Allah Resulü Hazreti Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz, "Cebrail (Aleyhisselam) komşu hakkı için o kadar çok geldi gitti ki ben komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım." buyurmuşlardır.
İslam'da komşu ve komşuluk çok değerli bir meseledir. Kültürümüzde "Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir." buyurulmuştur.
İnsanın yaşı ilerledikçe eskiye duyduğu özlem artıyor, gelecekle ilgili endişesi çoğalıyor. Ömür tükendikçe ahiret kaygısı ve ölümden sonraki hayatın tahayyülü insanı daraltıyor.
Günümüzde komşuluk ilişkilerinin zayıflığı ile ilgili konuşulunca konu genelde apartman hayatına ve şehrin kargaşasına geliyor. Halbuki sadece apartmanlar ve şehirler bu şekilde değil; bugün köyler de şehirlere benzemeye başladı. Bugün köydeki müstakil evler, şehir hayatındaki apartmanları aratır oldu.
Apartmanda, aynı binada yıllarca yaşayanlar; aynı site içerisinde komşuluk yapanlar birbirlerini tanımıyorlar veya birbirlerini tanımaya çalışmıyorlar. İnsanlar insanlara selam vermekten ve muhabbet etmekten imtina ediyorlar, kaçınıyorlar.
Yıllarca aynı sitenin kapısından girenler, araçlarını yan yana park edenler, aynı asansörle evlerine dağılan insanlar birbirlerine selam vermiyorlar.
Bir apartmanda taziye oluyor; apartmanın en az yarısının, vefat edenin kim olduğuyla ilgili fikri olmuyor. Bir ceset günlerce kalıyor; ta ki kokusu gelene kadar kimse fark etmiyor.
Evlerimize tıkılıp kaldık. Sosyal olmayı bırakın, insan olmaktan dahi uzaklaştık. Gençlerimiz artık taziyelere gitmiyorlar. Koca koca adamlar akrabalarını tanımıyorlar. Bir akraba nefretidir almış herkesi gidiyor.
Sevmek zorunda değiliz ama sormak zorundayız. Birinin taziyesi olduğunda kapısını çalmayı çocuklarımıza öğretmeliyiz. Bir cenazenin defnini izletmeliyiz. Babalarımız öldüğünde bu görevleri yerine getirecek pek insan kalmayacak. Belki bizleri gömenler dahi olmayacak. Kim bilir, belediyelerin bir hizmeti olacak; bir ücret karşılığında gelip cenazeyi teslim alıp götürüp gömecekler ve belki taziye bile yapılmayacak.
Evde çocuklarından hürmet bekleyen yaşlılarımız huzurevinin birer sakini olacak. Bize uzak gibi gelen bu şeyler başımıza gelecek. Manevi duyguları, komşuluğu, akrabalığı iyi kötü bilen belki de son nesil biziz. Bugün doğan çocukların yarın yaşlılarına hürmeti olmayacak. Dünya öyle bir yere gidiyor ki sokak kedisine, sokak köpeğine verilen değer yaşlılarımıza ve büyüklerimize verilmeyecek.
Eskiden biri ev yapardı veya eşyasını taşırdı; konu komşu hep üşüşürdü üzerine. Bir de bakmışsın el birliğiyle işin üstesinden gelinmiş. İmece diye bir şey vardı. İnsanlar dayanışır, birbirine destek olurdu. Bugün imkân olsa birbirlerine köstek olurlar. Haset, fitne, dedikodu ve gıybet hepimizi birbirimizden uzaklaştırdı. Laf taşıya taşıya herkes birbirinden soğudu.
Köy yerinde bile bahsini ettiğim dayanışma kalmadı. Kimse birbirine uğramaz oldu. Elbette bunda teknolojinin de payı çok. Köy dediğimiz yerlerde, kırsal mahallelerde hemen her yerde internet var. Sosyal mecralar; muhabbetten ve komşuluktan daha fazla zaman geçirdiğimiz yerler oldu. Oradaki beğeni kaygısı ve yorum kavgası, komşularla oturup konuşmaktan daha elzem, daha önemli geliyor.
Dediğim gibi, bunlar daha iyi günlerimiz. Bakalım bizleri neler bekliyor.
Rabbim sonumuzu hayır etsin. Selam ve dua ile Allah'a emanet olun.



















