KALABALIĞIN ORTASINDA KAYBOLAN ÇOCUKLUK

MUAMMER TETİK

26-10-2026 11:14

Bir zamanlar yabancılaşmayı insanın emeğinden, ürettiğinden, kendinden ve toplumdan kopuşuyla anlatırdık.

Bugün daha ürkütücü bir eşikteyiz. Genç insan yalnızca çevresine değil; inanca, merhamete, birlikte yaşamanın ahlakına, hatta bir şeyin değerli olduğuna inanma yeteneğine de yabancılaşabiliyor.

Din burada sadece ibadet meselesi değil; insanın kendisinden büyük bir anlamla bağ kurabilmesi meselesidir. Dinsizliği şiddetin sebebi saymak da yanlış, dindarlığı tek başına çözüm görmek de. Mesele, insana insan olduğunu hatırlatan bağların kopması. Bağ koptuğunda geriye koca bir boşluk kalıyor. Ve o boşluğu her zaman iyi niyetliler doldurmuyor.

C31K adıyla anılan dijital yapılanmaya ilişkin soruşturmalarda hayvanlara yönelik vahşet görüntüleri, tehdit, şantaj ve okullara saldırı içerikli mesajlar gündeme geldi. Üstelik şüpheliler arasında çocuklar da var. Bu tabloya sadece “birkaç sapkın ergenin işi” deyip geçmek, tehlikenin kapısını açık bırakmaktır. Çünkü mesele bir ekranın arkasına saklanmış kötülükten ibaret değil; o ekrana hangi yalnızlıkların taşındığıdır. Bu yapıları konuşurken de isimlerini büyütüp onlara arzuladıkları karanlık şöhreti hediye etmemek gerekir.

Durkheim’ın “anomi” dediği şey çok iyi anlamak lazım: Ortak kuralların, aidiyetin ve toplumsal bağların aşınması. Çocuk evde duyulmuyor, okulda yalnızca notuyla ölçülüyor, sokakta tanınmıyor. Sonra bir dijital gruba giriyor; biri ona ilk kez “Sen özelsin” diyor. Arkasından daha karanlık bir cümle geliyor: “Bunu kanıtla.” O andan sonra aidiyet, bir dayanışma olmaktan çıkıp zalimlik yarışına dönüşebiliyor.

Popüler kültürün dili de bu sürecin dışında değil. Görünür olmak, beğenilmek, viral olmak... Bazı gençler için seyirci varsa sınır yok. Vahşet, bir performansa; başkasının acısı, etkileşime dönüştürülüyor. Algoritmanın ödüllendirdiği dikkat, vicdanın sustuğu yerde tehlikeli bir alkışa dönüşebiliyor. Ama her oyunu, her şarkıyı, her sosyal medya kullanıcısını suçlamak da kolaycılıktır. Sorun kültürün varlığı değil, şiddetin bir statü göstergesine dönüştürülmesidir.

Peki biz ne yapıyoruz? Okul kapılarına güvenlik görevlisi, koridorlara kamera, girişlere kontrol koyuyoruz. Gerekli midir kesinlikle evet, fakat çocuğun içindeki öfkeyi hangi kamera görüyor? Okul çevresinde devriye gezmek yetmez; bir çocuğun neden o çevrede kendini görünmez hissettiğini de sormak gerekir. Kolluk kuvvetleri açık tehditleri elbette ciddiyetle izlemeli. Ama önleme işini yalnızca polise havale eden toplum, kendi sorumluluğundan kaçıyor demektir.

Bourdieu’nün işaret ettiği gibi, eşitsizlik yalnızca para meselesi değildir. Söz hakkı, saygınlık, güvenli bir çevre, kendini ifade edebileceği alan da eşitsiz dağılır. Bu nedenle çözüm yalnızca veli toplantısında, öğretmenler odasında ya da karakolda aranamaz. Mahalle mahalle gençlik merkezleri, erişilebilir psikososyal destek, spor ve sanat alanları, dijital okuryazarlık çalışmaları kurulmalı. Muhtar, esnaf, belediye, üniversite ve sivil toplum aynı masaya oturmalı. Çocukları yalnızca izleyen değil, onlarla ilişki kuran bir yerel dayanışma ağı oluşturulmalı.

