Bu haftaki başlığın sahibi kadim dostum Mehmet Erkut.
Erkut Hayvancılık'ta hızarla odun keserken dalmış, saati geçirmişim.
Gazetemizin Yazı İşleri Müdüresi Nihal Ağca ablam aradı.
20 dakika süre kopardım yazımı yazmak için.
Geçen gün İbrahim Ethem Yazıcı birşeyler karalamış okumam için bana atmıştı.
Kalemini beğendiğim biridir İbrahim abi.
Derdi olan adamı severim ben.
Gamsız, umursamaz adamın bu dünyada bir garibe faydası olmaz sanırım.
Zira ahiret kaygısı olan adam dertli olur.
Derdi Gazze olur...
Türkistan olur...
Afganistan olur...
Afrika olur...
Nerede bir mazlum ve mağdur varsa kalbi orada atar dertli adamın...
İbrahim abi derdini yazmış...
Kadının beyanı esastı önce,
Sonra birden köpeğin beyanı kadının beyanından daha esas oluverdi mama çetelerinin piar baskısıyla.
İtin beyanından ne çıkar demeyin, duası kabul olup gökten kemik yağmasa da marketler, mama tröslerinin global çetelerin raflarıyla doldu, tuzu kuru kokona derneklerin hayvan sevgisi istismarıyla mama için ucuz pazar stratejileri geliştirdiler.
Ardından beyanlar arasında nihayet şortun beyanına sıra gelmişti artık.
Level atladık "özgürlük" mottosuyla.
Çoktan şortun beyanı esas olmuştu bile.
Şimdilerde şort ne derse o.
Hastane, okul, cami, kilise, Anıtkabir fark etmiyor.
Her yerde şortun beyanı esas.
Hem de ne esas...
Haydi buyurun temizleyin bakalım et pazarına dönmüş kültürel çürümüşlüğü.
Oysa esas olan tek beyan vardı: ilahi kelam.
Mesajı kulak ardı ettik, o gün bugündür beyanlar ve belalar eksilmez oldu üstümüzden.
Zelzele, kuraklık, yangın, susuzluk vs ardındaki esas beyana kulak vermezsek korkarım bu şımarıklıkla çeşit çeşit belalar, sağanak sağnak yağacak üstümüze.
Bilge kral Aliya'nın dediği gibi: "Şımarık nesilleri ancak açlık ve savaş terbiye eder."
Bana göre savaş bile terbiye etmez sanırım...
Bu insanlar terbiyeyi, aidiyeti, hissiyatı, maneviyatı unutmuş durumda...
Yine de Allah'tan ümit kesmek yakışmaz insana...
Allah sonumuzu hayrede...
Muz Cumhuriyeti'nde sırada ne var acaba diye merak etmiyor değiliz...























