İzmir'de 17 yaşlarında bir çocuğun karakol basması gündemimizi epeyce meşgul etmişti.
Bugünlerde yine yaramız deşildi!
Her gün memleketin bir yerlerinden bela ve musibet haberleri geliyor.
Her gün birilerinin ciğeri yanıyor.
Bir acı geçmeden, bir yara kabuk bağlamadan, bir başka neşterle deşiliyor yaramız.
Kanaya kanaya bir hâl olduk!
Ve tabii kınaya kınaya...
Geçen gün Ebu Hanzala Hoca'nın derdest edildiğini gördüm medyadan.
Yakın zamanda birlikte oturmuş, hasbihâl etme imkânı bulmuştuk!
Fotoğraf çekmemiş ve paylaşmamıştım.
Bir fotoğraf karesinin dahi terör örgütü üyeliği sayılabileceği adi bir düzende yaşıyoruz hepimiz!
Sistem bizleri birer pısırığa çevirdi desem yeri!
Hepimiz bir şeylerden kuşkulanıyor, tabiricaizse kendi gölgemizden korkuyoruz.
Ben basın mensubu biriyim.
Lafta değil.
Gazetenin, sigortalı, maaşlı, yazar personeliyim!
Ama ne yazabiliyor ne de istediğim şeyi paylaşabiliyorum.
Kalem lâl!
Gönül bî-hâl!
Güya her istediğimle görüşebiliyorum!
Gazeteci kimliğimle olsa dahi herkesle poz bile veremiyorum!
Daha evvel Alparslan Kuytul ile karşılaşmış, hasbihâl etmiş, bunu da yazıya dökmüştüm!
O sebeple bile aba altından sopalar gösterilmişti!
Sistemin trolleri boş durmuyor!
Sistem kendisinden başkasını kabul etmiyor!
Kimliğinizin hiçbir değeri yok!
Sistemin bekası için bir pul kadar değeriniz yok!
Düşüncesine katılırsınız veya katılmazsınız!
Fikirlerini sever ya da sevmezsiniz!
Biri hakkında adil olmayı emreden Kur'an'a rağmen adaleti konuşup savunamazsınız!
Güya özgür ve demokratik bir memleketin mensubuyuz!
Haa yazıp çizersiniz...
Hem de hukuka uygun!
Ama sonrası malum!
Yazmakta özgürsünüz ama sonrası garanti değil burada!
Bana kalırsa dünyanın neresinde olursa olsun bir düşünce, silahlı eyleme dönüşmediği sürece özgür olmalı derim!
Ama maalesef işler öyle yürümüyor!
Herkes her istediğini konuşamıyor!
Konuşmayı bırakın, düşüncesinden bile imtina ediyor!
Çünkü bedel ödemekten korkar olduk!
Kaderi ve kederi sevmez olduk!
Geçen gün fikirlerine değer verdiğim bir abim, Ebu Hanzala Hoca ile ilgili bir şeyler karalamıştı.
Yazıyı aynen alıntıladım.
Bu adamlara göre belki de ben müşriğim.
Asla aynı çizgide değiliz.
Ama adil olun.
Diyelim ki bu adamlar terörist olsun(!?)
Peki ya terör devleti İsrail'in çifte vatandaş teröristlerine niye 2 yıllık Gazze mezalimine rağmen bu muameleyi göstermediniz?
Çifte vatandaş Siyonistler bu ülkenin bekası için tehdit unsuru değil mi?
Onlar teröristin âlâsı değil mi?























