Malatya'da son günlerde hangi esnafla konuşsam konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: Konteynerlerin boşaltılması ve yeni çarşıdaki dükkân kiraları.
Valilik tarafından konteyner işyerlerinin boşaltılması için gönderilen tebligatlar, esnafın gündeminde ilk sırada. Esnaf, kalıcı işyerlerine geçilmesine karşı değil. Asıl itiraz, yeni yapılan dükkânlar için talep edilen kira bedellerine.
Görüştüğüm esnafların anlattıkları, meselenin yalnızca bir dükkân değiştirmekten ibaret olmadığını gösteriyor.
Bir esnafla konuşuyorum. Konteynerde ticaretini sürdürmeye çalışıyor. Yeni çarşıya taşınmak istediğinde karşısına çıkan kira bedelini nasıl karşılayacağını düşünüyor. Haklı olarak şu hesabı yapıyor: Kira ödenecek, elektrik ve diğer giderler karşılanacak, alınan malın parası verilecek. Peki bütün bunlardan sonra eve ne götürülecek?
Başka bir esnafın kaygısı ise taşındıktan sonraki ilk aylar. Yeni dükkâna geçince eski müşteri hareketliliğinin hemen oluşup oluşmayacağı belli değil. Fakat müşteri gelsin ya da gelmesin, ay sonunda kira ödenecek.
Bir diğerinin önündeki mesele de sermaye. Konteynerden çıkıp yeni dükkâna taşınmak yalnızca tabelayı söküp başka yere asmak değil. Nakliye, raf, tezgâh, elektrik düzeni, işyerinin hazırlanması ve eksilen malların tamamlanması gerekiyor. Zaten ekonomik açıdan zorlanan esnaf için bunların her biri ayrı bir masraf.
Bunlar görüştüğüm esnafların dile getirdiği ortak kaygılar. Her birinin hesabı farklı olsa da vardıkları sonuç aynı: Talep edilen kiralarla yeni çarşıda tutunmak kolay görünmüyor.
Burada Sayın Valimize önemli bir sorumluluk düştüğünü düşünüyorum.
Valiliğin konteynerlerin boşaltılması konusunda gösterdiği kararlılığın gerekçesi belli: Esnaf kalıcı işyerlerine geçsin, şehir merkezi canlansın, ticaret yeniden hareketlensin.
Peki aynı kararlılık, esnafın ödeme gücünü aşan kira taleplerinin makul seviyelere çekilmesi konusunda neden gösterilmesin?
Görüştüğüm esnafların ortak talebi, kiraların yüzde 30-40 oranında düşürülmesi için mülk sahipleriyle görüşülmesi.
Bu talebi yalnızca kiracıyla mülk sahibi arasındaki özel bir anlaşmazlık olarak değerlendirmemek gerekiyor.
Ekonomide sabit maliyet dediğimiz bir gerçek var. Esnaf siftah yapsa da yapmasa da kira ödemek zorunda. Satışların henüz toparlanmadığı bir dönemde yüksek kira, işletmenin bütün kazancını tüketebilir.
Sosyolojik açıdan da mesele önemli. Malatya çarşısında yıllarca aynı sokakta çalışan küçük esnafın yerini yalnızca yüksek sermayeli işletmeler alırsa, şehrin ticari yapısında ciddi bir ayrışma yaşanabilir. Bu durum, sosyolojide ekonomik dışlanma olarak ifade edilen sürecin yerel ölçekte ortaya çıkması demektir.
Psikolojik tarafı ise esnafın her ay yaşadığı belirsizlikte saklı. Depremden sonra işini ayakta tutmaya çalışan insan, yeni dükkâna taşındığında kirasını çıkarıp çıkaramayacağını hesaplıyor. Önünü göremeyen esnaf ne yeni mal almaya cesaret edebiliyor ne de işini büyütmeyi düşünebiliyor.
Mülk sahiplerinin de ekonomik beklentileri olabilir. Ancak kiraya verilen bir dükkânın uzun süre boş kalması, mülk sahibi açısından da kazanç anlamına gelmez.
Bu nedenle Valilik, belediyeler, esnaf odaları ve mülk sahipleri aynı masada buluşmalı. Bölgelere göre kira bedelleri değerlendirilmeli, esnafın ödeme kapasitesi dikkate alınmalı ve makul bir uzlaşma aranmalıdır.
Sayın Valim, esnafın talebi açık: Konteyneri boşaltmamızı istiyorsanız, yeni dükkânda yaşayabilmemizin şartlarını da konuşalım.
Çünkü mesele artık dükkânların yapılıp yapılmadığı değil, o dükkânlarda kimin, hangi şartlarda ticaret yapabileceğidir.
Bugün Malatya'da bir esnafın önündeki soru son derece basit: “Ben bu dükkâna taşınırım da ay sonunda kirayı nasıl çıkarırım?”
İşte bu soruya cevap bulunmadan konteynerlerin boşaltılması, çarşının ekonomik anlamda canlandığı anlamına gelmeyecektir.