Üstelik her mahallenin yarası aynı değil. Bir yerde yoksulluk, başka yerde dışlanma; bir başka sokakta başarı baskısı, evdeki şiddet ya da arkadaş zorbalığı belirleyici olabilir. Öğrenciyi fişleyen değil, mahallenin ihtiyaçlarını dinleyen sosyal araştırmalar yapılmalı. Okul rehberlik servisleri yalnız bırakılmamalı; sosyal hizmet uzmanları ve psikologlarla birlikte uzun soluklu çalışmalar yürütülmeli. Bir de damgalama yaklaşımı var. Bir çocuğa durmadan “sorunlu” derseniz, bazen onu sorunla tanımlanan bir hayata itersiniz. Tehlikeyi görmek başka, çocuğu tehlikenin kendisi ilan etmek başka.

Ayrıca şunu da kabul edelim: Çocuğa sürekli “geleceğimiz” deyip bugününü görmezden geliyoruz. Onu dinlemiyoruz, sonra ekranın kimleri dinlettiğine şaşırıyoruz. Şiddeti yalnızca polisle durdurmaya çalışmak, yangını söndürüp binanın tesisatını hiç kontrol etmemeye benzer.

Asıl güvenlik, bir çocuğun kapıdan içeri silahsız girmesi kadar, o kapıdan içeri umutsuz girmemesidir. Yoksa duvarları yükseltiriz; ama boşluğu büyütürüz.

 

