Önemli kararlar alınan o zamanlar...
Dar geçitler...
Zor geçişler...
İnsan insana muhtaç.
İnsan insanın kurdu!
Yolun güzel insanlarla kesişirse ne âlâ. Yok kesişmezse al sana dert, al sana tasa...
Rızık hep para pul mu? Güzel insanlar da bir rızık değil midir?
Hepimizin hayatında zor zamanlar olmuyor mu? Peki zor ve dar zamanda elimizden tutanları sonra unutuyor muyuz?
Kendimi zor zamanlarda elimden tutan dostlar açısından çok nasipli hissederim. Herkes gibi maddi ve manevi darlıklardan geçtim. Yine geçerim... E insanız... Kim hayatı boyunca mutlu oluyor? Kimin her işi her daim istediği gibi netice buluyor? Bir imtihan yeri değil midir dünya? İnsanın her anı bir imtihan hâli değil midir?
Önemli olan bu sınavlarda insana kopya veren, onu destekleyen, maddi ve manevi anlamda elinden tutan kişilerin olması değil mi? O insanları anlatmalı... Anlatmalı ki örnek ve önder olsunlar! Anlatmalı ki anlamını bulsunlar!
Üniversite yıllarım... Bir öğrenci için çok sıkıntılı dönemler... Hele de aileden bir geliri yoksa ve il dışında bir yerde okumaya çalışıyorsa... O zamanlar elimden tutan kirvem Hacı Mehmet Çakıl'ı ve bana yaptığı iyilikleri asla unutmuyorum.
Sadece o mu? Kimi burs için aradıysam hepsi elimden tuttu. Beni desteklemek için arayanlar oldu. Hiç gündemimde yokken yıllarca destek çıkan insanlar oldu. Ve böylece 'zorlanırım' diye korktuğum 5 sene bolluk ve rahatlık içinde geçmişti.
Okul bitti. Yeni bir imtihan ve maraton olan iş hayatı başladı. Bir yandan çalışıyor, bir yandan kendime bir ev yapıyordum. Bu süreçte de desteğini esirgemeyen insanlar oldu. Yine kirvem onlardan biriydi.
Evleneceğim... Erdal Çakmak abi gibi bir değerle tanıştım. Evlatları ile kardeş oldum. Hele Yasin Çakmak... Bir kirve de o oldu bana... Hayatımın tüm dönüm noktalarında, her düştüğüm boşlukta el uzattı bana... Bir kardeş oldu, bir sırdaş... Onu kimseye değişmem!
Sonra Mehmet Erkut. Ekmek oldu, aş oldu... İş oldu bana... "Gel birlikte yiyelim" dedi! Ekmek bolsa kimse bölüşmek istemiyor kimseyle... Herkes batan gemiye mürettebat bulmanın peşinde...
Ama Mehmet Erkut öyle miydi? Allah ömrüne bereket versin...
Siyasette de, ticarette de çok samimi dostlar edindim. Sokakta, çarşıda insana değer verdim. Paraya değil muhabbeteydi kıymetim.
Elbette bazen iç çektim! "Ah, vah" ettim... "Yanlış ata oynamışım" dedim... Yanıldım... Ama insana değer vermekten asla vazgeçmedim. Manen yatırım yaptıklarım, maddi ve manevi hep yanımda oldular. Güvendim, güvendiler... Kimsenin güvenini boşa çıkarmadım.
Her daim Rabbime şükrederim. İyi insanlar da bir nimettir, iyi bilirim.
Deprem oldu, her yer harap... Evim ağır hasar aldı. İki katlı evin her şeyini söktüm. Her bir eşyamı bir yerlere götürdüm. Her an yanımda duran dayım oğlu Yunus Akduman... Seni de unutmadım... Sonra Abdullah Seçer... Can brom... Evimi yaparken yanımdan ayrılmayan can kardeşim Huzeyfe Akduman... Çok derdimi çekti bu adamlar... Ben de onlar için elimden geleni esirgemek istemem... Değsin veya değmesin. Karşılık gelsin veya gelmesin...
İnsana yatırım yapın! Bunu da Allah için yapın! Allah için yapın ki değmeyince üzülmeyesiniz... Rabb'im herkesin karşısına Yasin'ler çıkarsın. Herkese Yasin olmayı nasip etsin.
Hayatımdaki birkaç güzellikten bahsettim. Yoksa onlarca güzel dost edindim. Hangi birini anlatsam... Ne kelimeler yeter, ne köşem... Hepsine ayrı ayrı muhabbetle...