BİR ŞEHRİN OMZUNDAKİ BÜROKRASİ

MUAMMER TETİK

04-10-2026 16:57

Depremden sonraki yıllar, yalnızca yıkılan binaların yeniden inşa edilmesiyle geçmedi. İnsanlar bir yandan hayatlarını yeniden kurmaya, kaybettikleri düzeni tesis etmeye çalışırken, diğer yandan hak sahipliğiyle ilgili işlemlerin neticelenmesini beklemek zorunda kaldı.

Konutlar yapıldı.

Yerinde dönüşümler tamamlandı.

İnsanlar yeni evlerine taşındı.

Ancak aradan geçen zamana rağmen bazı hak sahiplerinin alacakları ve hukuken kendilerine tanınmış hakları hâlâ nihayete ermiş değil.

Çünkü görünen o ki, Malatya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünde fiziki dönüşümün sürati, idari işleyişe aynı ölçüde sirayet etmemiş.

Bir vatandaşın hak ettiği arsa payı bedelini alabilmesi için aylarca kurum kapısına gitmesi gerekiyorsa, burada sadece teknik bir aksaklıktan değil, kamusal işleyişe dair ciddi bir problemden söz etmek gerekir.

Üstelik vatandaşa mesela “SPK raporu henüz gelmedi” denildiği halde, raporun aslında haftalar önce kuruma ulaştığı sonradan ortaya çıkıyorsa, mesele artık sıradan bir gecikme değildir.

Bu, açık bir takip sorunudur.

Bu, kurum içi iletişimsizliktir.

Bu, mesuliyetin bir masadan diğerine devredilmesidir.

Daha vahimi ise şudur:

Vatandaş ısrar etmese o dosya daha ne kadar bekleyecekti?

Bir hafta mı?

Bir ay mı?

Daha fazla mı?

Kimse bilmiyor.

Belki de bilmek isteyen de yok.

İşte kamusal güvenin aşındığı nokta tam olarak burasıdır.

Devlet ile vatandaş arasındaki ilişki yalnızca kanunlar ve yönetmelikler üzerinden kurulmaz. Güven duygusu; işlemin zamanında yapılmasıyla, vatandaşın doğru bilgilendirilmesiyle ve kamu görevlisinin mesuliyetini yerine getirmesiyle inşa edilir.

Vatandaşın işi kendi dosyasını takip etmek değildir.

Vatandaşın işi, hangi memurun hangi işlemi neden beklettiğini araştırmak değildir.

Vatandaşın işi bir odadan diğerine gönderilmek hiç değildir.

Bunları takip etmekle mükellef olan kamu kurumudur.

Ve yalnızca memur değil, o kurumun yöneticileri de bu tablonun mesuliyetini taşır.

Çünkü bir dosya haftalarca işlem görmeden bekliyorsa, burada sadece dosyanın bulunduğu birimdeki personelin değil, işleyişi murakabe etmeyen amirin de sorumluluğu vardır.

İş yoğunluğu elbette vardır.

Deprem bölgesinde dosya sayısı fazladır.

Personelin yükü ağır olabilir.

Ancak bunların hiçbiri vatandaşa güncelliğini yitirmiş bilgi verilmesini, kuruma ulaşan raporun ilgili kişiye zamanında tevdi edilmemesini ve işlemin ancak vatandaş ısrar edince ilerlemesini izah edemez.

Kamu hizmeti, vatandaş ne kadar ısrar ederse o kadar ilerleyen bir nizam olmamalıdır.

Hak sahibi, kendi hakkını alabilmek için kurum içinde adeta tahkikat yapmak zorunda bırakılmamalıdır.

Bir raporun ne zaman geldiği belli.

Hangi birimde beklediği belli olmalı.

Ne zaman işleme alındığı belli olmalı.

Gecikme varsa sebebi izah edilmeli.

Mesuliyeti bulunan varsa bunun da bir karşılığı olmalı.

