Pılı pırtı toplayıp firar etmeli! Ayetin ifadesiyle Allah'a firar etmeli! Kuran neyi emrediyorsa tersini yapıyoruz. Göçümüz, istesek de istemesek de Allah'a! Hoşumuza gitse de gitmese de sonuç yalnızca O'na... Dolayısıyla biz yönümüzü ne kadar dünyaya çevirsek de dünya hepimizden bir şekilde kaçıyor!
Yaşlanıyoruz. Her gün yeni ölümlere tanık oluyoruz. Bir bir aramızdan eksilenleri Âlemlerin Rabbi'ne uğurluyoruz. Görüyor ve biliyoruz ki hepsinin eli boş! Çok defin izledim şimdiye kadar! Kimse kefeninden başka bir şeyle gömülmedi! Kimseyi bir dostu bir gün dahi beklemedi! Hatta çoğu alelacele defnedildi!
Hâl buyken, durum böyleyken bu koşuşturma niye? Allah'a firar varken dünyaya bunca meyil neden? Bizi Allah'tan başkası anlamazken derdi dünyaya dökmenin sebebi ne? Vallahi tüm telaş ve koşuşturma boş bir hayal uğruna!
Dünya kime yar olmuş? Kim dünya ile yarışmış da yarışı kazanmış? Toprak kimi yutmamış? Kimi bağrında misafir etmemiş?
Geçen gün bir yazı ile karşılaştım. Kanserden ölen köşe yazarı Erma Bombeck'in son yazısı:
"Hayatımı yeniden yaşayabilseydim eğer;
Hastayken yatağa girer, dinlenirdim. Ben olmadığım zaman her şey kötüye gidecek diye düşünmezdim. Gül şeklindeki pembe mumu saklamaz, yakardım. Daha az konuşur ama daha çok dinlerdim. Yerler kirlense, masa örtüm lekelense bile daha çok arkadaşımı akşam yemeğine davet ederdim. Oturma odasında TV seyrederken, patlamış mısır yer, yerler leke olacak diye korkmazdım. Bana gençliğini anlatmaya çalışan dedeme daha çok vakit ayırırdım. Kocamın sorumluluklarını daha çok paylaşırdım. Saçım bozulmasın diye, arabanın camının açılmasını önlemezdim. Eteğimin lekelenmesine aldırmadan çimlere otururdum. TV seyrederken daha az, hayata bakarken daha çok ağlar ve gülerdim. Ömür boyu garantilidir denilen hiçbir şeyi satın almazdım. Çocuklarım beni öpmek istediklerinde, asla 'Önce git ellerini yüzünü yıka' demezdim. Onlara daha çok 'seni seviyorum', ondan da daha çok 'özür dilerim' derdim.
Ama başka bir hayat verilseydi en çok yapacağım şey, her dakikasını değerlendirmek olurdu.
Dikkatle bak. Gerçekten gör. Yaşa. Vazgeçme. Küçük şeyler için şikâyet etmekten vazgeç. Bana benzemeyenler, benden daha çok şeye sahip olanlar ve kimin ne yaptığı beni ilgilendirmezdi. Bunun yerine, ilişkilerimi güçlendirmeye çalışırdım. Sahip olduğunuz ruhsal, fiziksel ve duygusal her şey için şükredin. Tek bir hayatınız var ve bir gün sona eriyor. Umarım her gününüzü değerlendirirsiniz."























