ÇARŞI DÖNDÜ ESNAF DÖNMEK İSTEMİYOR

MUAMMER TETİK

20-09-2026 18:03

Malatya’da çarşı yeniden kuruldu.

Yeni dükkânlar yapıldı, sokaklar şekillendi, tabelalar yerlerini almaya başladı.

Ama işin bir de başka tarafı var.

Esnafın yeni çarşıya yerleşmesi beklenenden çok daha ağır ilerliyor.

Yıllardır konteynerlerde ticaret yapan birçok esnaf, yeni iş yerlerine geçmek yerine hâlâ konteynerde kalmakta ısrar ediyor.

Bu durum bile aslında bize önemli bir şey söylüyor.

Bir çarşıyı yapmakla, o çarşıya yeniden hayat vermek aynı şey değil.

Ahilik Haftası’nda hep aynı şeyleri anlatıyoruz.

Helal kazanç, alın teri, esnaf ahlakı, usta-çırak ilişkisi…

Hepsi doğru.

Fakat biraz da bugüne bakmak gerekiyor.

Biz Ahiliği anlatırken çalışma hayatı gözümüzün önünde bambaşka bir yere gitti.

Eskiden bir çocuk bir ustanın yanına verilirdi.

İlk gün eline takım verilmezdi belki.

Önce bakardı.

Sonra getir götür yapardı.

Azarlanırdı, öğrenirdi, eli yatkınlaşırdı.

Yıllar sonra da “Ben bu işin ustasıyım” diyebilirdi.

Şimdi genç birine “Beş yıl bir ustanın yanında çalış, sonra mesleği öğrenirsin” deyin.

Size büyük ihtimalle önce maaşını soracaktır.

Haksız da sayılmaz.

Çünkü hayat değişti.

Kira başka, geçim başka, beklenti başka.

Meslekler de bu değişimden nasibini aldı.

Terzinin karşısına hazır giyim çıktı.

Ayakkabı tamircisinin karşısına ucuz seri üretim çıktı.

Mahalle bakkalının karşısına zincir market çıktı.

Küçük esnafın karşısına e-ticaret çıktı.

Şimdi de yapay zekâ geliyor.

Üstelik yapay zekâ yalnız fabrikadaki kol gücünü değil, masa başındaki işi de değiştiriyor.

Bir zamanlar “makine insanın elinden işi alacak” denirdi.

Bugün makine yazı yazıyor, hesap yapıyor, çizim hazırlıyor, müşteriye cevap veriyor.

Yarın hangi mesleğin ne kadar değişeceğini hiçbirimiz tam bilmiyoruz.

Mesele teknolojiye kızmak da değil.

Cep telefonundan sipariş vermekten hiçbirimiz vazgeçmeyeceğiz.

Yapay zekâyı da hayatımızdan çıkaramayacağız.

Asıl mesele şu:

Her şeyi hızlandırırken insanı işin neresinde bırakacağız?

Çünkü çalışma hayatındaki asıl değişim burada.

Eskiden usta ile çırak vardı.

Sonra işçi ile işveren oldu.

Şimdi konuştuğumuz kelimeler bile değişti.

Bir tarafta “emek”, diğer tarafta “sermaye” diyoruz.

İnsanı iki kelimenin arasına sıkıştırdık.

Adamın adı Mehmet’ti, Hasan’dı.

Şimdi personel numarası oldu.

Ustanın yanında yetişen çocuktu.

Şimdi “insan kaynağı” oldu.

Çalışma hayatı büyüdükçe insan ilişkileri küçüldü.

Malatya bunu bugün çok daha yakından yaşıyor.

Depremden sonra sadece dükkânlarımız dağılmadı.

Esnaf komşuluğu da dağıldı.

Yıllarca yan yana çalışan insanlar farklı yerlere savruldu.

Müşteri alışkanlıkları değişti.

Konteyner çarşılar zamanla sadece geçici ticaret alanı olmaktan çıktı.

Çarşı Döndü, Esnaf Dönmek İstemiyor

Esnaf oralarda yeni bir müşteri çevresi oluşturdu, yeni bir düzen kurdu.

