"Ya Rabbi bizleri utandırma." diye dua ettik.
En nihayetinde Rabb'im dualarımızı kabul buyurdu ve utanma duygumuzu kaybettik diye bir yazı okumuştum.
Eleştireyim diyorum.
Arada şaşırıp kalıyor, arafta bocalıyorum.
Neresinden tutayım şu kokuşmuş düzenin, bilemiyorum.
Osmanlı'nın son dönemleri olan Lale Devri'nden tutun, günümüze gelene kadar her alanda bir gerileme var.
Gelen gün geçeni aratıyor.
Gelen güç gideni özletiyor!
Muktedirler, el birliğiyle şu güzelim memleketi nasıl tarumar ederiz'in planını yapıyor sanki.
Bu toplum nasıl yozlaşır, nasıl ahlaksız olur diye gece gündüz düşünüyorlar sanırsın.
Dünya'nın Sanayi Devrimi'nde her alanda çağ atladığı zaman, biz kendi dönemin adını Lale Devri koymuşuz.
Dünya ilerlerken biz şapkaya takmış, sarıkla kafayı bozmuşuz!
Bugün birkaç alanda iyileşme ve ilerleme varken, esas olanı kaçırmışız!
Ahlakı ve adaleti, hakkaniyeti ve liyakati rafa kaldırmışız.
Yapılan on iyi varsa, yirmi kötüyle onun da hakkından gelmişiz, hamdolsun!
Eleştiriye tahammülümüz yok!
Her yerde tuz kokmuş...
Toplum desen yerle yeksan!
Ne işte ne okulda ne yolda ne belde...
Ahlakın izini yitirmişiz her yerde!
Haftada iki kez yazıyorum.
Günde beş kez yazsam bitiremem derdimi.
Malatya gibi sözüm ona muhafazakâr yerlerde bile hemen her gün bir yaşlının cesedinin evinde koktuğu haberini alıyoruz.
Evinde kedi köpek besleyenler, anne ve babalarına tahammül etmiyor.
Köpeğin kakasını eliyle temizleyenler, anne ve babaya merhamet etmiyor.
Allah Resulü, "İçinizde süt emen bebekler ve beli bükülmüş yaşlılar olmasa yeryüzü büyük fesada uğrardı." buyuruyor.
Süt emen bebeğin emdiği sütü burnundan getirdiğimiz bir devrin içindeyiz!
Toplumda omurga kalmadı.
Siyasiler nasılsa toplum da o hâli aldı!
Toplum nasılsa öyle idare edilir oldu.
Dün tükürdüğünü bugün yalayanlar...
Kendi kendini yalanlayanlar...
Bu memleketin muktediri, muhalifi bu hâlde iken...
Her yerde hırsızlık ve talan kol gezerken!
Her alanda Allah'ın ve kulun hakkı alenen yenirken...
Ve bu yeme, meclis kürsülerinde itiraf edilirken...
Bu toplum nasıl düzelecek?
Soruyorum sizlere?
Bir mal alıyorsunuz veya bir hizmet.
Hizmet mi demeli hezimet mi?
Beş katına kadar aynı ürün ve hizmet fiyatlandırılıyor!
Herkes her şeyi kendisine hak görüyor.
Kötü alkışlanıp doğru ayıplanıyor!
Herkes birbirini bir şekilde satabiliyor.
Kimse kimseyi kollamıyor.
Sistem birilerine zulmedince sesimiz çıkmıyor.
Zalimin kılıcı bizi bulunca avazımız çıktığı kadar bağırıyor ve imdat ediyoruz.
Zulüm bizdense hoş görüyor, karşı mahalledense her şekilde duyuruyoruz.
Adalet artık gri binalardaki tabeladan ibaret.
Her alanda gerçek manada bir belirsizlik hüküm sürüyor.
Her anlamda bir çürüme var!
Sistem zaten toplama kampı...
Her yerden fıtrata uymayan kanunlar getirmiş, fıtratı bozmak için her yolu denemişiz!
Kendimizi batıya ve batıla maşa etmişiz!
Ümmet coğrafyasındaki gözyaşından mesulüz!
Hayırlısıyla şu dünya sürgünümüzü bir tamamlasaydık...
Hayırlısıyla bir öleydik hele...
Ak koyun, kara koyun belli olur ötede!
Rabb'in adalet terazisi şaşırmaz ve sapmaz!
Fidye olarak dünyayı versek kâr etmez!























