"Mehmet Şimşek ekonominin başına bir geçsin! Sen o vakit konuş hele" demişti bana...
Sahi nerede o arkadaş?
Meseleyi kişilere indirgemek, gidişatı şahıslara bağlamak akıl işi mi?
Sistemi ve onun kirini ne zaman konuşacağız?
Ülkenin esas sorununun sistemle ilgili olduğunu ne zaman anlayacağız?
Hangi parti gelirse gelsin esasın değişmeyeceğini nasıl idrak edeceğiz?
Babacan geldi iyiydi.
Berat Bey geldi kötüydü.
Şimdi daha da kötü ekonomi.
Ama şahıslar ve onların yapacakları çok sınırlı.
Bir israf kültürü var toplumda!
Bir gösteriş merakı var tavanda ve tabanda!
Herkes bir imrenme, bir özenme yarışında!
Bu sistemin bu şekil ve söylemlerle düzelme ihtimali var mı?
İktidarı, muhalefeti hepsi aynı değil mi?
Her partide benzer manzaralar yok mu?
Siyasi parti liderlerinin kullandıkları araçlara bakın! Bindiklerine değil giydiklerine de bakın!
İsraf dışında ne görüyorsunuz?
Yerli ve milli diye millete reva gördüklerini hangisi kullanıyor?
Biz ömür boyu çalışsak sadece saatini dahi alamayacağımız milletin vekilini nasıl hizaya getirip düzelteceğiz?
Veya şöyle sorayım:
Bunları nasıl vekil olarak görecez?
400 bin TL alan vekil nasıl 20 bin TL alan emeklinin ve 28 bin TL alan asgari ücretlinin temsilcisi olacak?
Yıllar önce üniversitedeyken bir yemeğe gitmiştim.
İstanbul'daydım.
Yıldız Teknik Üniversitesi'nde pedagojik formasyon dersleri alıyordum.
Bir vesile kültür ve turizm ile ilgili balo tarzı bir organizasyonun içinde buldum kendimi.
Ömer Çelik bakandı.
İlber Ortaylı'yı ve daha birçok ünlüyü orada görmüştüm.
Muhtemelen sırıtmışızdır içlerinde.
Zira ceket giymeyen birkaç kişiden biriydim.
Konu neydi bilmiyorum.
Ama bir sofra vardı, bir ikram...
Anlatılmayacak türden!
Birkaç saatin faturasını görmek isterdim.
Belki milyonlar...
Ama kime ne?
Kime neyi anlatacağız bu gidişle?
Herkes halinden memnun bir şekilde!
Muhalifler muhalefetten memnun, taban muktedirlerden!
Herkes bir lideri kutsamış!
Herkes birilerini dokunulmaz kılmış!
Zırhlı kesimi eleştireyim desen en yakınından tokat yiyorsun!
En dibindeki diş biliyor sana!
Kimse kimseyi anlamak istemiyor.
Herkes haklı!
İnsanın insanı kutsal görmesi kadar anormal bir durum var mı?
Toplumdan yana ümidim zayıf.
Ne sağda hayat var ne solda!
Ne iktidarında ne de muhalefetinde!
Böyle gelmiş, böyle gitmez belki ama gidiyor işte!
Herkes köşe ve koltuk kapmaca peşinde. Hem de senin ve benim sırtıma basarak yükselmenin gayretinde.
Kimse ne memleketi umursuyor ne emekliyi ne asgari ücretliyi!
Patronları dahi düşünen yok!
Onlar da olanı korumanın gayretinde!
Vergileri silinen büyükleri kastetmiyorum.
Vergi yüküyle inim inim inletilen tabana yakınlardan bahsediyorum.
Orta ve alt direkten yani...
Biraz düşünüyorum.
Sonra "Neyse canım bize müstahak" deyip işin içinden çıkıyorum!
Biraz kendimi üzüyorum.
Sonra ondan da vazgeçiyorum.
Zira başımıza gelen her şeyi hak ediyoruz!
Saygılarımla...






