Çünkü kamu kurumlarında “unutuldu”, “gözden kaçtı”, “yoğunluktan kaldı” gibi ifadeler vatandaş açısından makul bir izahat değildir.

Hele depremden sonra zaten yıllardır bekleyen insanlar için hiç değildir.

Bu şehirde insanlar enkazın altından çıktı.

Konteynerde yaşadı.

Kirada kaldı.

Evini, düzenini, sosyal çevresini yeniden kurmaya çalıştı.

Böylesine büyük bir toplumsal sarsıntının ardından vatandaşın bir de masa başındaki lakaytlıkla mücadele etmek zorunda bırakılması, yalnızca bireysel bir mağduriyet doğurmaz. Aynı zamanda kamuya duyulan itimadı da zedeler.

Malatya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yöneticilerinin yapması gereken aslında çok basit:

Dosyaların hangi aşamada olduğunu takip etmek.

Personelin vazifesini zamanında yerine getirip getirmediğini denetlemek.

Vatandaşın aynı kapıya defalarca gelmesini önlemek.

Ve bir kusur varsa, üzerini örtmek yerine gereğini yapmak.

Çünkü kamu görevi, yalnızca bir makamı işgal etmek değildir.

Mesuliyet almaktır.

İntizam sağlamaktır.

Takip etmektir.

Vatandaşa karşı hesap verebilmektir.

Devlet ile toplum arasındaki bağı ayakta tutan da tam olarak budur.

Depremden sonraki yıllar insanlara zaten yeterince ağır geldi.

Bir de bürokrasinin yükünü sırtlarına bindirmeyin.

