Geçmişin şan, şöhret, ünvan ve makam sahipleri nerede?
“Ben güzelim, ben yakışıklıyım.” deyip caka satanlar neredeler?
Her şeyin eskiyeceği gerçeğine karşı kim direnebilir?
Bu ilahi yazgıyı kim değiştirebilir?
Kimin, hangi maddiyatın, hangi otoritenin buna gücü yeter?
İlahlık taslayanlar, Firavun'lar, Nemrut'lar ve bunların karşısında duran Harun'lar, Musa'lar, İbrahim'ler neredeler?
Dünyada iyi ve kötünün savaşı hep oldu ve her zaman olmaya devam edecek.
Nihayetinde iyi için savaşan da, kötü için mücadele eden de ölecek.
Herkes, âlemlerin Rabbinin huzurunda, Mahkeme-i Kübra’da görüşecek.
Bugün hayatlarına imrendiğimiz insanlara bakıyoruz; bir mikrobun karşısında yenik düşüyorlar.
Çok yakışıklı aktörler, artistler ufacık bir mikroba yeniliyorlar.
Tanınmaz hâle geliyorlar.
Bırakın saçlarını, kanser denilen illet kaşlarını bile döküyor.
Çok güzel diye bakmaya kıyamadığınız bir ünlü, yaşlanınca çok çirkin olabiliyor.
İnsan çok aciz ama bu acziyetini unutuyor.
KİBRİ İLE KAF DAĞI’NI AŞIYOR!
“Küçük dağları ben yarattım.” edası ve havası ile geziyor.
Herkesi hor ve hakir görüyor, kendisini göklerde...
Nice kibir sahibi bugün hastane koridorlarında sürünüyor.
Nice kibir sahibi, toprağın altında kurtlara, solucanlara yem oluyor.
Kimse, âlemlerin Rabbinden ve O’nun ilahi emirlerinden üstün ve yüce değildir.
Herkes, O’nun çarkına, O’nun kurduğu düzene istese de istemese de biat eder.
Herkes o süreci yaşar.
İnsan doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.
Bu ilahi yazgıyı dünyanın tamamı bir araya gelse değiştiremez.
Hâl böyleyken insan, tuvalette iki büklüm olan bir zavallı iken Rabbine karşı bu kibri niye?
İnsanlara tepeden bakması, kendini zengin, üstün ve seçilmiş görmesi neden?
Bu kibir değil midir insanı bitiren?
SOSYAL MEDYADA KADİR İNANIR İLE İLGİLİ BİR PAYLAŞIMA DENK GELMİŞTİM!
Adam, hayranı olduğu Kadir İnanır’ı bir vesileyle bir film festivalinde görüp tanışıyor.
“Filmlerini defalarca izlemişliğim, her repliğini ezberlemişliğim var.” diyor.
Adamda Kadir İnanır aşkı zirve.
Ve diyor ki: “O yakışıklılığına hayran olduğum Kadir İnanır hastalandı.
Hastaneden sonra kendisini gördüm.
Nerede o eski yakışıklılık, nerede o efsane Kadir İnanır, dedim kendi kendime.”
Hastalık adamı ruhen ve bedenen çökertmiş.
Ve yarınlarda ilahi emir geldiğinde, o da Rabbinin buyruğuna teslim olacak.
Ne şan, ne şöhret, ne makam, ne ün… Hiçbir şeyin değerinin olmadığını anladım.
İnsan budur; vallahi budur, billahi budur.
Ve bu dünyada ne yaptıysa öteki dünyada onu bulur.
Biz buna iman ediyoruz.
Selam, dua ve hürmetle...