Dünyada sayıları inanılamayacak kadar çok. Allah ne istiyorsa zıttını yapmak ve yaymakla kendilerini görevli hissediyorlar. Bu uğurda ellerinden geleni yapıyorlar.
Şeytanın tahtının Allah tarafından gasp edildiğine inanan ciddi bir güruh var. Bunlar dünyada gücü ve parayı elinde bulunduruyorlar. Dünyadaki bu kadar kaosun, kargaşanın, gayriislami oluşumların yaygınlaşmasının sebebi kesinlikle bunlar. Şeytanizm ve deccalizm adına ne varsa fonluyorlar. Allah ne istediyse karşısında duruyor, neyi yasakladıysa onu destekliyorlar. Bugünkilerin amacı hak savunmak olsaydı, dünyada acılarla yoğrulan coğrafyalardaki gariban insanların hakkını savunurlardı. Amaçları zalimleri dövmek olsaydı buna İsrail’den başlarlardı.
Ama bunların amacı o değil. Bunların tek amacı şeytana hizmet etmek ve Allah’ın lanetlediği, yasakladığı ne varsa onu dünyada yaygınlaştırmak.
Dikkat ediyor musunuz?
Yakın zamanda dünyayı derinden sarsan haberlere uyandık. Epstein adı verilen sapkın ve bu sapkınlığa hizmet eden liderler vardı. Mesela neden çocuklar diye sordum kendi kendime. Yetişkin ve bu işe istekli kimse mi yok?
Mesele o değil. Şeytan ne istiyorsa onu yapmak ve yaymak istiyorlar.
Allah zinayı yasakladı, bunlar yaymak için ellerinden geleni yapıyor.
Allah kumarı, faizi yasakladı; bunlar yaygınlaştırmak için ellerinden geleni yapıyor.
Allah ekini ve nesli korumayı emretti, bunlar ikisini de helak etmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Allah "İçki haramdır, alkol kötülüklerin anasıdır." dedi; bunlar yaygınlaştırmak için ellerinden geleni yaptı.
Ve maalesef yuları Batı'nın ve batılın elinde olan bütün satılmış liderler bunlara bir şekilde hizmet ediyorlar. Dünya 5’ten çok küçük ve bu 5, maalesef şeytanın isteklerini yerine getiren azgın bir azınlıktan ibaret. Çünkü Müslümanlar suspus, Müslümanlar korkmuş ve sindirilmiş durumda. Bu sindirilmede batılın payı büyük. Nihayetinde korku imparatorluğu; beraberinde başkalarının azgınlaşmasına, dünyada küffarın yaygınlaşmasına sebep oluyor.
Biz sustukça birileri o boşluğu dolduruyor. Biz makamımızı, paramızı kaybetmekten imtina ettikçe birileri parasını bu uğurda harcıyor. Bizlere makam verdiler, bizlere para verdiler; bizlerden imanımızı aldılar.
Milyonlar onların karşısında suskun. Milyarlar, milyonlara boyun eğmiş durumda. Bir avuç azgın azınlık dünyayı avucunda, insanları ve insanlığı parmağında oynatıyor. Ne isterlerse yapıyorlar. Soframızdaki ekmeğe kadar, içtiğimiz suya kadar müdahale ediyorlar. Tükettiğimizi onlar belirliyor. Yiyeceğimize ve giyeceğimize onlar karar veriyor. Hal böyle olunca, bizler de özenti olunca onlar ne isterse o kılığa giriyoruz. Bu şekilde Allah’ın adaletinin yeryüzüne hâkim kılınması bu insanların eliyle çok zor.
"Kâfirden başkası Allah’tan ümit kesmez." hadis-i şerifini bilmesem imkânsız bile derdim. Ama tuzak kuranların en hayırlısı Allah’tır. Dolayısıyla da tuzak kuranların tuzağını onların başına geçirecek güçtedir.
Bakın, "pandemi" dediler; insanları, üstelik de toplumların kendinden görünen liderlerini satın alarak neredeyse tamamını aşıladılar. "Yapmayın, etmeyin" dedik; bize saldırdılar. Toplum birbirini aforoz eder, birbirine ikazda bulunur bir hale geldi. Gel zaman git zaman haklı çıktık.
"Bunlar suyunuza klor atıyorlar, ekmeğinize katkı maddesi katıyorlar; yediğinize, içtiğinize, her şeyinize karışıyorlar. Etmeyin, yapmayın; bunlara uymayın" dedik, dinletemedik. Aradan zaman geçti ve maalesef haklı çıktık.
Allah sonumuzu hayır eylesin.
Selam ve dua ile, Allah’a emanet olunuz.