Basın özgürlüğü adı altında yıllardır ahlaksızlığı, edepsizliği ve değerlerimize yönelik alaycılığı "mizah" kisvesiyle servis eden Leman dergisi, bu kez yine sınırları zorladı. Kutsallarımıza el uzatan, milletimizin sinir uçlarıyla oynayan bu tür karikatürler artık bir 'bireysel ifade' meselesi olmaktan çıkmış durumda.
Peki gerçekten kendileri mi çiziyor bu rezillikleri? Yoksa bir yerlerden düğmeye basıldığında harekete geçen bir organizasyonun medya ayağı mı bunlar?
Tuhaf değil mi? Tam da bu karikatür tartışmasının ortasında, Meclis’te bir "İklim Kanunu" geçiyor. Sessizce, gürültüsüz, neredeyse kimsenin fark etmediği bir şekilde… Ve bu yasa, Avrupa Birliği’nin, Dünya Ekonomik Forumu’nun ve diğer küresel yapılarının hazırladığı metinlerle neredeyse birebir örtüşüyor.
Bu bir tesadüf mü sizce? Yoksa planlı bir gündem saptırma operasyonu mu?
İşte burada durup düşünmeliyiz. Bu topraklarda oyun bitmiyor. Oyun içinde oyun, perde arkasında başka senaryolar dönüyor. Görünenin ardında bir el, bir akıl, bir yönlendirme var.
Bugün partilerin, liderlerin değil; küresel planların, siyonist aklın ve büyük sermayenin dediği oluyor. Üst akıl dedikleri şeyin merkezinde sadece para yok; değerleri, toplumları, inançları, hatta doğayı kendi çıkarlarına göre şekillendirmek isteyen hastalıklı bir sistem var.
Allah, bu düzenin gerçek yüzünü görebilen basiretli bir nesil nasip etsin.
Kur’an bize açıkça bildiriyor:
“Onlar bir tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını boşa çıkardı. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Sâffât Suresi, 127)
Ve Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) uyarıyor:
“İnsanların helakı, kötülerin yönetime geçmesiyle olur.” (Tirmizî, Fiten, 76)
Biz bu sistemin çarklarında yok sayılan bir milletiz. Sözde temsilcilerimiz halktan değil, küresel güçlerden icazet alıyor. Mecliste alınan kararlar önce dışarıya uygun hale getiriliyor, sonra içeride onaylanıyor.
Ben şahsen bu düzeni içselleştiremiyorum. İnsanımız açlıkla, yoksullukla, umutsuzlukla mücadele ederken; onların önceliği karbon salınımı, yeşil mutabakat ve dış kredi dengeleri… Milletin nefesini değil, küresel merkezlerin takdirini kazanmak için çalışıyorlar.
Sözüm meclisten dışarı değil artık: Sözüm doğrudan bu kokuşmuş düzene! Milletiyle, inancıyla, irfanıyla barışık olmayan bu sistem; bizim değil.
Şunu unutmayalım:
“Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit kılar.” (Muhammed Suresi, 7)
Biz ne zaman kendi değerlerimize, kendi irademize sahip çıkarız; işte o zaman bu kirli oyunlar bozulur. Yeter ki bir olalım, uyanık olalım.























