Memleketin derdinden bahsediyorum. Şu anda gündemimiz Urfa ve Maraş’ta meydana gelen elim hadise. Birer canavara dönüşen çocukların neler yapabildiğini gösteren iki önemli olay… Canımız yandı, içimiz acıdı, kan kustuk. Bir arkadaşın tabiriyle kafayı yememek elde değil. Umudu olan, geleceğinin peşinden koşan tertemiz, pırıl pırıl gençlerimiz maalesef ebediyete uğurlandı. Ailelerin bağrı yandı, ülkede vicdan sahibi her insan yasa boğuldu.
Yasa boğulmak derken aklıma yine yasalar geldi. Ben toplumu bu hâle getirenin yasalar ve yasaları koyanlar olduğuna inanıyorum.
Her zaman söylüyorum: Caydırıcı cezalar şart. Caydırıcı cezalardan kastım kesinlikle İslami, Kur’ani cezalardır.
Bizi yaratan Allah, bizi nasıl yöneteceğini haşa bilmez mi? En güzel kanunları, insanları zapt edecek, nefisleri zapt edecek kanunları zaten koymuş. Bize bir tek uygulamak kalıyor. Uygulamayınca neler olduğunu görüyoruz. Huzur İslam’da, İslami kanunlardadır. Bundan kaçmanın anlamı yok. Biz İslami kanunlardan kaçtıkça bela bizi bırakmayacak, musibetler artacak, magandalar sokaklarda kol gezmeye devam edecek.
Biz vasat insanlar kendimizi özgür ve rahat hissetmeyeceğiz ama malum tıraşlı tipler gayet rahat, salına salına sokaklarda gezecekler. İnsan öldürmenin bedeli 5-10 yıl, hırsızlığın doğru düzgün cezası bile yok. Böyle saçma sapan bir düzende suç ve suçlunun önüne geçmenin imkânı var mı?
Geçen günlerde 83 ayrı hırsızlık kaydı olan bir kadın, akrabasına ait evin içinde bir dolapta polisler tarafından yakalandı. Kendinden o kadar emindi ki polislere “Elinize ne geçti?” gibi ifadeler kullandı. Kadın çok haklı; polisin eline maalesef bir şey geçmeyecek. Çünkü daha önceki 83 suçta kimsenin eline bir şey geçmedi.
Şimdi sizlere soruyorum, vicdan sahibi insanların vicdanına sesleniyorum: Bu kadının ilk hırsızlığında kolu kesilseydi sizce bir daha hırsızlık yapar mıydı? Bence yapmazdı. Hatta o kadının kolunun kesildiğini duyan bütün hırsızlar tövbe eder, bu işi bırakırdı.
Veya haksız yere bir can öldüren, canının alınacağını bilse sizce saçma sapan sebeplerle insanlar öldürülür müydü?
Faili meçhul Gülistan Dokular’ın acısı yüreğimizi sızlatır mıydı?
Veya bağrı yanık Nizamettin Kabaiş’in, gelecek vaat eden kızı Rojin Kabaiş… Cesetleri paramparça edip çöp poşetlerine doldurup bavullara koyup sağa sola gömen caniler sizce bu cellatlıkları yapabilir miydi? Bence yapamazdı. Allah bizi yarattıysa, bizi en iyi şekilde idare edecek kanunları göndermiştir. O kanunlar İslami kanunlardır. Biz onlardan kaçtıkça musibet peşimizi bırakmayacaktır.
Daha bir olay soğumadan, bir olayın acısı unutulmadan yeni bir olay başlıyor ve tekrar üzülmeye devam ediyoruz. Adalet maalesef bu zamanda, adliye binalarında yazılı süslü bir kelimeden ibaret.
Gidin sokaklara, insanlara mikrofon uzatın; ben %90’ının “Bu ülkede adalet olduğuna inanmıyorum.” diyeceğini düşünüyorum.
İslami kanunlar olmasa adaletin olma ihtimali zaten yoktur, insanların mutlu ve memnun olma şansı da yoktur.
Geçen gün bir haber okudum: Kardeşi öldürülen bir abi, katil 8 yıl sonra cezaevinden çıkınca kendi adaletini kendisi sağlamış ve sokakta adama kurşun yağdırmıştı.
Bu şekilde, bu adaletsizlikle maalesef bu ve benzeri hadiseler yaşanacaktır.
Bir ara yine gündem olan Oflu bir adam vardı. Dolandırıcı iki kişi, baba ve oğul, adamın aracını almış, parasını ödememişlerdi. Bütün hukuki yollara başvurmasına rağmen sonuca ulaşamayan adam, arada bir sosyal medya hesabından yayın yapıyor, yani işin buraya geleceği belli oluyordu. Hukuki yollardan adaleti bulamayınca baba ve oğlu öldürmüştü. Ne kadar kötü, ne kadar acı bir şey değil mi? İnsanların sokakta kendi adaletini kendi aramasından daha kötü ne olabilir?
Rabbim sonumuzu hayır etsin. Selam ve dua ile, Allah’a emanetsiniz.