Hayallerimden biriydi Afrika…
Görmek nasip oldu sonunda...
Biruni Vakfı'nın kurban programına katılmak için geldim bu coğrafyaya.
Ben, her duası kabul olan, işleri genel anlamda rast giden, bu minvalde Rabbi’ne karşı mahcubiyeti ve borcu her geçen gün daha ziyade artan biriyim.
Kendimi nasipli olarak addederim.
Rahman’ın merhamet ve şefkat elini her zaman üzerimde hissettim.
Kabul olmayan duam yok gibi...
Dua etmeye imtina ettiğim meseleleri bile Allah ikram etti.
Hislerimi bile gerçekleştirdi.
Bunu Afrika meselesi için yazmıyorum.
O’nunla aramda çok özel ve güzel bir bağ var.
Asla kopsun istemiyorum...
Tabii ki fısıldamaya dahi imtina ettiğim taleplerim, imtihanlarım var benim...
Herkesin vardır... “Ya kabul olursa?” diye çekindikleri...
Her neyse... Tekrar meseleme geleyim...
Hayatımda ilk kez Afrika’ya, Tanzanya’ya geldim. Kurban organizasyonu için… Uzaktan hep anlatılırdı: “Afrika’da insanlar yoksulluk içinde yaşıyor.” Ama yoksulluk bir kavram olmaktan çıkıp ete kemiğe büründüğünde, insanın yüreğinde bambaşka bir yankı uyandırıyor.
Buraya yardım etmeye geldik ama aslında biz öğrenmeye gelmişiz. Çünkü burada, maddi imkânsızlıkların gölgesinde koca bir gönül zenginliği yaşıyor. Evet, yollar toz içinde, elektrik çoğu yerde yok, temiz su bile büyük bir nimet. Ama insanlar gülümsüyor. Sıcacık, içten, hesapsız bir gülümseme... Sanki her şeyleri varmış gibi.
Köyde çocuklarla birlikte bayram namazı kıldık. Biri ayağındaki terliğin kayışını iplikle tutturmuştu, diğeri çıplak ayaktı ama her adımda koşuyor, gülüyor, oynuyordu.
Bizim şehirlerimizde tablet olmadan sıkılan çocuklar geliyor aklıma. Onlarla bu çocuklar arasında yalnızca maddi değil, ruhsal bir fark var. Bu çocuklar kanaat sahibi. Sahip oldukları üç şey için şükrediyorlar. Biz ise sahip olduklarımızla mutlu olmayı hep erteliyoruz.
Kurbanlar kesildi. Dağıtım başladı… Biliyorum ki yarın o et paketleri ellerine ulaştığında, onlar sevinirken biz bir kez daha düşünmeye zorlanacağız: Acaba gerçek ihtiyaç kimin? Eti alan mı, kalbi değişen mi?
Afrika bana bir şey öğretti: Eksiklikle yaşamayı öğrenenler, hayatın özüne daha yakındır. Bizse bolluk içinde kaybolmuşuz.























