Hukuk fakültesinin mezuniyet töreninde bir öğrenci, Kur'an-ı Kerim'den bir ayet yazılı olan pankartı açıyor. Pankartta "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol." yazıyor ve başka öğrencilerin bu durum zoruna gidiyor. Pankartı engelleme çalışmaları, sosyal medyanın ve haber kanallarının diline düşüyor.
Ben de sosyal medyada yayılan haberlerden konuyu öğrendim. İşin tuhafı, isminin önünde unvan olarak profesör yazan bazı hocalar bu engellemeye, bu karşı koymaya sahip çıkıyorlar ve "İşte Yeditepe ruhu bu!" diyorlar. Bu da görüntülere yansıyan bir tepkiydi.
Herkesin farklı fikirleri olabilir. Herkes aynı düşünmek zorunda değil lakin hukuk fakültesi mezunu bir gencin "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol." ayeti yazılı bir pankart açması gayet normal, gayet makul bir tercih. Aynısını küresel hukuk normlarının tamamı söyler. Hal böyleyken karşı koymalarının tek sebebi, bunun kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de geçiyor olması. Ve bu ülkede din düşmanı, İslam düşmanı insanlar üniversitelerde ders veriyorlar, öğrenci yetiştiriyorlar. Bunlar bu memleketin ekmeğini yiyor, suyunu içiyor, havasını soluyorlar.
Dinsize tahammülüm var. Ateiste de tahammülüm var. Farklı dinlere, farklı görüşlere tahammülüm var. Ama tahammülsüz insana tahammülüm yok. Farklı görüşlere saygı duymayana kesinlikle saygı duymuyorum. Bu memlekette çarşaflı bir insana ne kadar saygı duyuyorsam baldırı çıplak insana da o kadar saygı duyuyorum. Nihayetinde herkes tercihinde özgür. Allah insanları özgür yarattı, doğruyu yanlışı insana gösterdi, öğretti. Dileyen hak yolu seçer, Allah ondan razı olur ve cennetine gider. Cennete gitmek istemeyen özgürdür, istediği gibi davranır. Allah özgür bırakmış ve hür yaratmışken biz insan olarak nasıl insanları yargılarız? Haşa, biz Allah'ın ortakları mıyız?
Allah bunca nimet vermiş, insanı en güzel şekilde donatmış. Verdiği onca nimete rağmen insanı özgür bırakmış. Hal böyleyken biz insanlardan bize benzesinler, bizim gibi düşünsünler istiyoruz. Sizce böyle bir şeye hakkımız var mı? Bence yok.
Bu memlekette maalesef benzer manzaralar ile sık sık karşılaşıyoruz. İslam'a tahammülsüzlük olduğu gibi İslam'dan görünenlerin İslam'dan görünmeyenlere tahammülsüzlüğü de çok fazla. Her zaman çarşaflı kadınlara saldırılmıyor. Bazen de başörtülüler açık kadınlara saldırıyor veya erkeklerde benzer manzaralar yaşanıyor. İki tarafın yaptığı da son derece yanlış.
Özgürlüğünüz başkasının yaşam alanını gasp etmiyorsa problem yoktur. Özgürlüğünüz başka insanların özgürlüğünü sınırlamıyorsa sorun yoktur. Dediğim gibi biz kimsenin ilahı değiliz. Allah dileseydi herkes zaten tek tip olurdu. Onca nimet veren Allah özgür bırakmışken biz hangi hakla insanları sınırlayacağız?
Bizim tek görevimiz yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten evvela kendimizi, sonra da ehlimizi korumaktır. Allah kimsenin hidayetinden bizi sorumlu tutmamış. Öyle olsaydı dokuz yüz küsur sene peygamberlik yapan Hazreti Nuh binlerce, belki de milyonlarca insanın hidayetine vesile olurdu. Ama olmadı, olamadı. Karısı ve oğlu dahi kendisine, kendisinin getirdiği doğrulara iman etmedi. Biz adamla iki kelam etmeden kendisini yargılıyor, infaz ediyor, bize benzemezse kendisini cehenneme gönderiyoruz. Olmaz.
Birbirimize tahammül etmeden, birbirimize tolerans göstermeden toplum olamayız. Saygı şart. Sevip sevmemekte özgürüz.
Selam ve dua ile Allah'a emanetsiniz.























