"Kadının beyanı esastır" diye bir düzen tutturmuşlar. Batı'ya ve batıla yaranmak için hakkaniyeti, adaleti arka plana atmışlar. Rabbim bu sistemi kahretsin! Dünyanın farklı yerlerini gezen biri olarak söylüyorum; dünyada böyle bir düzen daha yoktur. İnsanın insana zulmettiği bir sistem inşa etmiş Batılılar. İnsan, insanın kurdu olmuş. Birbirimizi tüketiyoruz. Sistemi kuranlar kaleyi içerden de dışarıdan da fethetmişler.
Sınav günüydü, galiba TYT sınavıydı. Kız kardeşimi sınava kavuşturacağım. Milli Eğitim’in oradaki Kanalboyu hepinizce malum, Malatya'nın en işlek yerlerinden biri. Üstelik sınav günü bir kadın, tam ben o caddeye gireceğim esnada önümdeki araçtan inip dubalarla yolu kapattı. Bahsettiğim yolu yanlış anlamayın; direkt Kanalboyu’ndan, en işlek yerden bahsediyorum, ara cadde falan aklınıza gelmesin. Üstelik sınav günü, insanlar pürtelaş sınava yetişmeye çalışıyorlar.
Kadına "Bu yolu hangi gerekçe ile kapatıyorsunuz?" diye sordum. İleride konteyner dükkânı olduğunu ve mal indireceğini söyledi. Kapalı bir bayan... "Abla, böyle bir günde böyle bir şeyi nasıl yaparsın? İnsanlar önde, arkada kuyruk oldu." diye sitem ettim.
"Sana hesap mı vereceğim?" dedi. "Lanet olsun şeytana!" deyip yoluma devam ettim. Aracımın önünde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilen resmî tanıtım kartım, basın trafik kartım olduğu hâlde bana bu muameleyi yapan, başkasına neler yapmaz!
Tabii bu olay üzerine emniyeti aradım, durumu izah ettim. Biraz da zamanım vardı, 10 dakika kadar müsait bir yerde bekledim. İlk aramadan sonra iki kez daha aradım, vallahi ne gelen var ne giden... O yol kapalı; gelenler dubaya anlam veremeyip bakıp devam ediyorlar, farklı ve alternatif güzergâh arayışına giriyorlar. Orada "Allah bu sistemin, bu düzenin belasını versin!" dedim.
Baktım elime bir şey geçmiyor, kimse de bu durumu umursamıyor; alternatif bir güzergâhtan kız kardeşimi sınav yerine yetiştirdim.
Aynı durumu biz yapmış olsaydık, bir kadın bizi şikâyet etmiş olsaydı o dubayı —çok af buyurun ama— gözümüze sokarlardı herhâlde.
O kadar zoruma giden durumlar oluyor ki bazen ben de hepiniz gibi sitem ediyorum.
Rabbim bu sistemi kahretsin, böyle bir adalet anlayışı olamaz!
Hakkımızı dahi aramaktan imtina ediyoruz.
Geçen gün arkadaşlarla oturuyoruz, Harun abi "Başımıza bir şey gelmesin, kör kurşuna kurban gitmeyelim diye eve eğile eğile gidiyoruz." gibi bir ifade kullandı.
Maalesef düzen o kadar kirli, o kadar kötü ki... Magandalar, suç makineleri elini kolunu sallaya sallaya rahatça gezerken, doğru düzgün bir ceza almazken ve onlara emniyette, yargıda saygı duyulurken gariban vatandaş hiçbir yerde hiçbir şey sayılmıyor.
Gariban zulüm görüyor, yanlış insanlar el üstünde tutuluyor.
Polise küfür edenler, kameralara "Bekleyin, aklımız hâlâ yapamadıklarımızda!" diyenler itibar görüyor.
Ama gariban insanlar, suça zerre kadar bulaşmayanlar adam yerine konmuyor.
Kötü alkış alırken iyi yeriliyor.
İyi garip ve yetim, kötünün sahibi çok.
Evvela kaostan beslenen bu sistemler kötülere sahip çıkıyorlar. Yüzlerce dosyası olan magandalar ortalıkta kol geziyor.
Yarın acaba kimin başı yanacak, bunlar kimin canını alacak diye 3. sayfa haberlerine bakıp duruyoruz. Hiçbirimiz güvende ve emniyette değiliz. Güvende ve emniyette olan; bu kötü, kaotik ortam ve onun sahibi olan bu pislik sistemdir.
Selam ve dua ile...
Allah'a emanetsiniz...