Nasıl düzeliriz bilmiyorum.
Nereden tutsan elinde kalacak bir sistemin içindeyiz.
Batı ve batıl durmuyor.
Zihinler işgal edilmiş. Herkes bir şekilde ayrıştırılmış.
Ayrı ve aykırı olmak bir meziyet gibi sunulmuş. Farklı olmak empoze edilmiş. Bir toplumun temellerine dinamit döşenmiş. Toplum olma bilinci yavaş yavaş dumura uğramış.
Ve bu hâle o kadar çok alıştık ki sadece kendimizi görüyoruz.
Kendimiz gibi düşünmeyeni bizden saymıyoruz.
Hepimiz “böl, parçala ve yut” planına harfiyen uyuyoruz.
Batıda bir deli çıkıyor, dünyayı tehdit ediyor.
Her yere istediğini atayıp, dilediği gibi at koşturuyor.
Ve bizim bir araya gelemeyecek kadar basiretimizin bağlandığını biliyor.
Yakın tarihe bakın.
Bosna Savaşı’nda, 1992’de Avrupa’nın göbeğinde Sırplar Müslümanları katlederken İslam devletleri sadece izledi.
1994’ten 1999’a kadar Ruslar Çeçenistan’da Müslümanların üzerinden geçti, İslam devletleri sadece izledi.
2001’de ABD Afganistan’ı işgal etti. İslam devletleri izledi.
2003’te ABD Irak’ı işgal etti ve 1.5 milyon Müslümanı katletti. İslam ülkeleri izledi.
(Ahmedi Necat’ın kendi ifadesidir: “ABD Afganistan ve Irak’ı işgal ederken biz yardım ettik.” dedi.)
Arap Baharı bahanesiyle birçok ülkede yine akan kan Müslüman kanı oldu, sadece izledik.
Suriye’ye “özgürlük” bahanesiyle yüz binlerce Müslüman hayatını kaybetti, izledik.
57 İslam ülkesinin gözü önünde Gazze’nin altını üstüne getirdiler. Sadece izlediler.
Orta Doğu’da akan hep Müslüman kanı oldu.
Şimdi İran’ın üzerinden geçiyorlar, sadece izliyoruz.
İnanın, Allah korusun, yarın hedef Türkiye olsa Türki Cumhuriyetler dâhil yine izleyecekler.
Düşman Sünnî-Şia ayrımı yapmıyor.
İran masum bir devlet değil belki, sevmeyebilirsiniz ama ABD ve İsrail de kurtarıcımız değil.
Bugün ihtilafların konuşulacağı gün değil.
Bugün İran düşerse sıra Türkiye’de.
Arz-ı Mevud adım adım gerçekleşiyor.
Rabbim sonumuzu hayır eylesin.
Selam ve dua ile...