Nihal Abla aradı!
Gazetemizin Yazı Işleri Müdürü…
Her zaman güleryüzlü, işine sadık, vefalı bir ablamız.
Allah ondan razı olsun; zira o olmasa, bazen yazı yazacağım günleri bile unuturum.
Bugün de sağ olsun, arayıp hatırlattı.
“Bugün ne yazacaksın?” dedi.
“Bugün ne gün?” dedim ben de ona…
İkimiz de bir an durduk.
Çünkü zaman denilen şey artık sadece geçmiyor, sanki içimizden geçiyor.
Aylar haftalar gibi, haftalar gün gibi, günler saat gibi geçiyor. Ve biz bazen günü şaşırıyor, bazen de anı kaçırıyoruz.
Bugün Yeşilyurt Belediyesi’ne gittim.
Uzun zamandır uğramamıştım.
Depremden sonra yolum düşmemişti oraya.
Yeni hizmet binası güzel olmuş.
Ferah, düzenli, insanı yormayan cinsten.
En güzeli de uzun zamandır görmediğim kıymetli abilerle karşılaşmaktı.
Aynı masada oturduk, hasbihal ettik.
Konu neydi dersiniz?
Yine zaman… Yine insanın insana uzaklaşması… Yine yüzleşemediğimiz yorgunluklar…
Bir dostun varlığı, bir selamın sıcaklığı, bir sohbetin bereketi bazen o günün tüm yorgunluğunu siler ya hani… İşte öyle bir gündü. Ve fark ettim ki zaman hızlı geçiyor, evet ama bazı şeyler hâlâ yavaş yavaş güzelleşebiliyor.
İyi insanlar hâlâ var, iyi niyetli muhabbetler hâlâ mümkün.
Yeter ki biz kıymet bilelim.
Yazının başına dönüyorum şimdi...
Nihal Abla aramasaydı, belki bu yazı da gecikecekti.
Ama iyi ki aradı.
Çünkü bazen sadece bir telefon, sadece bir hatırlatma, sadece bir “Bugün ne yazacaksın?” sorusu… İnsana yeniden yol aldırabiliyor.
Zaman hızla geçiyor.
Eskisi gibi değil artık hiçbir şey.
Ne günler gün gibi, ne insanlar insan gibi…























