Bizde herhangi bir partinin eski ilçe başkanı dahi bu hareketi yapmaz.
Çünkü biz mütevazı bir millet değiliz; makam ve gösterişi de ziyadesiyle severiz.
Japonya'nın eski Başbakanı Yoshihiko Noda'nın (2011-2012 dönemi) Chiba kentindeki bir tren istasyonunun önünde tek başına broşür dağıtması ve yanından geçen halkın çoğunun onu tanımadan yoluna devam etmesi epey gündem olmuştu.
Avrupa seyahatim sırasında karşılaştığım insanlara belediye başkanlarının kim olduğunu sorduğumda neredeyse hiç kimse cevap verememişti. Hangi partiden olduğunu dahi bilmiyor ve merak da etmiyorlardı.
Şaşırmıştım.
Ülkeyi kimin yönettiği önemsizdi; çünkü aylarca hükümetsiz kalsalar dahi tıkır tıkır işleyen bir sistem vardı. İnsanlar seçimleri konuşmuyor, seçim tarihleriyle ilgilenmiyorlardı. Seçimlere katılım oranı da son derece düşüktü.
Çünkü kişilere bağlı bir sistem ve düzen yoktu; kişilerden bağımsız bir işleyiş vardı. Her gelenin yeni bir düzen inşa etme imkânı bulunmuyordu. Her şey tıkırındaydı ve insanlar siyaseti hayatın merkezine koymuyorlardı.
Ve yine dünyadan bir başka örnek...
Eski Uruguay Cumhurbaşkanı...
"Dünyanın en fakir devlet başkanı" olarak bilinen Mujica, görev süresi boyunca ve sonrasında devlet sarayı yerine mütevazı çiftlik evinde yaşamaya devam etti. Halkla doğrudan ve protokol olmadan iletişim kurmayı tercih eden Mujica, emektar aracıyla yolda otostop çeken gençleri ve işçileri arabasına almasıyla sık sık gündeme gelirdi.
Ya bizimkiler?
Özel kalemin özel kalemi var... Şoförün şoförü...
Bu defa Avrupa'dan bir örnek...
Eski Hollanda Başbakanı Rutte...
Görevde olduğu yıllar boyunca Lahey'deki Başbakanlık ofisine ve parlamentoya koruma konvoyu yerine sık sık bisikletiyle gidip geldi. Yol üzerinde elinde elmasıyla yürüyen ya da sokakta kahvesini döktüğünde temizlik görevlisinden paspası alıp yeri kendisi temizleyen Rutte, halk arasında sıradan bir vatandaş gibi hareket etme kültürünün en belirgin örneklerindendi.
Bir de bizimkilere bakın...
Kibir, gösteriş, makam sevdası ve gelecek kaygısı... Sürekli bir kavga hâli ve kaos...
Çünkü makam onlar için her şey!
Bakın, eski Avusturya Cumhurbaşkanı Van der Bellen... Cumhurbaşkanı seçildikten sonra dahi Viyana'da toplu taşıma (metro ve tramvay) kullanmaya devam etti. Sabah saatlerinde elinde gazetesiyle metroya binen Van der Bellen'e yanındaki yolcuların alışkın gözlerle bakması ve özel bir ilgi göstermemesi, Japonya'daki tren istasyonu görüntüsüyle benzerlik taşıyor.
Sizce bizim gibi bir toplumda benzer manzaralar görme ihtimalimiz var mı?
Bence yok...
Peki siyasilerin ve makam sahiplerinin bu hâle gelmesinde bizim etkimiz yok mu?
Maalesef bizler toplum olarak bir oda başkanını dahi neredeyse putlaştırıyoruz. Bir muhtarlık yarışı için birbirimizin canına kıyıyoruz.
Bu toplumun düzelme ihtimali yok. İçimizden öyle idareciler çıkması da olası değil.
Selam ve dua ile...
Allah'a emanetsiniz...