşulmayanı gündeme taşır, vatandaşın diline tercüman olur. Malatya’da da yıllardır pek çok sorun bu köşelerde dile getiriliyor.
Ama mesele sadece yazmakla bitmiyor.
Asıl mesele, o yazı yayımlandıktan sonra ne olduğu.
Mesela Malatya’da bir köşe yazarı şehrin ciddi bir sorununu yazdı diyelim.
Ne oluyor sonra?
Belediyeden biri o yazarı arıyor mu?
“Yazınızı okuduk, konuyu ilgili birime ilettik” deniliyor mu?
“Burada eksik bilginiz var, size doğrusunu anlatalım” diyen çıkıyor mu?
Ya da daha güzeli…
“Evet, haklısınız. Böyle bir problem var. Şu tarihte müdahale edeceğiz” deniliyor mu?
Ben asıl bunu merak ediyorum.
Çünkü mesele artık belediyelerin yerel basını okuyup okumaması değil.
Mesele, Malatya’nın sorunlarını yazan insanları gerçekten takip edip etmedikleri.
Bir köşe yazarı haftalarca bir mahalledeki sorunu yazıyor.
Ses yok.
Ulaşımı yazıyor.
Ses yok.
Esnafın derdini yazıyor.
Ses yok.
Şehrin merkezindeki aksaklığı yazıyor.
Yine ses yok.
Ama belediyeyi öven bir yazı çıktı mı…
Maşallah herkes haberdar.
Paylaşımlar yapılıyor.
Telefonlar açılıyor.
Teşekkürler ediliyor.
İnsan ister istemez soruyor:
Siz köşe yazarlarını mı takip ediyorsunuz, yoksa sadece sizi destekleyen köşe yazarlarını mı?
Daha açık soralım.
Malatya’da belediyelerin sürekli temas halinde olduğu üç-beş yazar belirlenmiş durumda mı?
Şehrin nabzını sadece onlardan mı tutuyorsunuz?
Onlar “Her şey güzel” dediğinde Malatya’nın da her şeyi güzel mi olmuş oluyor?
Peki sizi eleştiren ama doğru bir meseleye parmak basan yazar ne olacak?
Onun yazdığı sorun Malatya’nın sorunu sayılmıyor mu?
İşte vatandaşın anlamadığı şey bu.
Kimse belediye başkanlarından her köşe yazarıyla dost olmalarını istemiyor.
Kimse her eleştiriyi alkışlamalarını da beklemiyor.
Ama bir adam Malatya’nın sorununu yazıyorsa, belediye yönetiminin dönüp bakması gerekmez mi?
“Bu doğru mu?” diye sorması gerekmez mi?
Doğruysa ilgili birime talimat vermesi, yanlışsa da çıkıp doğrusunu anlatması gerekmez mi?
Yoksa yerel basınla ilişki dediğimiz şey sadece fotoğraf vermek, ziyaret kabul etmek, birkaç tanıdık isimle çay içmekten mi ibaret?
Çünkü eğer öyleyse…
Kimse kusura bakmasın.
Buna “yerel basını önemsiyoruz” denmez.
Bunun adı başka bir şeydir.
Kendinize yakın birkaç ismi dinleyip sonra da “Biz şehrin sesine kulak veriyoruz” görüntüsü oluşturuyorsanız, Malatyalı bunu artık görüyor.
Hem de gayet iyi görüyor.
Ben şunu bilmek istiyorum:
Malatya’nın sorunlarını düzenli olarak yazan kaç köşe yazarı belediyeler tarafından takip ediliyor?
Bu yazılarda dile getirilen kaç konu ilgili müdürlüklere gönderiliyor?
Kaçı araştırılıyor?
Kaç yazara dönülüp bilgi veriliyor?
Kaçına “Konuyu çözdük” deniliyor?
Ve en önemlisi…
Belediyeleri eleştiren köşe yazarlarının ortaya koyduğu sorunlarla, belediyeleri destekleyen köşe yazarlarının dile getirdiği sorunlara aynı ciddiyetle mi yaklaşılıyor?
Bunlar zor sorular değil.
Cevapları da çok basit.
Evet ya da hayır.
Rakam varsa rakam.
Sistem varsa sistem.
Takip ediyorsanız söyleyin nasıl takip ettiğinizi.
Etmiyorsanız onu da söyleyin.
Çünkü artık “Basını önemsiyoruz”, “Eleştiriye açığız”, “Halkımızın sesini dinliyoruz” türü genel cümleler yetmiyor.
Malatyalı somut cevap istiyor.
Ben de istiyorum.
Bu köşeden soruyorum:
Malatya’nın sorunlarını yazan köşe yazarlarını gerçekten dikkate alıyor musunuz, yoksa sadece hoşunuza gidenleri mi okuyorsunuz?
Cevap gelirse aynen burada yayınlarım.
Gelmezse?
Onu da yazarım.
Hem de bu soruların cevabı gelene kadar.
Çünkü bu mesele benim meselem değil.
Malatya’nın meselesi.
Ve bu köşe de, yöneticilerin duymak istediklerini değil, halkın öğrenmek istediklerini sormaya devam edecek.