Allah'a karşı sevgimiz dara düşmedikçe aklımıza gelmiyor. Sıkışırsak Allah'a ihlasla yalvarıyor, darlık veya hastalık geçince hemen unutuyoruz.
Fıtrat gereği mi yoksa nefsin neticesi mi bilmem ama nankörüz ve nankörlükte sınır tanımıyoruz.
Allah’a karşı sevgimizi artırmamız için yapmamız gerekenlerin en başında şunlar gelir:
1) Hayatımızda Allah’ın nimet ve lütuflarını görmek
İnsan, kendisine iyilik edene karşı minnettarlık, sevgi ve saygı duyar. Rabbimizin her birimiz üzerinde saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok nimeti ve lütfu bulunmaktadır. Nitekim Rabbimiz iki ayette şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın nimetlerini sayacak olsanız saymakla bitiremezsiniz.” (İbrahim, 34; Nahl, 18). Bir insan kendisi üzerinde ne kadar çok nimet olduğunun farkına varırsa Allah’a karşı olan muhabbeti de o kadar artar.
Şöyle dönüp kendimize bir bakalım. Rabbimiz bizi yoktan var etti. Varlıklar içinde en şereflisi olan “insan” olma bahtiyarlığına bizleri kavuşturdu. Bu yazıyı okuyabiliyorsanız ve anlıyorsanız size okuma ve anlama nimetini de bahşetmiş demektir. Bundan sonra her bir insana nimetleriyle ayrı ayrı ikram ve ihsanda bulunmuştur. Bir nimetten mahrum olanlar ellerindeki başka nimetlere baksınlar. Neticede o nimet de elimizde olmayabilirdi.
2) Allah Resûlü’nün (s.a.v.) sünnetini esas almak
Şu kainatta Rabbimizi en çok seven ve Rabbimizin de kendisini en çok sevdiği kişi Allah Resûlü’dür (s.a.v.). Rabbimizin bizi sevmesi de bizim Allah Resûlü’ne uymamıza bağlıdır. Nitekim bir ayette bu husus şöyle belirtilmiştir: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân, 31).
Allah Resûlü’nün yaşam tarzını ne kadar çok örnek alırsak Allah’ı o kadar çok severiz, O’na o kadar fazla yaklaşırız; O da bizi o kadar çok sever. Buna karşılık Allah Resûlü’nün yaşam tarzından ne kadar uzaklaşırsak Allah’a karşı olan sevgimiz o derece azalır, Allah’ın da bize karşı sevgisi o oranda azalır ve günahlarımızı bağışlaması da o ölçüde azalmış olur.
Allah Resûlü hayatının her anında Rabbine sığınmış, dua etmiş, O’nu zikretmiş, O’nun kurallarını uygulamaya çalışmış ve O’nun uğrunda cihat etmiştir. İşte onun sünnetine uyan kişi de bunları yapacağı için Allah’ı sevmiş olacak, Allah da onu sevecektir.
3) Allah’a tam bir ihtiyaç hâlinde dua etmek, sığınmak, yalvarmak
Bir kimse Allah’a karşı ne kadar muhtaçlık duygusu taşırsa O’na o kadar çok sığınır. O’na ne kadar çok sığınırsa hayatında O’nu o kadar çok sever, O’nun rızasını o kadar üstün tutar. Eğer kendisini Rabbine muhtaç görmeyip sanki kendi gücüyle işlerini hallediyormuş gibi hareket ederse nefsani davranmış, Rabbinden uzaklaşmış ve O’nun sevgisiyle arasına mesafe koymuş olur.
4) Allah’ın isim ve sıfatlarını öğrenmek, bu isimlerin gereğini yapmak
En güzel isimler Allah’a aittir (A'râf, 180). En üstün vasıflar, en güzel özellikler Allah’tadır. Bir kul Allah’ın isimlerini ve sıfatlarını ne kadar iyi bilirse O’nu o kadar tanır. O’nu ne kadar tanırsa o kadar çok sever. Yani kulun muhabbeti marifeti kadardır.
Bu gerçek karşısında her bir Müslüman; Rabbimizin güzel isimlerini öğrenme, bu isimlerin anlamlarını kavrama, Allah’a bu isimleriyle dua etme ve zikretme, her bir ismin gereğini kendi hayatında da gerçekleştirmeye gayret göstermelidir.
5) Allah’ın ayetlerini görmek ve işitmek
Allah’ın iki tür ayeti vardır. Birincisi gözlerle görülebilen şu kainat ve onun içindeki bütün varlıklardır. Bunların her biri Allah’ın gücünü, kudretini ve sanatını yansıtan birer sanat eseridir. Basiret gözü açık olan kullar bunları gördükçe Allah’a olan imanları artar. Nitekim Rabbimiz bir ayette şöyle buyurur: “Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler (ve şöyle derler): Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmrân, 191).
Allah’ın bir de işitilen ve okunan ayetleri vardır ki bunlar Kur’an’da yer alan ayetlerdir. Mümin, Rabbimizin kelamı olan Kur’an’ı okudukça, anlamını kavramak için gayret gösterdikçe ve Kur’an’da yer alan hükümleri kendi hayatında uygulamak için çabaladıkça Rabbimizi daha çok sever, Rabbimiz tarafından da daha çok sevilir.
6) İbadetleri ihlas ile yerine getirmeye gayret etmek
Kişi; Rabbimizin farz kıldığı veya teşvik ettiği ibadetleri, Allah Resûlü’nün (s.a.v.) öğrettiği şekilde ihlas ile yerine getirmeye gayret ettikçe Allah o kulu sever, kulda da Rabbine karşı olan muhabbet artar. Öyle bir noktaya gelir ki ibadetler bir yük gibi görülmez, bir nimet gibi görülür. Kılınan bir namazın ardından diğer namaz iple çekilir. Oruç tutarken çekilen açlık ona bir zahmet gibi değil, rahmet gibi gelir. Allah yolunda malını harcadığında aldığı lezzet ve haz, o malı kendisi yediğinde aldığı lezzet ve hazdan fazla olur.
Kuşkusuz bunlar dışında başka hususlar da vardır ancak bunlar, Rabbimize karşı olan muhabbetimizi artırabileceğimiz en önemli yollardır.
Rabbimiz kendisine karşı muhabbetimizi artırmayı ve böylece O’nu seven ve O’nun tarafından sevilen, O’ndan razı olan ve O’nun tarafından razı olunan kullarından olmayı bizlere nasip eylesin.
Selam ve dua ile...
Allah’a emanetsiniz...