Öküz altında buzağı arayanlar, pimpirikliler, sudan sebeplerle hayatı ve geleceği zorlaştıranlar; bu yazıyı iyi okuyun. İyi okuyun ki kendinize ne kadar zulmettiğinizi anlayasınız. Kendi hayatınızı kendinize zor ediyorsunuz, kendi elinizle kendinizi ateşe atıyorsunuz.
Bu arada ateş demişken; bu cümleden "evlenen cennette, bekâr ateşte" gibi yanlış bir tümevarım çıkarmayasınız! "Evlenin, imanınızı kurtarın," diyen Resulullah'a (s.a.v.) muhalefet ediyorsunuz. Evet, mazeretleriniz var ve haklısınız. Lakin bu yazıyı sonuna kadar sabırla okumanızı tavsiye ediyorum.
Mehmet Emin Kalender Bey'in kendi yaşadıklarını anlattığı kaleminden...
Harama bulaşmadan helalinden evlenmek isteyen eş bulamıyor. Evlilikte gözü olmayan, aklı fikri oynaşta olanlar ise her gün bir sevgili ile düşüp kalkıyor.
Bana özelden çok yazan oluyor. Hanım olsun erkek olsun; "Yok mu uygun bir eş adayı, evleneyim hocam?" diyenler bir hayli fazla. Ama bunların yüzüne dönüp bakan yok. Nerede bir serseri, zibidi, züppe var; nerede bir zilli, çatlak, oynak var; "elini sallasan ellisi" misali zırt pırt sevgili değiştiriyorlar.
Helalin adı kaldı, dönüp bakan yok; haram kapışıldı, hâlâ doyan yok...
Gerçekten samimi olarak evlenmek isteyenlere acizane birkaç tavsiye vermek istiyorum:
Kusursuz eş adayı aramayın, bulamazsınız.
Ağır kriterler sunmayın, bulamazsınız.
Şartları zorlaştırmayın, hayat zaten zor.
Ne siz Râbiatü'l-Adeviyye'siniz ne de karşınızdaki Hasan-ı Basrî'dir. Hepimiz, hepiniz insanız, insansınız. Onun kusurunu sen kapatacaksın, senin kusurunu o kapatacak. Biiznillah yuvanızda yuvarlanıp gideceksiniz.
Mükemmel insan araya araya belli bir yaşa gelmiş hoca kardeşlerimiz var. Yaşı neredeyse yarım asra dayanmış, hâlen mükemmel eş adayını bulma düşüncesinde... Biz ahir zaman Müslümanlarıyız. Ahir zamanda mükemmel insan aramak, define aramak ile neredeyse eş değer hâle gelmiş. Define denilen şey kolay mı bulunuyor da siz mükemmel eş adayını kolay bulurum sanıyorsunuz? Emin olun bu da şeytanın bir kandırmacasıdır. Sizi oyalıyor, size kimseyi beğendirmiyor. Böyle böyle ihtiyarlayıp gideceksiniz. Size de yazık oluyor, beğenmediklerinize de yazık oluyor.
Bakın, bize her hâliyle örnek olan Sevgili Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), 25 yaşında ilk evlendiğinde Hatice annemiz 40 yaşında idi. Ve Efendimizden önce de iki evlilik yapmış idi; Efendimiz onun üçüncü eşi idi. Ama siz, "Benim elime erkek eli değmedi, ben de eline kadın eli değmemiş erkek eş istiyorum," diyorsunuz. Yahu siz, Hazreti Hatice annemizden daha mı mübareksiniz?
Aynı şekilde erkekler de dul kadın istemiyor, illa bekâr olacakmış. Dul bir hanım olan Hatice annemizden de mi utanmıyorsunuz böyle söylerken? Vallahi şaşırıyorum, hayret ediyorum. Bu kadar ince eleyip sık dokumaya ne gerek var? Bulursun birini, yaparsın istihareni; hayırlı çıkarsa "Bismillah" deyip kurarsın yuvanı. Mesele bu kadar basit iken zorlaştıran sizlersiniz, kusura bakmayın...
Bunu söylemek ayıp değil; bu fakir, Sevgili Peygamberimiz'i (sallallâhu aleyhi ve sellem) örnek almaya çalışıyorum. Ben 25 yaşımda evlendiğimde eşim 34 yaşında idi, benden 9 yaş büyük idi. Üstelik ben de Sevgili Peygamberim gibi eşimin ilk eşi değilim, ikinci eşiyim.
Çarşaf-ı şerifli diye, tarikatlı diye, ehl-i sünnet diye, hoca hanım diye sevdim de aldım. Benden önce yaptığı evlilikten bana ne? Ben, benim hayatıma girdikten sonraki hayatına bakarım; öncesi beni ilgilendirmiyor. Kurban olduğum Rabbim lütfetti, üç tane de pırlanta gibi evlat nasip etti.
Şimdi ben böyle yaptım diye incilerim mi döküldü? Adamlığıma halel mi geldi? 13 senedir evliyim elhamdülillah. Yeri geliyor kavga da ediyoruz, yeri geliyor gülüp oynayıp eğleniyoruz da. Evlilik zaten böyle bir şey; iki adım ileri, bir adım geri, yuvarlanıp gideceksiniz...
Ben evleneceğim zaman kusursuz, hatasız, mükemmel eş adayı hiçbir zaman aramadım. "Allah'ım, kendi ayarımda birini nasip et," diye dua ettim. Bugün hanımımın hâl ve hareketlerine bakınca duamın %100 kabul olduğuna şahit oluyorum. Çünkü ben kendimin de farkındayım, kendimin de ne mal olduğunu biliyorum. Ben Hz. Ali olsaydım, Allah Teâlâ da bana Hz. Fatıma gibi birini nasip ederdi. Ama ben Kalender'im; Kalender'e de onun ayarında bir eş nasip olur anca...
Evlenmek isteyen abiler, ablalar! Bu yazımı alelade bir yazı gibi okuyup geçmeyin. Üzerine tefekkür edin. Ve istiharesi hayırlı çıkan eş adayınızı, bütün dünya karşınızda dursa yine de alın. Aileleriniz bile razı gelmezse yine alın. Gerekirse kaçırın.
Ben öyle yaptım, hiç de pişman değilim. Ohh, canıma değsin, iyi ki de öyle yapmışım...