Camiden çıkınca Allah'a verdiğin sözü yerine getirebiliyor musun? Sen namazı kılarken namaz da seni kılabiliyor mu? Mesela seni insan kılabiliyor mu; merhamet sahibi, dürüst, doğru, sözünün eri bir insan kılabiliyor mu?
Eğer bu soruların cevabı "hayır"sa, namaz kıldığın hâlde adam olamıyorsan o namazı boşa kılıyorsun demektir.
Günümüzde malum; gün geçtikçe ateist ve deist sayısı artıyor. Kendisine mikrofon uzatılan gençler dinleri sorulduğunda İslam dışında farklı cevaplar verebiliyorlar. Bizim bunda payımız çok fazla aslında. Bu soruların cevaplarının müsebbibi biziz; çünkü biz iddia ettiği gibi yaşamayan zavallı bir topluluk olduk.
İsmet Özel'in çok güzel bir sözü var: "Müddei, iddiasını ispat etmek zorundadır." der.
Maalesef biz bugün iddia ettiğimiz gibi yaşamıyoruz. Tabiri caizse suya üfleyen, İslam söz konusu olduğunda burnundan kıl aldırmayan, akşama kadar WhatsApp durumlarında ayet ve hadis paylaşan, çok güzel göndermeler yapan mücahit abilerimiz bile hakkaniyeti, doğruyu, adaleti gözetmiyorlar.
Geçen gün varlıklı bir arkadaşın yanında çalışırken kendisinden ayrılan ve farklı bir iş yeri açan bir abimize gittim. Selamlaştık, hasbihal ettik. Kendisi ayrıldığı iş yerindeki arkadaşımdan muzdaripti.
Arkadaşım çok varlıklı; yalnız bu adamın yıllarca verdiği emeğe karşılık tazminatını ödememiş. Yine bir başka gün, bir başka bölgede aynı abinin yanında çalışıp ayrılan birini gördüm. "Abi, iş yerini Allah hayırlı etsin." deyip yanına vardım. Bu da kendisine ait bir iş yeri açıp oradan ayrılan bir kardeşimiz.
Aynı durumdan o da veryansın etti. "Yıllarca hizmet ettik, emek verdik ama ayrıldığımızda tazminat vermedi bize." dedi. "Abi, talep ettiniz mi?" diye sordum. "Evet, talep ettik ama 'Ben bugüne kadar hiç kimseye tazminat vermedim ki size vereyim.' deyip bizi başından savdı." dedi.
Bu arkadaşlar o kadar efendi insanlar ki ayıp olmasın diye gidip mahkemeye dahi başvurmamışlar. Yeri gelmiş mesai mefhumu gözetmeksizin çalışmışlar, yeri gelmiş hafta sonlarından fedakârlık yapmışlar. Ama ayrıldıklarında maalesef haklarını alamamışlar. Ve bahsini ettiğim arkadaşım çok zengin, çok varlıklı biri. Akşama kadar da ayet, hadis paylaşır. Bu ve benzerlerinin sayısı o kadar çok arttı ki...
Sonra "Gençlerimiz deist oluyor, ateist oluyor." diye sitem ediyoruz; çünkü biz iddia ettiğimiz gibi yaşamıyoruz. Bizim ayet ve hadislerimiz hayatımıza sirayet etmiyor. Bizim dilimizdekiler yaşantımıza dökülmüyor. Hal böyle olunca bu ikiyüzlülüğümüz insanları İslam'dan, Müslümanlardan uzaklaştırıyor. Öyle bir Müslümanlık olmaz!
Müslüman, kendi nefsi için düşündüğünü kardeşi için de düşünmedikçe iman etmiş dahi sayılmaz.
Tabii ben bu durum üzerine gidip arkadaşa bir şey söylemedim, bu durumu da hiçbir yerde dillendirmedim. Çünkü bu tarz şeyler o kadar çok arttı ki eleştirenler dahi benzer şeyler yapıyorlar.
Sözü fazla uzatmak istemiyorum. Keşke hepimiz iddia ettiğimiz gibi yaşasak. Nefsimiz için düşündüğümüzü başkası için de düşünsek...
Rabbim sonumuzu hayıretsin. Bizleri iddia ettiği gibi yaşayan, gereği gibi iman eden ve o imanın gereklerini de hayatına uygulayan kullarından eylesin.
Selam, dua ve hürmetle... Allah'a emanetsiniz.