Okumayı sevmiyoruz, okuyanı da beğenmiyoruz. Hal böyle olunca sokak ağzıyla siyaset yapıyor, her şeyin en iyisini bilirim edasına kapılıyoruz.
Şanlıurfa'daki olay malumunuz; akabinde benzer bir hadise Maraş'ta meydana geldi ve ülke olarak hepimizin bağrı yandı. Öfkeliyiz, üzgünüz, dertliyiz ve ne yapacağımızı bilemiyoruz. Karşımızda bir sistem var ve bizler, filler tepinirken ezilen otlardan farksızız.
Ve bunun farkında değiliz. Şanlıurfa ve Maraş'taki olayları yorumlayan, üstelik üniversite mezunu, memleketin tahsilli, kravatlı adamı diyebileceğiniz bir arkadaşımız; “Bunlar dış güçlerin oyunu, birileri yine düğmeye bastı, kesin İsrail'in parmağı var.” diye bir yorum yaptı.
Kendisini imkânım olsa o anda tokatlardım. Yahu, dış güçler diye diye içimizdeki yarayı görmez olduk.
Biz niye İsrail'in dış güçleri olamıyoruz veya Ermenistan'ın veya hiç sevmediğimizi düşündüğümüz Yunanistan'ın? Biz niye sevmediğimiz, düşman gördüğümüz ülkelere dış güç olamıyoruz, arkadaşım?
Sistemin çürümüşlüğünü, düzenin kokuşmuşluğunu ve akabinde gelen bu kötü hadiseleri bile kendi içimizden, kendimizden bilmeden; ta dünyanın diğer ucundaki düşman gördüğümüz ülkelere bağlıyoruz ve bu şekilde işin içinden sıyrılacağımızı düşünüyoruz. Gerçeklerle ve kendimizle yüzleşmeyi sevmiyoruz, kendimizi eleştiremiyoruz. Sistemdeki aksaklıkları, hukuk düzenindeki bozuklukları göremiyoruz; yargıdaki çarpıklıkları görmek istemiyoruz.
Kanunların bir caydırıcılığı yok, polisin bir yetkisi yok, öğretmenin bir etkisi yok. Maganda dediğimiz tipler sokaklarda kol geziyor.
Hırsızlıktan onlarca, hatta yüzlerce dosyası olan insanlar hırsızlığı meslek hâline getiriyor ve kendilerine bir şey olmuyor.
Birinin hayatını karartanlar, birilerini öldürenler 3, 5, 10 yıl neyse yatıp çıkıp yine aynı suçları işliyor.
Oysa Allah bize, insanları nasıl idare edeceğimizi gösteren kanunları koymuş. Hırsızın kolunu kesmezsen, namussuza gereken cezayı uygulamazsan, birini haksız yere öldüreni öldürmezsen; kısaca kısası uygulamazsan toplumun düzelmeyeceğini bilmen gerekir. Bizi yaratan, âlemlerin Rabbi, bizi en iyi tanıyan O’dur. Dolayısıyla bizi hangi kanunların caydıracağını en iyi bilendir, bizi nasıl zapt edeceğini en iyi bilendir. En güzel, en adil, akla en yatkın kanunları koymuştur. Bundan kaçtıkça, Batı ve Batı'nın batıl kanunlarından medet umdukça toplumun düzelme şansı yoktur.
Sadece kendimizi kandırıyoruz, nefsimizi avutuyoruz bu şekilde. Bu gidişle toplumda hiçbir şeyin düzeleceği yok. Maalesef cahil ve yarım akıllılar, bunları bile, düzendeki çarpıklıkları bile dış güçlere bağlayabiliyorlar.
Memleketin aklı başında diye tabir edilecek kesimi bile bunu yaparsa bu memleketin düzelme ihtimali var mı?
Geçen gün sosyal medyada bir makale okudum. Kendini kabadayı diye tabir eden bir adamın hikâyesi... Adam hâlâ yaşıyor galiba, Gaziantep'te bir cezaevinde. İsmini unuttum. Onlarca leşi var. “Leşi var” tabiri bile o kadar yanlış ki; leş dediğimiz insan, birilerinin kardeşi, birilerinin eşi, birilerinin babası... Her neyse, sonuçta insan. Ve bunu öldüren kişi, bunca insanı öldüren kişi, cezaevinde senin benim vergimle besleniyor. Oysa kısas olsa, bu adam haksız yere öldürdüğü zaman kendisinin de öldürüleceğini bilse, sizce bu suçları işler miydi? Bunca insanın canına kıyar mıydı? Bence kıymazdı.
Siz gözünüzden sakınıyorsunuz, bakıp büyütüyorsunuz; biri geliyor tecavüz ediyor, bir diğeri geliyor öldürüyor ve yine sizin verginizle bu caniler cezaevlerinde besleniyor. Ben bu sistemi beğenmiyorum, arkadaşım. Ben bu düzeni sevmiyorum. Benim bildiğim düzende biri haksız yere öldürüldüğünde, öldürene gereken ceza, mağdurun ailesinin yüreğine su serpen bir ceza verilir, verilmelidir.
Benim sevdiğim sistemde insan eşref-i mahlûkattır, değerlidir; yaşama hakkı dokunulmazdır. Ama bugün insan ucuz, insanlık ucuz. Sokakta magandalar, insan denilen mahluklar rahat gezebilirken bu memleketin öz evlatları parya muamelesi görüyor, rahat gezemiyor; akşam eve sağ salim gider miyim diye endişe yaşıyor. Bu şekilde olmaz, arkadaşlar. Bu şekilde bir memleket, toplum, medeniyet inşa edilemez.
Selam, dua ve hürmetle; Allah'a emanetsiniz. Rabbim sonumuzu hayretsin.