Bir yanda dünya sevgisi ve meşgalesi.
Öte yanda ahiret kaygısı ve gelecek kavgası
İkisini bir arada adaletle yürütmek ve iki kaygıya değeri kadar kıymet verebilmek her babayiğidin harcı değil.
Ahiret diye tutturanların dünyadan vazgeçtikleri ve en nihayetinde ikisini de kaybettikleri olabiliyor.
Veya tam tersi.
Dünya meşguliyeti insana ahireti unutturabiliyor ve en nihayetinde o da her iki tarafta kaybedenlerden olabiliyor.
Bir denge lazım.
Dünyaya tapmadan, dünya için mücadele ederken ahireti de kazanma gayreti ile hayata çeki düzen vermek gerek.
Her an biri bizi gözetliyor ve ölümün kapımıza ne zaman geleceği bilinmiyor.
Esas yurda giderken bizi mahcup edip utandıracak fiil ve söylemleri terk etmeli, kendimize çeki düzen vermeliyiz.
Her şeyin açığa çıkacağını, bugün gizlediğimizi sandığımız birçok mesele ve günahın gün yüzüne çıkacağını unutmamalıyız.
Ahir zamandayız.
İnsanların ayarı iyice kaçtı.
Hal böyle olunca münafık mıyız, müslim mi karar vermek zorlaştı.
Aslında bir öyleyiz, bir böyle...
Gün içinde birden fazla kimlik taşıyabiliyoruz.
Bilerek veya bilmeyerek bir şekilde bu yanlışın içindeyiz.
Rabbim bizleri selamete çıkarsın ve razı olduğu kullar arasına katsın.
Resûlullah’ın (sav) kâtiplerinden birisi olan Kâtip Ebû Rib’î Hanzala b. Rebî’ el-Üseyyidî’den (ra) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir:
Bir gün Ebû Bekir (ra) bana rastladı ve:
– Hanzala, nasılsın, dedi.
– Hanzala münafık oldu, dedim.
– Sübhânallah, sen ne diyorsun, dedi.
– Resûlullah’ın (sav) huzurunda bulunuyoruz, bize cennet ve cehennemi hatırlatıyor, sanki onları gözlerimizle görüyor gibi oluyoruz. Allah Resûlü’nün (sav) huzurundan çıkıp da çoluk çocuğumuza ve işimizin başına dönünce (bu öğütlerin) çoğunu unutuyoruz, dedim. Ebû Bekir (ra):
– Vallahi biz de aynı hâldeyiz, dedi. Sonra Ebû Bekir’le beraber yürüdük, Peygamber’in (sav) huzuruna girdik.
– Yâ Resûlallah (sav), Hanzala münafık oldu, dedim. Peygamber (sav):
– O nasıl söz, buyurdu.
– Yâ Resûlallah (sav), senin yanında bulunuyoruz, bize cennet ve cehennemi hatırlatıyorsun, onları gözümüzle görür gibi oluyoruz. Senin yanından çıkıp da çoluk çocuğumuza ve işimizin başına dönünce çoğunu unutuyoruz, dedim. Bunun üzerine Resûlullah (sav) şöyle dedi:
– Bu canı bu tende tutan Allah’a yemin ederim ki yanımda bulunduğunuz hâl üzere kalıp, zikre devam edebilseydiniz, hem yataklarınızda hem de yollarınızda melekler sizinle musafaha ederlerdi. Fakat ey Hanzala! (İnsan bu) Bazen öyle, bazen böyle! (Bir müddet ibadetle, bir müddet de işlerinizle uğraşmanız yeterlidir), diye üç defa tekrarladı. (M6966 Müslim, Tevbe, 12)