DİĞER YAZILARI BİR ÇARŞININ VAROLUŞSAL KRİZİ! 01-01-1970 03:00 BU BİR FON YAZISI DEĞİLDİR! 01-01-1970 03:00 BİR ŞEHRİN OMZUNDAKİ BÜROKRASİ 01-01-1970 03:00 ÇARŞI DÖNDÜ ESNAF DÖNMEK İSTEMİYOR 01-01-1970 03:00 KULE GÜZEL AMA SOKAK BAŞKA 01-01-1970 03:00 ŞEHRİ YÖNETMEK, ŞEHRİ DİNLEMEK DEĞİL Mİ? 01-01-1970 03:00 TARİH İLK KEZ BU KADAR ACELECİ 01-01-1970 03:00 AĞAÇ SUSUZ YÖNETİM İLGİSİZ VATANDAŞ ÖFKELİ 01-01-1970 03:00 VATANDAŞIN CEBİNDEN BİR ONLUK DAHA GİTTİ 01-01-1970 03:00 ÇARŞI SUSARSA MEMLEKET DARALIR 01-01-1970 03:00 DAYANIŞMA OLMADAN ÜMİT YAŞAR MI? 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL HAFIZA YENİLİĞE NEDEN SÜREKLİ DİRENİYOR? 01-01-1970 03:00 KAHKAHA UĞRUNA HARCANAN ORTAK DEĞERLER MESELESİ 01-01-1970 03:00 DUMAN, MEKÂNIN RUHUNU DA KİRLETİR 01-01-1970 03:00 MÜHENDİSLİK ÇAĞINDA KAYBOLAN CEMİYET 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL MESAFELERİ GÖRÜNÜR KILAN KELİMELER 01-01-1970 03:00 Dur Bir Dakika İnsan! 01-01-1970 03:00 Siyasetin Mukaddesatı Kendine Benzetme Çabası 01-01-1970 03:00 Modern Şehirlerin Gölgesinde Unutulan İnsanlık Borcu 01-01-1970 03:00 Çayı Soğutmakta Usta Bir Nesil 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Sessiz Çığlığı: İnsaf 01-01-1970 03:00 İNSAN SADECE YAŞADIĞI KADAR MI VARDIR, YOKSA HİSSETTİĞİ KADAR MI? 01-01-1970 03:00 Alıştık…Demek ki Her Şey Yolunda (!) 01-01-1970 03:00 Bir kopuş yaşıyoruz. Ama adını bir türlü koyamıyoruz 01-01-1970 03:00 Bir Kaldırımın Anlattığı Şehrin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değişim Kazandı; Anlam Sessizce Kayboldu 01-01-1970 03:00 Sözün Gücü Vebaldir, Delilsiz Yazma! 01-01-1970 03:00 Hürmüz Boğazı: Ekonomi ve Psikolojinin Kavşağı 01-01-1970 03:00 Manşetler Yargı Dağıtamaz 01-01-1970 03:00 Trumpizm ve Dünya Düzeni Krizi 01-01-1970 03:00 Kâbe’de hacılar hu der Allah: Bir Viral İlahinin Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İrade, Modern İnsan ve Toplum 01-01-1970 03:00 Çay, TikTok ve Türkiye’nin Halleri 01-01-1970 03:00 Bir Cümle, İki Duygu 01-01-1970 03:00 Değişen Takvimler, Değişmeyen Şikâyetler 01-01-1970 03:00 SOKAK ÇAĞRISI VE EMEKLİNİN SINAVI 01-01-1970 03:00 Doğurganlık Neden Düştü? 01-01-1970 03:00 İnsanlığın En Büyük Yoksulluğu: Benzerlik  01-01-1970 03:00 Halk Mutfağında Sıkıştı, Raporlarda Her şey Yolunda! 01-01-1970 03:00 Koltuk Büyüdükçe... 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Tartışmaları: Sonuçları Önceden Bilinen Bir Süreç 01-01-1970 03:00 30 Bin Liralık Seyyanen “Hayal” 01-01-1970 03:00 ŞEHRİN GÖLGELERİ: İBN HALDUN BUGÜN ARAMIZDA OLSA… 01-01-1970 03:00 Türk Toplumu ve Ruh Sağlığı: Sessiz Çığlık 01-01-1970 03:00  Yüzyılın Konut Projesine Neden Bu Kadar Başvuru Var? 01-01-1970 03:00 Emekli olmak ya da olmamak! 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Asgari Ücret Komisyonu ve Sendikaların Rolü  01-01-1970 03:00 Tüketim Kültürünün, Sürekli Olarak Bir şeyler Biriktirmesi 01-01-1970 03:00 Enflasyonu tek haneye indireceğiz söylemi ve toplumsal refleks 01-01-1970 03:00 Free Free Palestine 01-01-1970 03:00 KALABALIKTA BİREYLERİN KONTROLÜNÜ KAYBETMESİ VE SÜRÜ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZM, BOŞ ZAMANI BİLE TÜKETİM ODAKLI HALE GETİRİR 01-01-1970 03:00 YOKSULLUK VE YOKSUNLUK: KENTİN DEZAVANTAJLI VE AZINLIK GRUPLARI 01-01-1970 03:00 Popüler Kültürün Toplum ve Birey Yaşamına Etkileri 01-01-1970 03:00 Sanayileşme ve Toplumsal değişim 01-01-1970 03:00 SUÇ VE TOPLUM 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZMİN MABETLERİ: AVM’LER 01-01-1970 03:00 Şehir ve İnsan 01-01-1970 03:00 Bir Paradigma Değişikliği ''Terörsüz Türkiye'' 01-01-1970 03:00 İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLUMSAL HASSASİYET 01-01-1970 03:00 SAVAŞ VE BARIŞ 01-01-1970 03:00 SAVAŞ SOSYOLOJİSİ VE TOPLUMSAL ETKİLERİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ: GECEKONDULAŞMADAN TOKİLEŞMEYE 2 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ 01-01-1970 03:00 MODERNLEŞME VE AİLE 01-01-1970 03:00