Kınama ve yardım filosuyla olacak iş mi?
İsrail bize, af buyurun ama, bir tarafı ile gülüyor!
Koskoca dünya ülkeleri, o ülkelerin meşhur ve ünlüleri bir filo kurmuş!
Küçümsemek değil ha, yanlış anlaşılmasın!
Asla küçümsemem ve İsrail'e karşı atılan en ufak adımı bile desteklerim, o ayrı mesele...
Ama "bu kaçıncı girişim" diye soruyorum kendime?
Ve her seferinde aynı terane...
Gemiler yaklaşmadan İsrail alıkoyuyor.
Aktivistleri sınır dışı ediyor.
Onca masraf talan edilip çöpe gidiyor!
E, işte ses getiriyorlar!
Getiriyorlar da bu yine İsrail'in işine yarıyor!
Hepimiz akşama kadar onları zengin eden sosyal medyalarını kullanıyoruz!
Ve üstelik onların telefonları ile bu sitelere gidiyoruz!
Şener Şen'in ağa rolünde bir repliği geldi aklıma.
"Ula hepiniz kıçınızdaki dona kadar bana borçlusunuz" diyordu!
Af buyurun ama öyle...
Donumuza kadar İsrail'e veya bir vesile ile onlara hizmet ediyoruz!
Bütün liderler de aynı şekilde!
Dünya 5'i bırakın!
Dünya 1'den bile çok çok küçük!
İsrail'i övüp yüceltmekten Allah'a sığınırım!
Bu katil sürüsü dünyayı yönetiyor!
Geçen gün bir yazı okuyordum.
Kemal Özer'in Deccal isimli kitabından aklıma yarım yamalak gelen bir kısım var.
Apple'ın geliri bilmem kaç ülkenin gelirine eşit!
Yanlış hatırlamıyorsam 50 civarında ülkeden bahsediyordu!
E, biz bu halde Yahudi ile nasıl mücadele edeceğiz?
Zamanında teslim ve esir olmuşuz!
Bugün de bu teslimiyet ve esareti onaylıyoruz!
Onaylayacak girişimlere "okey" diyoruz!
Sonra da vay anam dünya lideriyiz!
Yersek, evet öyleyiz!
Söylem ve gerçekler arasında uçurum var dostlar!
Bakın bu acı gerçek, tüm dünyada vicdanın sesini kısmıştır. Biz "dünya lideri" olduğumuz söylemiyle avunurken, aslında küresel pazardaki tüketim köleliğinin başrol oyuncularıyız.
Filolar düzenlemek, kınama kararları almak ya da sosyal medyadan tepki göstermek, bir nevi sanal eylem haline gelmiştir. Bunlar, gerçek bir bedel ödemediğimiz, rahatımızı bozmadığımız için kolayca yapabildiğimiz eylemlerdir. Oysa Gazze'deki ablukayı kırmanın maliyeti, sadece birkaç geminin harcamasından veya birkaç günlük protestodan çok daha ağırdır: Ekonomik bağımsızlık ve siyasi cesaret!
Asıl mücadele alanı fikir ve cüzdandır!
Mücadele, cephede olduğu kadar, elimizdeki telefonda ve cebimizdeki parada da veriliyor. Onların teknolojisini kullanarak, onların platformlarında onları eleştirmek, maalesef kısır bir döngüdür. Bu, ağanın size verdiği donu giyerken, ağayı eleştirmeye çalışmaya benzer. Topyekûn bir direniş, önce kendi içimizde başlamalıdır. Batı'nın ekonomik ve kültürel hegemonyasına karşı yerli ve güçlü alternatifler oluşturmadan, onların küresel sistemine meydan okumamız mümkün değildir. Aksi takdirde, en güçlü çıkışlarımız bile, o sistemin bir parçası, onların reklam panosu olmaktan öteye geçmeyecektir. Teslimiyet zincirini kırmanın tek yolu, elimizdeki donu bile kendi imkânımızla üretmekten geçer.
Bu büyük resmi görmezden gelmeye devam ettiğimiz sürece, "Yersek, evet öyleyiz!" cümlesi acı bir alay olarak havada kalmaya devam edecektir. Siyasi irade ve ekonomik bilinç, bu esaretten kurtuluşun anahtarıdır.