Geçen gün İzmir'de yüreğimizi yakan, öfkemizi kabartan ve hatta dilimizden argo kelimeler çıkmasına vesile olan çok elim, çok kötü bir hadise yaşadık.
Parkta dinlenmeye çalışan yaşlı adam, birkaç hadsiz genç tarafından rahatsız edildi, darp edildi, dövüldü. Ve bu utanmazlar, yaptıkları marifetmiş gibi kayıt altına aldılar.
Allah size lanet etsin insan görünümlü yaratıklar. Hayatımda belki hiç kimseye beddua etmemişimdir ama artık öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki “Allah belanızı versin.” demekten öteye geçemiyoruz.
Bu insanların topluma ne gibi bir faydası olabilir? Bu insanların ümmete nasıl bir katkısı olabilir? Bu tarz insanların devlete nasıl bir getirisi olabilir?
Sırf sosyal mecralarda etkileşim almak uğruna dedeleri yaşındaki adamı dövüp videoya çektiler. Devlet, devlet olsa; yaptıkları misliyle kendilerine ödetilir. O zaman bu ülkede birçok şey düzelir.
Suçlunun işlediği suç yanına kâr kalıyor. “Haplıydım, sarhoştum.” gibi saçma sapan ifadelerle kendilerini savunuyorlar.
Yine benzer bir hadise Gaziantep'te yaşandı. 70 yaşındaki kadın yüzüne bir tekme yedi. Yaşlı ve çarşaflı kadını darp eden şerefsizin ifadesi komediydi.
Yok efendim, çocuk kaçıranlara benzetmiş. Çarşaflı, bankta oturan yaşlı kadın nasıl bir çocuğu kaçırıyor ki oturduğu yerde? Oturarak nasıl çocuk kaçırıyor, onu da anlamadım ya.
Belki sırf çarşafından dolayı dövdü ama işin sonu kötüye gidince saçma sapan bir sebep uydurdu.
Hep söylüyorum; kanunlar caydırıcı olmadıkça bu memlekette bir tek magandalara, serserilere, soytarılara rahat var. Vasat insanın can, mal, namus güvenliği kesinlikle yok!
Hatta insanları bırakın, sokaktaki kedilerin, köpeklerin, af buyurun, eşeklerin bile namusu güvence altında değil.
Sadece namusu değil, hayatı da öyle.
İnsanların temel hakkı olan yaşam hakkı bile birileri tarafından saçma sapan nedenlerle gasp ediliyor.
Adam, “Uyuşturucunun etkisindeydim, canım sıkkındı, çıktım ve karşıma çıkan ilk insanı öldüreceğim dedim.” diyor ve karşısına çıkan ilk insanı öldürüyor. Bakın, bu ülkede bunlar yaşanıyor. Sırf birinin can sıkıntısını gidermek uğruna bir kör kurşuna kurban gidebilirsiniz. Herhangi bir yerde bıçaklanabilirsiniz. Sabah evden çıkınca akşam sağ salim dönüyorsanız şükür secdesi yapın. Oturun, iki rekât namaz kılın. Vallahi şaka yapmıyorum.
Bela ne zaman kimi bulacak, hiçbir şekilde belli değil. Çünkü ortada suçlu çok, suç çok ama bir ceza yok.
Yüzlerce dosyası olan magandalar sokaklarda kol geziyorlar. İnsanlar kendi adaletini kendileri sağlıyorlar.
Veya bir olay sosyal medyada yayılınca sosyal medyanın adaletine sığınıyorlar.
Ben yorumları okuyorum, yorumların yarısına Sedat Peker'i etiketliyorlar.
Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı etiketi daha az.
İnsanlar adaleti, mafya olarak lanse edilen bir adamdan bekliyorlar.
Koskoca devletin geldiği hâle bakın.
Devlet dediğin bir otoritedir.
Polisinin bir ağırlığı, yargısının bir güvencesi olmalı.
İnsanlar yargıya güvenmiyorlar.
Adalet, adliye binalarında yazılı bir söylemden ibaret.
İnsanların mafya diye lanse edilen adama güveni, bu ülkenin adaletine güveninden daha fazla. Buyurun çıkın sokağa ve halkın nabzını tutun.
Ne kadar aciz ve kötü bir durumdayız.
Ülkenin her yerinde saçma sapan sebeplerle insanlar öldürülüyor.
Ölüm “Ben geliyorum.” diyor ama adalet ölümden önce gelmiyor. Ne suçtan önce bir önleyici tedbir ne de suçtan sonra doğru düzgün bir ceza var.
Bu şekilde olmaz. Memleket kaos ve kargaşaya kurban edilmez. Yazıktır, günahtır, haktır, vebaldir.
Bu dünyanın bir de ahireti var.
Rabbim sonumuzu hayır eylesin.
Demek ki bize müstehak olan bu.
Selam ve dua ile.