Biri bize bunu söylese...
Dünya'da son dakikaların dese?
Nereye yetişir, kime koşarız sizce?
Diregi Yaylası'ndan yazıyorum bu yazımı.
Nihal ablam yine aradı.
Ben yine unutmuşum...
Zamanın koşar adım uzaklaştığı günler...
Hani şiir diyor ya;
-Bugün günlerden hangisiyiz?
Günler geçiyor.
Ömür tükeniyor dostlar...
Diregi Yaylası'nı mesken edinmiş ecdad aklımda.
İki dağın arasında bir vadi.
Vadinin alt tarafında dağlardan aşındırılarak taşınan toprakların oluşturduğu alüvyal bir arazi.
Çok tatlı bir ova...
Alt tarafında Çelikhan/Çat Barajı Göleti.
Dayım Mehmet Akduman'ın evi Diregi Yaylasını baştan aşağı gören bir konumda.
Tam bir tefekkür ve teşekkür durağı...
Karşıdaki dağların heybeti ve azameti ile insanın acziyeti...
Tezattan doğan bir şükür vesilesi...
Acziyeti iliklerimize kadar hissettiren bir yücelik dağlarınki...
Malatya ve Adıyaman'da insanlar sıcaktan kavrulurken burada serin havada keyif çatıyordum.
Buz gibi kaynak suları var.
Buzluğu boğaza gelince tereyağı misali...
Zarar vermiyor.
İçmekle doyulmuyor.
Yemek ve çay faslının ardından konu mutsuz evlilikler...
Yaşı geçtiği halde evlenemeyenler.
Serinlik ve karın tokluğu birleşince uyku basıyor insanı.
Geçtim, uzandım.
Battaniye bile aldım.
Çok serin içerisi...
Tam uyuyordum telefon çaldı!
Günlerden cuma...
Salı ve cumartesi yazım yayımlanıyor gazetede.
Nihal ablam sağolsun hatırlattı yine.
Ben de geçtim balkona...
Efil efil esiyor rüzgâr.
O tenimi gıdıklarken ben de telefonda yazımı yazıyorum.
Yeğenim Mikâil bir iki birşeyler mırıldanıyor.
Beynim odaklanmış, duymuyorum.
"Haaa anladım, yazı yazıyorsun" dediği kısmı aldım.
Gerisi neydi merak bile etmedim.
Zira vakit dar.
Vakit mübarek...
Onu mümkün mertebe faydalı ve güzel işlere ayırmaya gayret gösteriyorum.
Uyuyorum, okuyorum, çalışıyorum, geziyorum.
Dünya hayatının geçici bir yararlanma olduğuna iman ediyorum.
Hırsım yok.
Bir ev, bir araba...
Varsa sağlığın yeter de artar bunlar sana.
Fazlası yük!
Nasıl gezebiliyorsun diyenlere bazen "fakirim" diyorum.
Zengin olsam gezemem!
Malı, mülkü kovalarım.
İşler beni alıkor.
Halimize şükürler olsun...
Ölüm...
Niha-i durak...
Geldik geçiyoruz...
Tıpkı bu diyarlardan geçip giden ecdadımız gibi.
Onlar nasıl unutulduysa bizler de unutulacağız sonunda.
Vesselam...