Değerli dostlarım...
Gazetemizin görevlendirmesi ile 12 günlük bir Avrupa seyahatine çıkmış bulunuyorum.
Bir yandan yeni yerler ve kültürler keşfetmenin heyecanı, diğer yandan memleketimden ayrılmanın burukluğu ile gidiyorum. Âlemlerin Rabbi olan Allah menzilimizi hayırlı etsin.
Hüseyin Erkut abi uçakta hemen yan tarafımda uyudu bile.
Yoruldu. Yoğun bir bayramdı bizim için.
Hüseyin abiden yazılarımda ve videolarımda bahsedeceğim. Güzel bir insan. Hollanda'da yaşıyor. Avrupa seyahatimde bana yoldaşlık, abilik edecek nasip olursa.
Uçak havalandı. Aşağıya bakıyorum. İçimden dualar ettim elbette. İnsan ne kadar da aciz şu sonsuz âlemde.
Ne kadar da basit ve zavallı o yüce kudretin elinde!
Ama maalesef kibir ve nefis, insanı insan olmaktan uzaklaştırıp şeytana kul ediyor.
Uçakta bu satırları yazarken kulaklarım tıkandı bile.
Otobüste olduğu gibi uçakta da en sonda iseniz biraz sesli bir seyahatin içindesiniz demektir.
Daha evvel de uçağa defalarca kez bindim. Nasip beni her zaman kanatların üzerine denk getirdi.
Bu defa en arkadayız.
Yol arkadaşım yorgun.
Avrupa seyahatinde önümüzdeki en büyük engel vizeydi.
Onu da gazetemizin gri pasaportu ile aştık.
Orada hem gezi ve gözlem yazıları yazacağım hem de belgesel tadında videolar çekeceğim inşallah.
Yazı yazarken bir şey daha dikkatimi çekiyor.
Ben Allah'ın izniyle, inşallah veya nasipse gibi ifadeler olmadan cümle kuramıyorum.
Çünkü nasibin sahibine iman ediyorum.
Her şey ama her şey nasip.
Hayatın insanı nereye götüreceğini kimse kestiremiyor.
Ve en nihayetinde toprağın yanık türkülerle yankılanmış bağrı bizi bekliyor.
Ecel vuku bulacak ve hepimiz Rabbimize gideceğiz.
Kalkışımızın üzerinden 10 dakika geçti.
Uçak bu aşamada biraz sallanıyor.
Düşse deyip düşlere dalıyor insan.
Rabbini düşünüyor.
Eksiklerini hatırlıyor.
Bir nefes ötesinin garantisi yokken çok uzun hayallere satıyor kendini.
Hâlbuki ölüm ve hayat arasındaki çizgi çok ince.
Gözle görülmeyen bir mikrop, dev gibi adamları yıkıyor.
Koca koca pehlivanlar, yemek yedirmeye muhtaç çocuklara dönüşüyor.
Kimse kendini üstün ve güçlü görmesin.
Zira Allah her şeyi görüyor.
Bizi Kayseri Havalimanı'na getiren Emre Çakmak kardeşimi anmadan olmaz.
Her yurt dışına çıkışımda Yasin'di yoldaşım.
O beni bırakırdı uçağa.
Bu defa biraz rahatsızdı. Rabbim şifa versin Yasin Çakmak'a.
Emre kardeşim sağ olsun, bizi Malatya'dan Kayseri'ye getirdi.
İnşallah sağ salim, kazasız belasız döner Malatya'ya.
Yoksa şer olur Erdal abi bana.
"Ne şaştın olum?" ile başlayan cümlelerin ardı arkası kesilmez.
Rabbim bize de ona da selamet ve sabır versin.
Kızım Alya çok düşkün bana.
En son umreye gitmiştim bu Ramazan ayında. Tişörtümü giymeden uyumuyordu ben dönene kadar.
Ağlamaya başlamış şimdiden.
Baba ve evlat arasındaki bağın izahı yok. Hz. Yakup'un Yusuf'unu emanet ettiği Âlemlerin Rabbi'ne emanet ettim sevdiklerimi.
Gidiyorum. Bakalım bizi neler bekliyor.
Şu mevcut eğitim sistemi değişmeli. Değişmeli ki memlekette herkes dünya dili hâline gelen İngilizceyi öğrenmeli.
Yurt dışına çıkarken endişe ettiğimiz tek mesele:
Dil bilgimiz eksik.
Kendimizi geliştirmeliyiz.
Sizi Âlemlerin Rabbi'ne emanet ediyorum.
Gözlemlerimi yazmaya devam edeceğim.
Selam, dua ve hürmetle...























