Allah'ın izni ile Ebabil kuşlarının Fil Ordusu'na galip geldiği diyardır Mekke.
Mekke'de kaldığımız otelin lobisinden yazıyorum yazımı.
Birazdan öğle namazına çıkacağız mescide.
Oradan da alışveriş için bir yere gidecekmişiz.
Karşımda Serdar abi, yanımda Abdullah, Ebubekir ve Yüksel.
Umre yapanların yaş ortalamasına bakıyorum göz ucuyla.
Eskiden genelde yaşlılar gelirmiş bu diyarlara.
Şimdi gençler ve hatta çocuklar bile heves ediyor ve geliyorlar.
Gençler ve çocuklarla daha güzel oluyor umre yapmak.
Otel çok kalabalık ve genelde ülkemizden gelen misafirleri ağırlıyor.
Kâbe aşırı kalabalık bir yer.
Her milletten, her renk ve tenden insan var.
Milyon tane insan bir arada ve kimse kimseye yan bakmıyor.
Kimse kimseyle kavga etmiyor.
Ufak tefek şeyleri herkes hoş görüyor.
Müthiş bir huzur ve sakinlik var.
Herkes huzurda ve hazırda bulunduğunun farkında.
Düşünün, bir ülke liderinin yanında olsanız nasıl davranırdınız?
Şimdi Allah'ın evinde olduğunuzu düşünün bir de.
Herkes bu halde.
Kadınlar, erkekler hemen hemen iç içe.
Kimse kimseyi umursamıyor bile.
Müthiş bir enerjisi var Kâbe'nin.
İnsanı içine alıyor.
Gayriihtiyari ağlaman geliyor ahvaline.
Tüyleri diken diken eden bir selamlama ile başladık umreye.
Hacerülesved köşesi...
"Bismillahi Allahuekber" nidaları...
Bir ağlama tutuyor bizi, anlatılmaz.
Tüylerimiz diken diken oldu.
Resulullah orada sanki.
Dedim ya, acayip bir sinerji.
Serdar abinin ifadesi ile bilinçli gelmek gerek buraya.
Siyer okumak, Resulü tanımak gerek.
Şu teknolojide, üstelik de kış mevsiminde olmamıza rağmen sıcacık Arabistan.
Peki, Resulün döneminde nasıldı acaba?
Yazın sıcağında nasıl dayandılar bunca acıya?
Kim bilir nasıl da yoruldular Allah yolunda...
Ama "öf" demediler.
Çünkü samimiydiler ve ecri Allah'tan bekliyorlardı.
Her köşede doya doya zemzem suyu yudumlarken boykot yılları geldi aklıma.
Şu sıcakta en önemli etken su olsa gerek.
Su az, yemek yok o zamanlarda.
Resulün Hendek Savaşı sırasında karnına bağladığı taş hangisiydi acaba?
Ne dertler, ne acılar, ne hikâyeler tanıdı şu diyarlar.
Hz. Adem'den tutun Hz. Muhammed'e kadar nice peygamberler yürüdü bu diyarda.
Hepsinin ayak izi var bu topraklarda.
Hal böyle olunca tarih yankılanıyor her sokakta.
Dağ taş her yer...
Kim bilir nasıl da zorlandılar Allah yolunda yürürken.
Öyle sıkıntılara katlandılar ki...
Öyle çilelere göğüs gerdiler ki...
"Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek hale geldiler.
Kâbe muazzam...
Burada nereyi gezseniz oraya âşık olursunuz.
Mekke'den selam ve dua ile...























