Bir zamanlar yabancılaşmayı insanın emeğinden, ürettiğinden, kendinden ve toplumdan kopuşuyla anlatırdık.
Bugün daha ürkütücü bir eşikteyiz. Genç insan yalnızca çevresine değil; inanca, merhamete, birlikte yaşamanın ahlakına, hatta bir şeyin değerli olduğuna inanma yeteneğine de yabancılaşabiliyor.
Din burada sadece ibadet meselesi değil; insanın kendisinden büyük bir anlamla bağ kurabilmesi meselesidir. Dinsizliği şiddetin sebebi saymak da yanlış, dindarlığı tek başına çözüm görmek de. Mesele, insana insan olduğunu hatırlatan bağların kopması. Bağ koptuğunda geriye koca bir boşluk kalıyor. Ve o boşluğu her zaman iyi niyetliler doldurmuyor.
C31K adıyla anılan dijital yapılanmaya ilişkin soruşturmalarda hayvanlara yönelik vahşet görüntüleri, tehdit, şantaj ve okullara saldırı içerikli mesajlar gündeme geldi. Üstelik şüpheliler arasında çocuklar da var. Bu tabloya sadece “birkaç sapkın ergenin işi” deyip geçmek, tehlikenin kapısını açık bırakmaktır. Çünkü mesele bir ekranın arkasına saklanmış kötülükten ibaret değil; o ekrana hangi yalnızlıkların taşındığıdır. Bu yapıları konuşurken de isimlerini büyütüp onlara arzuladıkları karanlık şöhreti hediye etmemek gerekir.
Durkheim’ın “anomi” dediği şey çok iyi anlamak lazım: Ortak kuralların, aidiyetin ve toplumsal bağların aşınması. Çocuk evde duyulmuyor, okulda yalnızca notuyla ölçülüyor, sokakta tanınmıyor. Sonra bir dijital gruba giriyor; biri ona ilk kez “Sen özelsin” diyor. Arkasından daha karanlık bir cümle geliyor: “Bunu kanıtla.” O andan sonra aidiyet, bir dayanışma olmaktan çıkıp zalimlik yarışına dönüşebiliyor.
Popüler kültürün dili de bu sürecin dışında değil. Görünür olmak, beğenilmek, viral olmak... Bazı gençler için seyirci varsa sınır yok. Vahşet, bir performansa; başkasının acısı, etkileşime dönüştürülüyor. Algoritmanın ödüllendirdiği dikkat, vicdanın sustuğu yerde tehlikeli bir alkışa dönüşebiliyor. Ama her oyunu, her şarkıyı, her sosyal medya kullanıcısını suçlamak da kolaycılıktır. Sorun kültürün varlığı değil, şiddetin bir statü göstergesine dönüştürülmesidir.
Peki biz ne yapıyoruz? Okul kapılarına güvenlik görevlisi, koridorlara kamera, girişlere kontrol koyuyoruz. Gerekli midir kesinlikle evet, fakat çocuğun içindeki öfkeyi hangi kamera görüyor? Okul çevresinde devriye gezmek yetmez; bir çocuğun neden o çevrede kendini görünmez hissettiğini de sormak gerekir. Kolluk kuvvetleri açık tehditleri elbette ciddiyetle izlemeli. Ama önleme işini yalnızca polise havale eden toplum, kendi sorumluluğundan kaçıyor demektir.
Bourdieu’nün işaret ettiği gibi, eşitsizlik yalnızca para meselesi değildir. Söz hakkı, saygınlık, güvenli bir çevre, kendini ifade edebileceği alan da eşitsiz dağılır. Bu nedenle çözüm yalnızca veli toplantısında, öğretmenler odasında ya da karakolda aranamaz. Mahalle mahalle gençlik merkezleri, erişilebilir psikososyal destek, spor ve sanat alanları, dijital okuryazarlık çalışmaları kurulmalı. Muhtar, esnaf, belediye, üniversite ve sivil toplum aynı masaya oturmalı. Çocukları yalnızca izleyen değil, onlarla ilişki kuran bir yerel dayanışma ağı oluşturulmalı.
Üstelik her mahallenin yarası aynı değil. Bir yerde yoksulluk, başka yerde dışlanma; bir başka sokakta başarı baskısı, evdeki şiddet ya da arkadaş zorbalığı belirleyici olabilir. Öğrenciyi fişleyen değil, mahallenin ihtiyaçlarını dinleyen sosyal araştırmalar yapılmalı. Okul rehberlik servisleri yalnız bırakılmamalı; sosyal hizmet uzmanları ve psikologlarla birlikte uzun soluklu çalışmalar yürütülmeli. Bir de damgalama yaklaşımı var. Bir çocuğa durmadan “sorunlu” derseniz, bazen onu sorunla tanımlanan bir hayata itersiniz. Tehlikeyi görmek başka, çocuğu tehlikenin kendisi ilan etmek başka.
Ayrıca şunu da kabul edelim: Çocuğa sürekli “geleceğimiz” deyip bugününü görmezden geliyoruz. Onu dinlemiyoruz, sonra ekranın kimleri dinlettiğine şaşırıyoruz. Şiddeti yalnızca polisle durdurmaya çalışmak, yangını söndürüp binanın tesisatını hiç kontrol etmemeye benzer.
Asıl güvenlik, bir çocuğun kapıdan içeri silahsız girmesi kadar, o kapıdan içeri umutsuz girmemesidir. Yoksa duvarları yükseltiriz; ama boşluğu büyütürüz.
























