"İnsan dediğin; postu giyilmez, eti yenmez, bir gönülden ibaret," deyip duygulanmıştı Porgalı Dayı.
Gözlerinden yaş süzüldü.
Gönlü de bedeni de yaşlıydı.
Yası da vardı, yarası da...
Açıldı yüreği:
"Üç erkek kardeşiz," dedi. "Ben hariç diğer ikisi köyde yaşıyor. Köy dediysek adı köy... Kuş uçmaz, kervan geçmez, sarp bir arazi işte. Kardeşlerim kavgalı. Biri diğerinin sınır hakkına tecavüz ediyor. Tecavüz eden, 'Nuh diyor, Peygamber demiyor.'
Baktım iş kötüye gidecek. Kardeşime gittim, haksız olana. 'Yapma, etme,' dedim. 'Bu haktır, vebaldir! Derdin arsaysa, sınırsa benim hakkım senin olsun.' Ne yaptıysam dinletemedim!
Haklı olan kardeşime gittim. 'Etme, bro, el adamını güldürme bize,' dedim. Hakkı olduğu hâlde vazgeçirdim. 'Şeytana lanet,' dedi ve vazgeçti!"
Anlattı.
Hüngür hüngür ağladı taziyede...
"Aha, bak Yusuf Dayı işte... Ne götürdü? Veya başkaları... Kim ne yaptı malı, mülkü? Kim ne yapsın evladı, barkı? Hepsi bir bez, bir mezar," dedi.
Dertliydi, beni de dertlendirdi!
"Kişi için kazancı nedir, oğul? Kişi için kazancı; yiyip içtiği, giyerek eskittiği ve Allah için sadaka olarak verdiği yani infak ettiğidir," diyor Allah Resulü.
Allah Resulü'nün münafık tanımında ne var, bakın! Emanete ihanet! Ve bu can bizlere emanet! Allah bize borç verdi bunu, yarın hesabını soracak. "Hangi uğurda harcadın?" diyecek!
Resulullah, "Müflis kimse, dünyada iken ahiretini imar etmeyen kişidir," diyor. "O kişi iflas etmiştir," buyuruyor.
Ahiretin imarı sadece ibadetle olmaz. Nice müflisler var; namaz kılar, oruç tutar, zekât verir ama iflas etmiştir. Çünkü gıybet yapar, dedikodu eder, insanları çekiştirir, kuyu kazar!
Kul hakkı yer!
Rabbin hakkı zaten yeniyor!
Resulullah'a soruyorlar: "Akıllı insan, makbul insan kimdir?" "Ahiretine yatırım yapandır. Dünyadayken ahiretini imar edendir," buyuruyor.
Rabbim ahireti imar etmeyi nasip etsin!
Dünyada bize kimsenin hakkını yedirmesin!