Şimdi kalıcı çarşı hazır olmasına rağmen o alışkanlığı bırakmak da kolay olmuyor.

Belki de bunun üzerinde biraz daha düşünmek gerekiyor.

İnsan sadece dükkânına değil, alıştığı yere de bağlanıyor.

Müşteri de öyle.

Bir başka mesele ise yıllardır konuştuğumuz çırak sorunu.

Sanayide ustaya sorun, “Çırak yok” diyecek.

Terziye sorun, benzer şey söyleyecek.

Tamirciye sorun, aynı dert.

Biz de hemen gençlere kızıyoruz.

“Yeni nesil çalışmak istemiyor” deyip çıkıyoruz işin içinden.

Acaba mesele gerçekten bu kadar basit mi?

Bir mesleği öğrenmek yıllar sürüyor ama o mesleğin sonunda gence nasıl bir hayat vaat ediyoruz?

Ustalığın itibarı kaldı mı?

El emeğinin karşılığı var mı?

Bir genç neden yıllarca çıraklık yapmak istesin?

Bence Ahilik Haftası’nda biraz da bunları konuşmak gerekiyor.

Ahi Evran’ı anmak kolay.

Zor olan, bugünün ekonomik düzeninde onun temsil ettiği meslek ahlakına yer açabilmek.

Ahilik geçmişe özlem duymak değildir.

Eski dükkânları, eski terazileri, eski önlükleri sergilemek hiç değildir.

Ahilik biraz da “İnsanı kazancın neresine koyuyoruz?” sorusudur.

Malatya’nın yeni çarşısı artık büyük ölçüde hazır.

Asıl mesele bundan sonra başlıyor.

Kepenklerin açılması yetmiyor.

O dükkânların yeniden müşteriyle, ustayla, çırakla ve komşulukla dolması gerekiyor.

Çünkü bir şehri yeniden yapmak başka şeydir.

O şehrin ticaret kültürünü yeniden ayağa kaldırmak başka.

Bir gün çarşıya bakıp her şeyin yerli yerinde olduğunu görebiliriz.

Ama yine de bir şeylerin eksik kaldığını hissedebiliriz.

Çekicin sesi olur.

Makinenin sesi olur.

Kasadan fiş sesi gelir.

Hatta yapay zekâ müşteriye cevap verir.

Ama usta çırağına dönüp,

“Evlat, bu iş böyle yapılır”

diyebilecek mi?

Ahiliğin geleceği biraz da bu sorunun cevabında saklı.

 

