Bir akademisyen X hesabından Rize'deki gezi ve gözlemlerine dair paylaşım yapmış.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Yavuz Köktaş, şahsi X paylaşımında sokaklarda gördüğü çıplaklık üzerine bir paylaşım yaptı.
Köktaş, "Eskiden Türkiye'nin İslam devleti olmasa da İslam ülkesi olduğu kanaatini taşıyordum. Bugün gördüğüm Rize sokaklarından sonra buranın İslam ülkesi değil gâvur ülkesi olduğu kanaati bende perçinleşiyor. Amerika neyse Türkiye de o... Minarelerden ezan okunması işi değiştirmiyor." ifadelerini kullandı.
Üniversite yönetimi Köktaş hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Üniversite, "her türlü ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemin karşısında" durduklarını söyledi.
Haberin son kısmı önemli. Ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemde bulunmuş hoca. Yahu yalan mı söylediği? Kimi nasıl ayrıştırmış? Bizdeki çıplaklık Avrupa'da yok. Yakın zamanda Avrupa seyahatim olmuştu; 4 ülke gezdim. Bizdeki çıplaklık ve ulu orta sevişme Avrupa'da yok.
Avrupa dönüşünde İstanbul'a indim. Beşiktaş'ta oturan ablama misafirliğe gittim. Avrupa'ya henüz gelmişim gibi hissettim.
Yahu bizdeki çıplaklık ve fuhşiyat katbe-kat oradan fazla.
Millet sokakta, toplu taşımada birbirini mıncıklıyor.
Hocanın biri çıkmış, kanayan yaramıza şahsi bir hesaptan eleştiri yapmış ve eleştiri son derece yerinde. Adamı aforoz ediyorlar, soruşturma açıyorlar.
Neyi, kimi ayrıştırmış paylaşımı, merak ediyorum. Savaş mı çıkaracak söylemleri? İyice zıvanadan çıktık, saçma sapan bir ülke olduk.
Magandalar kameralara gülerek tutuklanırken polisine sövüyor; ceza yok, yaptırım yok. Bir akademisyen görüşünü ifade edince hurra hücum!
Çünkü sistemin işine gelmiyor.
Yahu "şeriat" diyeni tutukluyoruz, "Burası laik" diyeni soruşturuyoruz.
Ne yapacağını şaşırdı insanlar.
Bu profesöre soruşturma açanlar gidip ülkenin kıyı kesimlerini gezsinler, kıyı illerinde neler dönüyor görsünler. Alkolü bizim kadar tüketen var mı? Bizim kadar çıplaklığı seven ve bedeni teşhir etmeyi öven bir düzen var mı?
Kimin eli kimin cebinde belli değil memlekette; tas kayıp, pisliğin hiçbirine doğru düzgün bir yaptırım yok ama bir bilim insanı bir hakikati dile getirdiğinde ülke ayağa kalkıyor.
Aynı olay Ayasofya İmamı Mehmet Boynukalın'a da yapıldı.
O da bir hakikati dile getirmiş ve linç edilmişti.
O da bir profesör.
Mehmet Boynukalın resmî olarak görevden alınmamış, 8 Nisan 2021 tarihinde görevinden istifa ederek Marmara Üniversitesindeki akademik çalışmalarına geri dönmüştü.
Ayrılışının arkasındaki temel sebepler ve yaşanan süreç şu şekildedir:
Siyasi ve Sosyal Tartışmalara Yol Açan Paylaşımları: Boynukalın, görev yaptığı dönemde sosyal medya hesabından İstanbul Sözleşmesi, kadın cinayetleri, laiklik, ekonomi ve faiz politikaları gibi siyasi ve toplumsal konularda sık sık dinî yorumlar içeren paylaşımlarda bulundu.
İktidar ve Kamuoyundan Gelen Tepkiler: Bu açıklamalar kamuoyunda ve siyasi çevrelerde tartışmalara neden oldu. AK Parti içerisinden de (örneğin Özlem Zengin ve Bülent Turan gibi isimler tarafından) din adamlarının siyasi polemiklerin merkezinde yer almaması gerektiğine dair eleştiriler geldi.
Açıklanan İstifa Gerekçesi: Mehmet Boynukalın, istifa ederken yaptığı açıklamada Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesindeki akademik ve bilimsel çalışmalarına daha fazla yoğunlaşmak istediğini belirtti. Ayrıca yaptığı siyasi yorumlar üzerinden "Ayasofya imamı konuşuyor da biz niye konuşmayalım?" denilerek yapılan benzetmelere ve tartışmalara imkân vermemek amacıyla bu kararı aldığını ifade etti.
Sistem eleştiriye kapalı. Eleştirenler aforoz ediliyor, karalanıp dışlanıyor, hatta medya eliyle iftiraya maruz kalıyor.
Rabbim sonumuzu hayreylesin.
Selam ve dua ile.