DİĞER YAZILARI BİR ÇARŞININ VAROLUŞSAL KRİZİ! 01-01-1970 03:00 BU BİR FON YAZISI DEĞİLDİR! 01-01-1970 03:00 ÇARŞI DÖNDÜ ESNAF DÖNMEK İSTEMİYOR 01-01-1970 03:00 KULE GÜZEL AMA SOKAK BAŞKA 01-01-1970 03:00 ŞEHRİ YÖNETMEK, ŞEHRİ DİNLEMEK DEĞİL Mİ? 01-01-1970 03:00 TARİH İLK KEZ BU KADAR ACELECİ 01-01-1970 03:00 AĞAÇ SUSUZ YÖNETİM İLGİSİZ VATANDAŞ ÖFKELİ 01-01-1970 03:00 VATANDAŞIN CEBİNDEN BİR ONLUK DAHA GİTTİ 01-01-1970 03:00 ÇARŞI SUSARSA MEMLEKET DARALIR 01-01-1970 03:00 DAYANIŞMA OLMADAN ÜMİT YAŞAR MI? 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL HAFIZA YENİLİĞE NEDEN SÜREKLİ DİRENİYOR? 01-01-1970 03:00 KAHKAHA UĞRUNA HARCANAN ORTAK DEĞERLER MESELESİ 01-01-1970 03:00 DUMAN, MEKÂNIN RUHUNU DA KİRLETİR 01-01-1970 03:00 MÜHENDİSLİK ÇAĞINDA KAYBOLAN CEMİYET 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL MESAFELERİ GÖRÜNÜR KILAN KELİMELER 01-01-1970 03:00 Dur Bir Dakika İnsan! 01-01-1970 03:00 Siyasetin Mukaddesatı Kendine Benzetme Çabası 01-01-1970 03:00 Modern Şehirlerin Gölgesinde Unutulan İnsanlık Borcu 01-01-1970 03:00 Çayı Soğutmakta Usta Bir Nesil 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Sessiz Çığlığı: İnsaf 01-01-1970 03:00 İNSAN SADECE YAŞADIĞI KADAR MI VARDIR, YOKSA HİSSETTİĞİ KADAR MI? 01-01-1970 03:00 Alıştık…Demek ki Her Şey Yolunda (!) 01-01-1970 03:00 Bir kopuş yaşıyoruz. Ama adını bir türlü koyamıyoruz 01-01-1970 03:00 Bir Kaldırımın Anlattığı Şehrin Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Değişim Kazandı; Anlam Sessizce Kayboldu 01-01-1970 03:00 Sözün Gücü Vebaldir, Delilsiz Yazma! 01-01-1970 03:00 Hürmüz Boğazı: Ekonomi ve Psikolojinin Kavşağı 01-01-1970 03:00 Manşetler Yargı Dağıtamaz 01-01-1970 03:00 Trumpizm ve Dünya Düzeni Krizi 01-01-1970 03:00 Kâbe’de hacılar hu der Allah: Bir Viral İlahinin Sosyolojisi 01-01-1970 03:00 Ramazan’da İrade, Modern İnsan ve Toplum 01-01-1970 03:00 Çay, TikTok ve Türkiye’nin Halleri 01-01-1970 03:00 Bir Cümle, İki Duygu 01-01-1970 03:00 Değişen Takvimler, Değişmeyen Şikâyetler 01-01-1970 03:00 SOKAK ÇAĞRISI VE EMEKLİNİN SINAVI 01-01-1970 03:00 Doğurganlık Neden Düştü? 01-01-1970 03:00 İnsanlığın En Büyük Yoksulluğu: Benzerlik  01-01-1970 03:00 Halk Mutfağında Sıkıştı, Raporlarda Her şey Yolunda! 01-01-1970 03:00 Koltuk Büyüdükçe... 01-01-1970 03:00 Asgari Ücret Tartışmaları: Sonuçları Önceden Bilinen Bir Süreç 01-01-1970 03:00 30 Bin Liralık Seyyanen “Hayal” 01-01-1970 03:00 ŞEHRİN GÖLGELERİ: İBN HALDUN BUGÜN ARAMIZDA OLSA… 01-01-1970 03:00 Türk Toplumu ve Ruh Sağlığı: Sessiz Çığlık 01-01-1970 03:00  Yüzyılın Konut Projesine Neden Bu Kadar Başvuru Var? 01-01-1970 03:00 Emekli olmak ya da olmamak! 01-01-1970 03:00 Türkiye’de Asgari Ücret Komisyonu ve Sendikaların Rolü  01-01-1970 03:00 Tüketim Kültürünün, Sürekli Olarak Bir şeyler Biriktirmesi 01-01-1970 03:00 Enflasyonu tek haneye indireceğiz söylemi ve toplumsal refleks 01-01-1970 03:00 Free Free Palestine 01-01-1970 03:00 KALABALIKTA BİREYLERİN KONTROLÜNÜ KAYBETMESİ VE SÜRÜ PSİKOLOJİSİ 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZM, BOŞ ZAMANI BİLE TÜKETİM ODAKLI HALE GETİRİR 01-01-1970 03:00 YOKSULLUK VE YOKSUNLUK: KENTİN DEZAVANTAJLI VE AZINLIK GRUPLARI 01-01-1970 03:00 Popüler Kültürün Toplum ve Birey Yaşamına Etkileri 01-01-1970 03:00 Sanayileşme ve Toplumsal değişim 01-01-1970 03:00 SUÇ VE TOPLUM 01-01-1970 03:00 KAPİTALİZMİN MABETLERİ: AVM’LER 01-01-1970 03:00 Şehir ve İnsan 01-01-1970 03:00 Bir Paradigma Değişikliği ''Terörsüz Türkiye'' 01-01-1970 03:00 İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ VE TOPLUMSAL HASSASİYET 01-01-1970 03:00 SAVAŞ VE BARIŞ 01-01-1970 03:00 SAVAŞ SOSYOLOJİSİ VE TOPLUMSAL ETKİLERİ 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ: GECEKONDULAŞMADAN TOKİLEŞMEYE 2 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE MODERNLEŞME SERÜVENİ 01-01-1970 03:00 MODERNLEŞME VE AİLE 01-01-1970 03:00