Neylersin!
Yetmiyor işte.
Her gün taziye ziyaretlerine gidiyor, her gün yeni ölümlere tanık oluyoruz.
Ama bir türlü dünyadan ve içindekilerden kopamıyoruz.
Definleri izliyoruz.
Amiri, memuru, fakiri, zengini, dişçisi, işçisi...
Elinde bir şeyle gideni gören oldu mu?
Hepsi aynı.
Cepsiz bir kefen, varsa bir salih amel...
Ötede geçen tek akçe; insanlık.
İman ve ihlas dışında ne geçer ötede?
Dünya malın olsa ne fayda?
Yüzlerce evladın olsa neye yarar?
Uğruna çabaladığın ve ahiretini yaktığın hiçbir şey gelmedi seninle.
Yıllarca emek verdiklerin yok ortada.
Dünya bir hiç değilse nedir ha?
Geç olmadan, güç olmadan toparlanmak gerek.
Yetmiyor mu bunca ölümden ibret almadan yaşamak?
Nereye kadar?
Nereye bu gidiş?
Ne uğruna kavga ediyoruz?
Vallahi "dünya boştur" diyeceğimiz an gelecek! Gelmeden uyanmak gerek!
Kahraman Tazeoğlu güzel bir yazı paylaşmıştı.
Alıntıladım:
"Babalarının tabutu başında kardeşler arasında miras kavgası.
Kağıthane’de bir camide kılınan cenaze namazının ardından, miras paylaşımı yüzünden iki kardeş arasında çıkan tartışma silahlı kavgaya dönüştü.
Ağabey Mustafa Mutlu, kardeşi Mehmet Mutlu’yu tabancayla vurdu. Oracıkta can veren kardeşin yakınları ise sinir krizi geçirdi.
Bir insan düşün…
Hayatını verdiği evlatlarının başında, tabutunun gölgesinde bile birleştirici olamıyor artık.
Ölüm bile susturamıyor hırsı.
Toprak bile vicdanı soğutamıyor.
Babalarının tabutu yerde dururken miras kavgası eden iki kardeş…
Bu bir 'cinayet haberi' değil sadece.
Bu, toplumun içine düştüğü ahlaki çöküşün fotoğrafı.
Eskiden ölüm, insanı kendine getirirdi.
Şimdi ölüm, paranın önüne geçemiyor.
Eskiden kardeşlik kanla güçlenirdi.
Şimdi para uğruna kan dökülüyor.
Burada mesele miras değil.
Mesele:
İnsanın, insanı artık sadece engel olarak görmesi.
Kardeşi değil, rakibi olarak görmesi.
Babayı değil, tapuyu hatırlaması.
Bu olay şunu gösteriyor:
Biz artık 'acıya saygı duymayı' unuttuk.
Yası bile pazarlığa çevirdik.
Mezarı bile ticari arsaya benzetir olduk.
Silah burada sadece bir araç.
Asıl suçlu: Gözü kör eden açgözlülük.
Vicdanı susturan hırs.
Ahlakı susturan çıkar.
Bir baba ölür…
İki evlat da yetim kalır.
Ama biri diğerini öldürüyorsa orada sadece bir ceset yoktur; bir toplum da çökmüştür.
Sorulması gereken şu:
Biz ne zaman kardeşi düşman, parayı kutsal, ölümü önemsiz sayan bir topluma dönüştük?
Ve daha acısı:
Bu haber bizi neden artık şaşırtmıyor?"






