DİĞER YAZILARI KULE GÜZEL AMA SOKAK BAŞKA 01-01-1970 03:00 ŞEHRİ YÖNETMEK, ŞEHRİ DİNLEMEK DEĞİL Mİ? 01-01-1970 03:00 TARİH İLK KEZ BU KADAR ACELECİ 01-01-1970 03:00 AĞAÇ SUSUZ YÖNETİM İLGİSİZ VATANDAŞ ÖFKELİ 01-01-1970 03:00 VATANDAŞIN CEBİNDEN BİR ONLUK DAHA GİTTİ 01-01-1970 03:00 ÇARŞI SUSARSA MEMLEKET DARALIR 01-01-1970 03:00 DAYANIŞMA OLMADAN ÜMİT YAŞAR MI? 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL HAFIZA YENİLİĞE NEDEN SÜREKLİ DİRENİYOR? 01-01-1970 03:00 KAHKAHA UĞRUNA HARCANAN ORTAK DEĞERLER MESELESİ 01-01-1970 03:00 DUMAN, MEKÂNIN RUHUNU DA KİRLETİR 01-01-1970 03:00 MÜHENDİSLİK ÇAĞINDA KAYBOLAN CEMİYET 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL MESAFELERİ GÖRÜNÜR KILAN KELİMELER 01-01-1970 03:00 Dur Bir Dakika İnsan! 01-01-1970 03:00 Siyasetin Mukaddesatı Kendine Benzetme Çabası 01-01-1970 03:00 Modern Şehirlerin Gölgesinde Unutulan İnsanlık Borcu 01-01-1970 03:00 Çayı Soğutmakta Usta Bir Nesil 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Sessiz Çığlığı: İnsaf 01-01-1970 03:00 İNSAN SADECE YAŞADIĞI KADAR MI VARDIR, YOKSA HİSSETTİĞİ KADAR MI? 01-01-1970 03:00 Alıştık…Demek ki Her Şey Yolunda (!) 01-01-1970 03:00 Bir kopuş yaşıyoruz. Ama adını bir türlü koyamıyoruz 01-01-1970 03:00 Bir Kaldırımın Anlattığı Şehrin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değişim Kazandı; Anlam Sessizce Kayboldu 01-01-1970 03:00 Sözün Gücü Vebaldir, Delilsiz Yazma! 01-01-1970 03:00 Hürmüz Boğazı: Ekonomi ve Psikolojinin Kavşağı 01-01-1970 03:00 Manşetler Yargı Dağıtamaz 01-01-1970 03:00 Trumpizm ve Dünya Düzeni Krizi 01-01-1970 03:00 Kâbe’de hacılar hu der Allah: Bir Viral İlahinin Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İrade, Modern İnsan ve Toplum 01-01-1970 03:00 Çay, TikTok ve Türkiye’nin Halleri 01-01-1970 03:00 Bir Cümle, İki Duygu 01-01-1970 03:00 Değişen Takvimler, Değişmeyen Şikâyetler 01-01-1970 03:00 SOKAK ÇAĞRISI VE EMEKLİNİN SINAVI 01-01-1970 03:00 Doğurganlık Neden Düştü? 01-01-1970 03:00 İnsanlığın En Büyük Yoksulluğu: Benzerlik  01-01-1970 03:00 Halk Mutfağında Sıkıştı, Raporlarda Her şey Yolunda! 01-01-1970 03:00 Koltuk Büyüdükçe... 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Tartışmaları: Sonuçları Önceden Bilinen Bir Süreç 01-01-1970 03:00 30 Bin Liralık Seyyanen “Hayal” 01-01-1970 03:00 ŞEHRİN GÖLGELERİ: İBN HALDUN BUGÜN ARAMIZDA OLSA… 01-01-1970 03:00 Türk Toplumu ve Ruh Sağlığı: Sessiz Çığlık 01-01-1970 03:00  Yüzyılın Konut Projesine Neden Bu Kadar Başvuru Var? 01-01-1970 03:00 Emekli olmak ya da olmamak! 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Asgari Ücret Komisyonu ve Sendikaların Rolü  01-01-1970 03:00 Tüketim Kültürünün, Sürekli Olarak Bir şeyler Biriktirmesi 01-01-1970 03:00 Enflasyonu tek haneye indireceğiz söylemi ve toplumsal refleks 01-01-1970 03:00 Free Free Palestine 01-01-1970 03:00 KALABALIKTA BİREYLERİN KONTROLÜNÜ KAYBETMESİ VE SÜRÜ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZM, BOŞ ZAMANI BİLE TÜKETİM ODAKLI HALE GETİRİR 01-01-1970 03:00 YOKSULLUK VE YOKSUNLUK: KENTİN DEZAVANTAJLI VE AZINLIK GRUPLARI 01-01-1970 03:00 Popüler Kültürün Toplum ve Birey Yaşamına Etkileri 01-01-1970 03:00 Sanayileşme ve Toplumsal değişim 01-01-1970 03:00 SUÇ VE TOPLUM 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZMİN MABETLERİ: AVM’LER 01-01-1970 03:00 Şehir ve İnsan 01-01-1970 03:00 Bir Paradigma Değişikliği ''Terörsüz Türkiye'' 01-01-1970 03:00 İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLUMSAL HASSASİYET 01-01-1970 03:00 SAVAŞ VE BARIŞ 01-01-1970 03:00 SAVAŞ SOSYOLOJİSİ VE TOPLUMSAL ETKİLERİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ: GECEKONDULAŞMADAN TOKİLEŞMEYE 2 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ 01-01-1970 03:00 MODERNLEŞME VE AİLE 01-01-1970 03:00