Az evvel veda ettim Evelin yengeye ve Dafi'ye.
Hüseyin abinin eşi ve oğlu. Hollanda'da yaşıyorlar. Yenge Hollandalı.
Hüseyin abinin daveti, benim de talebim aynı noktada buluşunca Avrupa'ya geldim.
10 günde 4 ülke gezdim.
Hollanda'dan Paris'e kadar gittim. Sağ olsun Hüseyin abi, bütün mesaisini mutlu bir Avrupa seyahati geçirmeme adadı.
Burada sessiz, sakin, huzurlu bir ortamda yaşıyorlar ailece. Rabbim muhabbet ve mutluluklarını daim etsin.
Dün gece veda pastası yedik. Aslında hem tanışma hem de veda. Türkiye'den misafir geldiğini duyan kaynanası ve kayınbabası ziyarete gelmişlerdi. Kaynanası çok samimi. İngilizcesinin tamamını anladım neredeyse.
Bilmediğimi düşündüğü için olabilir; sade, anlaşılır ve tane tane konuştu benimle.
Bol da kahkaha attık.
Burada ziyaretler kısa tutuluyor olmalı ki çok durmadılar.
Pastamızı yedik, çaylarımızı içtik ve vedalaştık.
Aile içi ilişki ve muhabbet çok güçlü burada.
Akşam yemeği ve sonrası, günlük muhabbetin yapıldığı önemli bir toplantı saati aynı zamanda.
O sırada telefonu ele almak yasak.
Biri konuşurken sözünü kesmek de hoş karşılanmıyor.
Herkes o gün başına ne geldiyse, günü nasıl geçtiyse anlatıyor.
Birbirlerine karşı şeffaflar.
Biz telefonu elimizden düşürmüyor, belki de çocuklarımızın yüzüne içten ve sıcak gülüşler eşliğinde bakmıyoruz.
Sosyal medyanın esiri olmuş durumdayız.
Hatta işte bile sosyal medya ve telefona fazlaca zaman ayırıyoruz.
Bu sebeple işten atılanlar dahi oluyor.
Hollanda'da bulunduğum süre zarfında yemekle ilgili şikâyetim olmadı.
Tek aradığım ve eksik bulduğum, alaturka tuvaletin verdiği özgürlük ve rahatlık.
Belki de alışkanlık...
Burada tuvaletler klozet ve taharat muslukları yok.
Bizim gibi abdest alanlar için ciddi bir zahmet.
Tek şikâyetim buydu Avrupa'dan.
Hollanda'da refah seviyesi çok yüksek.
Belki de bunun ciddi zararları, yanları var. Geçim derdi olmayınca başka derdi oluyor insanların.
Mesela saçma sapan ilişkileri.
Tuhaf tuhaf adetleri.
Kesinlikle bize göre olmayan yanları ve yönleri var. Örnek almamız gereken tarafları da var tabii.
Evelin yenge ve Dafi'yle yarım saat kadar oldu vedamız.
Bazen telefona bakıp yazımı karalıyor, bazen de her yeri birbirine benzeyen Hollanda topraklarını izliyorum.
Emmen kentine vardık bile.
Burası artık tanıdık geliyor bana.
Hollanda küçük bir ülke ama çok gelişmiş.
Köyüne köy diyen çarpılır herhâlde.
Her imkân var.
Kırsalı çok güzel.
Kentleri çok kozmopolit.
Her yerden gelmiş insanlar.
Memleketinden çeşitli sebeplerle iltica etmiş yaramaz insanların buluşma noktası Amsterdam.
Bizde büyük kentlerde yaşam nasıl zorsa burada da öyle.
Asgari düzeyde yaşayan insanlar için her yer zor. Hayat, geçim ve seçim kavgasından ibaret.
Ama zengin her yerde rahat. Her yerde keyfi yerinde.
Bizim paramızın euro karşılığı çok kötü olunca Avrupa'yı gezmek, orta düzeydeki insanlara bile zor gelebilir.
Hele de Hüseyin abi gibi bir dostunuz yoksa.
Buradan Almanya Düsseldorf'a geçiyoruz.
Uçak saat 16.45'te.
Nasipse rotamız İstanbul.
En son İstanbul'da bir metro çıkışında insanlara adres sormaya çalıştığımı ve çok zor Türk'e rastladığımı yazmıştım.
Orası da toplama kampı misali. Her telden insan var.
Her şey güzeldi. Hüseyin Erkut ve ailesine misafirperverlikleri için minnettarım.
Lakin herkes ait olduğu yerde olmalı.
Biz memleket milliyetçisiyiz.
Selam ve dua ile.
Allah'a emanetsiniz...