Kandil var mı yok mu?
Dinden mi, bidat mi?
Bu tarz sorular sık gündeme geliyor. Gündeme soru gelsin veya gelmesin kandil anlayışı veya kutlaması dini bir ritüele dönüştü/dönüşüyor.
Bununla ilgili farklı zamanlarda merakımı giderme adına ben de araştırmalar yaptım.
Çok karışık ve kalabalık bir mesele.
Şu bir gerçek...
Kandil kutlaması, belirli gün ve gecelerde (Kadir Gecesi istisna) özel ibadetler yapılması ile ilgili kafama yatan birşey bulamadım. Bulan varsa benimle paylaşsın isterim.
Kandil anlayışı, Fâtımîler döneminde Müslümanların gündemine girmiş, II. Selim döneminde ise kandillerin camilerin dışına asılmasıyla törensel bir ritüele dönüşmüştür. Toplumda bu gelenek, beş mübarek gece olduğu inancıyla bir ibadet formuna bürünmüştür.
Oysa bu gecelerin kutlanması ve bu gecelere özel bir ibadet uygulaması, Kur'an'da yer almadığı gibi Resulullah ve ashabı tarafından da kutlanmamıştır.
Kur'an'da Kadir Suresi vardır. Ancak bu surede dahi bir kutlamadan bahsedilmez. Surenin vurguladığı, Kur'an'ın bu gecede inmeye başlamasıyla insanın vahiy ile anlam bulması ve ömre bedel bir gün yaşaması gerektiğidir. Berat Gecesi ile ilgili ise zayıf bir rivayetin peşine düşmüş büyük bir kitle oluşmuştur.
Regaip, "yakınlaşma" demektir. Resulullah'ın anne karnına düştüğü gün olarak kabul edilir. Bu konuda kesin bir tespit yapmak çok zordur; ayrıca bu günü kutlama veya ibadete dönüştürme adına bize ulaşan sahih hiçbir bilgi yoktur.
Mevlit, "doğum" anlamına gelir. Resulullah yeryüzüne rahmet olarak gönderilmiş, insanlık için "üsve-i hasene" (en güzel örnek) olmuştur. Mevlitleri bid'at kılan husus, bu geceye özel ibadetler ihdas edilmesidir. Oysa dinde yapılması gereken her şeyi Allah vahyetti, Resulullah da beyan etti. Belirli gece ve gündüzlere has bu durum, insanların o günlerde adeta "günah çıkarma seansı" yapmasına dönüşmüştür.
Resulullah bir anı veya hatıra değildir. O, hayatın her aşamasında birlikte yürünmesi gereken ve getirdiği hayata talip olmanın adıdır. Hayatın her alanına hükmeden Rabb'imiz, hayatımızın her zerresinden hesap soracağı bir güne karşı bizi uyarmaktadır. Önemli olan günü değil, akıbeti kurtarmanın yolunu bulmaktır.
Bu mevlit anlayışı adetten ibadete dönüşünce, din adına birçok yeni uygulama ortaya çıkmıştır.
Hristiyanlar İsa'yı (as) ilahlaştırdılar.
Yahudiler peygamberlerini öldürdüler.
Müslüman olma iddiası taşıyanların çoğu ise Resulullah'ı gereği gibi önder ve örnek edinemediler.
Tarikatçı ve gelenekçi kültür, Resulullah'ı (as) göklere çıkararak adeta Hristiyanlara benzedi.
Modernist, mealci ve reformist gruplar ise Resulullah'ın getirdiği mesajı öldürmeye çalışarak Yahudilere benzedi.
Biz hiç kimsenin doğum ve ölüm gününü kutlamayız. Resulullah bizim biricik önderimiz ve üsve-i hasenemizdir.























